29 Aralık 2023 Cuma

Jujutsu Kaisen 2. Sezon (Anime)

 


 İlgiyle takip ettiğim animenin 2. sezonu yeni bitti. Çok gecikmeden 3.sezonun çıkmasını istiyorum da iki yılı bulur galiba. 🙄

 Paylaştığım Bir Karakter Meselesi serisinde karakterlere değindiğim için genel olarak konuyu anlatayım. Sezonun ilk birkaç bölümünde, Jujutsu Koleji'nin hocası ve en güçlü Jujutsu büyücüsü olan Gojo'nun ergenlik dönemlerine yer veriliyor. Nasıl daha güçlü hale geldiğini, yenilmez oluşunun hayatında ne gibi değişikliklere yol açtığını görüyoruz. Gojo o zamanlar fazla neşeli ve hayat dolu, tabii ilk darbeleri yedikten sonra biraz değişiyor. Şimdiki korumacı hali ve çabası da o dönemlere uzanıyor bence. En yakın arkadaşı olan Geto ile yollarının ayrılması aslında olumsuzlukların başlangıcı olmuş bir bakıma. Önceleri daha sorgulayıcı, eleştirel olan Gojo iken yaşananlar neticesinde ve onun Geto'ya sorduğu sorularla esas değişimi yaşayan Geto oluyor. Tabii bu değişimi tetikleyen başka şeyler de var. 

  Sezonun sonraki bölümleri genel olarak karanlık ve karamsar geçiyor. Dünyaya farklı pencereden bakanlar, bazı şeyleri kabullenemeyenler kendi emellerini hayata geçirmek için büyük bir plan yapıyor. Tabi bunun için öncelikle Gojo'nun etkisiz hale getirilmesi gereklidir. Bu yüzden pek çok insanın hayatını tehlikeye atmaktan çekinmezler. Shibuya İstasyonunda insanlar rehin alınır, durumu öğrenen Gojo ve diğer jujutsu büyücüleri olay yerine intikal eder. Planın geniş çaplı düşünülmesi ve beklenmedik aşamaları bizimkileri hazırlıksız yakalar. İlerleyen bölümlerde pek çok karakter savaşmak zorunda kalır, kayıplar verilir.

 Ana karakterimiz İtadori ilk sezondan beri lanetler kralı Sukuna'nın taşıyıcısıydı. Burada bir şekilde serbest kalan Sukuna'nın semtte estirdiği dehşeti görüyoruz. Sukuna için o an bir kişi hariç kimsenin canının kıymeti olmadığından verebileceği en fazla hasarı verip aradan çekilir. İtadori suçluluk hissettiği için yaşadığı ruhsal çöküşün ardından toparlanmaya çalışır. Aksi gibi kötü olaylara da hep o şahit oluyor.

 Anime filminden sonra kaç bölümdür görmeyi beklediğim Yuta da tam sezon sonunda karşımıza çıkıyor, hem de aldığı beklenmedik kararla. Yine her zamanki gibi nazik ve düşünceliydi. ☺️

 Pek çok şey yarıda kaldı, bazı karakterleri yaşanan olaylardan sonra bir daha göremedik, kimilerine ne olduğu belirsiz, bir an önce üçüncü sezonun gelmesini istiyorum. 😊 Fırsat bulduğum anda mangasından devam edeceğim. Zaten çoğu önemli şeyi öğrendim önceden. Yine de okuyup detayları bilmek güzel olacak.

 Çizimleriyle, akıcılığı, müzikleri, olay örgüsü, ters köşeleriyle bu sezonu çok beğendim ben. 🤗 Bu sezonda Choso'yu çok sevdim, ilginç ve renkli bir karakter. Nanami'ye daha fazla yer verilmesi de, onu tanımamız adına çok iyi olmuş. Zaten ilk sezonda da severdim onu. Seride gereksiz olduğunu düşündüğüm bir iki karakter de vardı ya neyse. Her şey istediğimiz gibi olmuyor işte. :) (gifler: tenor.com) spoiler içeriyor gifler




Ergen Gojo vs Toji (Megumi'nin babası)


 Shibuya İstasyonundan bir kare (Gojo'yu böylesine yoran hayat bize ne yapmaz. 😅 )




 Megumi vs Toji (Süper hızlı ve güçlü babaya tavşanlarla saldırmak 😅😆)



 Bu nasıl güç, nasıl cesaret? Megumi'nin bile isteye kendi ayağına sıktığı an...





 Sukuna ve gücü... (ona yürüyen doğal afet diyorum) 


 2. sezonun giriş parçası da çok iyi. Ne kadar spoiler içeriyormuş meğer, tabi bölümleri izledikten sonra anlıyoruz neyin kastedildiğini.



28 Kasım 2023 Salı

Raşōmon ve Diğer Öyküler (Kitap)

 


 Yazardan okuduğum ilk kitap. İzlediğim yazarlardan ilham alınan animede (bungou stray dogs) hırçın Akutagawa karakterini çok sevince kitabını da okumak istedim. Raşōmon adlı öyküsü onu edebiyat dünyasına tanıtan ilk öyküymüş. Yazar 1892'de doğmuş, 1927'de intihar etmiş. Eski Japon yazarlarda bu durumu çok görüyoruz maalesef. Genellikle hayata karşı karamsar bakış açıları buna sebep oluyor. Kısa zamanda çok öykü yazmış hatta zamanında Natsume Soseki'nin övgü ve desteğini almış. Akutagawa yazılarında tekrara düşmek istemediği için sürekli farklılık arayışına girmiştir.

 Bu kitabında uzun ve kısa pek çok öykü yer alıyor. En sevdiğim öyküleri Cehennem Tablosu, Toşişun, Mendil, Örümcek İpi ve Raşōmon oldu. Gerçekten de her birinde yazarın tarzı farklı. Bazen hırçın, bazen sakin, bazen ders verici şekilde yazmış. Cehennem Tablosu'nda kendini üstün gören bir ressamın daha gerçekçi resim yapmak için sınırları nasıl aştığını ve hırslarının sonucunda yaşadığı acıyı görüyoruz. Çarpıcı ve ilginçti, karakterin deliliğini hissedebiliyoruz okurken. Örümcek İpi bencillik üzerine yazılmış dikkat çekici bir öykü. Raşōmon sefalet içinde yaşayan birinin ruh hali ve gördükleri karşısında sağlam duruşunu bozmasını konu alıyor. Çarklar adlı öyküde ise kendi yaşamından kesitleri bir karakterin ağzından anlatıyor. Dolayısıyla onu intihara sürükleyen süreci de burada biraz anlamış oluyoruz.

 Kitap, geleneksel Japon kültürünü konu alıyor genel olarak. Bu dönemi sevenlere ve birbirinden farklı hikayeler okumak isteyenlere tavsiye ederim. Fırsat olursa başka öykülerini de okumak isterim. 


Alacakaranlıkta gökyüzü sanki yere inmişti. Kapının damından çıkıntı yapan kiremit uçlarının, ağır kara bulutları omuzlamış gibi bir hali vardı.

Çünkü kötülüğe karşı yüreğinde duyduğu nefret, tıpkı yaşlı kadının tahta döşemeye sıkıştırdığı çıra gibi, adamın içinde alev alev yanıyordu.

Artık burada "çok şükür" mü demek lazım "maalesef" mi demek lazım orasını bilemiyorum, ama bir müddet sonra köşedeki çömleğin gölgesinden ince, uzun kıvrımlar çizerek simsiyah katran gibi bir şey aktı.

O akşam baykuşu çömezin üstüne kasten salmıştı. Çömez, canını kurtarmak için sağa sola kaçtıkça usta da oturmuş bir güzel bu sahnelerin resmini çizmişti.

"O halde 'Cehennem Tablosu'nu çizebilmen için gerçek bir cehennem görmen gerekiyor. Öyle mi?"

 Yazarken çektiğim çetin eziyet gitgide zihnimi bulandırmaya başlamıştı.


22 Kasım 2023 Çarşamba

Fırtınada Yanacaksın (Kitap)

 


  Bu aralar polisiye okumak istediğim için bu kitaba başladım. İlk yarıdan sonrası daha akıcı ve heyecanlıydı. 

 Dedektif Gurney bir gün bir vaka hakkında bölge savcısından teklif alır. Bir cinayet işlenmiştir. Kline olaylara dışarıdan bakabilecek birine ihtiyaç olduğunu söyleyerek ondan görevde yer almasını ister. Gurney işine çok bağlı olsa da kararsızlık içinde kalır ama sonra kabul eder. Siyahiler ve beyazlar arasında bir çatışma patlak verecek gibidir. Irkçılığın giderek arttığı dönemde polisler ve ardından başka insanlar da öldürülür. Televizyondaki programlarda da olaylar çarpıtılıp belli çevrenin suçlu olduğu algısı oluşturulmakta bu da toplum düzenini tehdit etmektedir.

 Gurney'in çalıştığı soruşturma ekibinde ipleri eline alıp her şeyi istediği gibi yönlendiren şef Beckert vardır. Gurney bu adamdan hoşlanmaz ve kafasına takılan sorulara yanıt araması Beckert'i rahatsız etmeye başlar. Kendi çıkarını düşünen Kline de sonunda artan gerilim yüzünden Gurney'i görevden alır.

 Gurney ise işini yarım bırakmaz. Vurulan polis eşlerine de üzüldüğü için cinayetleri çözmek ister. Kafasını kurcalayan şey delillerin abartı boyutunda çokluğudur, sanki birileri sahte deliller bırakmak istemiştir. Teşkilattan birinin bile işin içinde olabileceğini düşünür. Bunun üzerine birkaç kişinin yardımı ile olayı kendi araştırmaya başlar. Bir şeyleri çözmeye başladıkça işin göründüğünden daha karışık olduğunu anlar. Şüpheli listesi kabarıktır, yeni cinayetler de işlenmeye devam eder.

  Kitabı severek okudum. Yazarın detaylara önem vermesi, karakter analizleri hikayeye gerçekçilik katmış. Okurken sanki yazar bunları kendi yaşamış da anlatıyor gibi hissettim. Basının veya yetkililerin bir şeyleri nasıl çarpıttığını, insanları nasıl yönlendirdiğini görmek de düşündürücüydü. Gurney'in cinayet olaylarına çok dahil olmasına rağmen hâlâ hassas olması ve insanların acısını hissetmesi de güzel detaydı.

 Polisiyede sanırım en beğendiğim yazar, sadece kitabın biraz daha gerilim ağırlıklı olmasını isterdim. Sonlara doğru gerilim hissediliyor yine ama daha çok bulmacanın parçalarının yavaş yavaş birleştiğini görüyoruz. Sonu gerçekten beklenmedik ve detaylıydı. Kurgu çok iyi düşünülmüşse de tek bir noktaya takıldım. Katil hedefindeki kişilerden bu kadar nefret ediyorsa niye sadece o kişileri doğrudan öldürüp meseleyi bitirmemiş, çok fazla risk almış. Spoiler olmasın diye detaya giremiyorum. Bir de Gurney'in eşi ile olan iletişimi bana garip geldi, nedense aralarında gerçek bir samimiyet hissedemedim. Daha önce okuduğum kitaplarının üzerinden çok zaman geçtiği için hatırlamıyorum ama hep böyle miydi araları bilemedim. 


Adına haber denilen şeyin sıklıkla suni olarak yaratılan tartışmaları, kısmi gerçeklerin abartılmasını ve hakkında hiçbir şey yapamayacakları olayları niteleyen bir terim olduğu kanaatindeydiler. 

Bir başkasının acısı karşısında irkilmek empati duygusunun varlığını ortaya koyar. Bu da en değerli insani niteliklerden biridir.

Gurney bir hayli kederlenmiş, bir taraftan bu şekilde hissediyor olmayı hayretle karşılanmıştı. Boğazında bir şeylerin düğümlendiğini hissederken gözleri yaşardı.

İşlerin yoluna girmesini istediklerinden bahseden insanlar Gurney'i hep huzursuz ederdi. Çünkü bu, gerçeklerden çok düzenin devamının arzulandığı manasını taşırdı. 

Siyaset denen şey artık bağırıp çağırmadan, yalanlardan ve tehditlerden ibaret.


12 Kasım 2023 Pazar

Naruto Felsefesi (Kitap)

 


 Naruto manga/animesinin hayranı olan yazar seriyi tanıtabilmek için kitabı yazmış. Şu sözleriyle açıklıyor bunu: "Benim bu kitabı yazmamın nedeni de, söz konusu duyguları ve zenginliği herkese anlatmak için duyduğum büyük istek ve coşkudur."

 Dünya çapında meşhur olan ve hayran kitlesi giderek büyüyen Naruto benim de en sevdiğim animedir. Bu yüzden yazarın ne yapmaya çalıştığını gayet iyi anlıyorum. Kitap Naruto'nun mangakası Kishimoto'nun kısa hayatını ve onun esinlendiği tarihi ve mitolojik konuları anlatıyor. Daha sonra önemli karakterlerin hayatına, yaşam tarzlarına, amaçlarına tek tek değiniliyor.

 Naruto'nun bitmeyen azmi ve şefkati, Kakashi'nin travmalarla dolu geçmişine rağmen sağlam bir kişiliğe sahip olması, yıkım getiren Gaara'nın zaman içinde dönüşümü, İtachi'nin yükü ve acıları, Naruto'ya çok benzeyen Obito'nun yoldan nasıl saptığı...

 Kesişen hayatlar birbirini etkileyerek sonunda insanların tek bir hedefe yönelmesini sağlıyor. İnsan yalnızsa sahip olduğu büyük gücün de bir önemi kalmıyor. İnsanların birbirini anlayabilmesi ve bir olabilmesi en önemli mesele. Naruto hikayesi tam da bunun üzerine kurulu. Aslında yazar bunu biraz ütopik buluyor, yine de ders alınması gereken bir durum olduğunu da belirtiyor.

 Kitap kısa bölümlerden oluşuyor. Narutoyu izleyecekler için çok spoiler içeriyor, bu yüzden onlara değil de Naruto'yu izlemiş olanlara veya izlemeye vakti olmayıp da Naruto'yu merak edenlere tavsiye ederim. Birbirinden etkileyici hikayeleri tekrar anımsamak ve yazarın bakış açısından görmek güzeldi. Her iyilik başka bir iyiliği doğurur, yoldan sapmayanlar bir gün muhakkak diğerlerini de etkiler. Çok severek okudum. Hayran yorumlarına da yer verilmesi güzel detaydı. Kalbini vererek izlemiş olanların benzer şeyler düşündüğünü görünce sevindim. Bu bakımdan Naruto daha uzun yıllar hafızalarda yerini koruyacaktır. Böylesine etkileyici hikaye ve karakterlerin bir arada toplanması nadirdir. Son olarak Naruto benim için de bir başyapıt. 😊💙


Kishimoto gerçek dünyada süregelen zalimlikleri ve çatışmaları eserlerine tüm çıplaklığıyla yansıtır. Onun gözünde hayat güzel olduğu kadar acımasızdır da. Naruto karakteriyle ise iyilik ve barış dolu, ama daha da önemlisi, aklın hükmettiği bir dünya hayal edebileceğimizi gösterir bize.

Oysaki içinde ta en başından beri, pek çok acıya ve trajediye yol açacak kadar güçlü bir canavarın yattığını bilseydi, bu yükün altından kalkamaz, büyük hayaller kurmasını sağlayan özgürlüğe hiçbir zaman erişemezdi.

Böyle bakıldığında Naruto'yu durduranın, intikam almasına engel olan şeyin, harekete geçmeden önce anlama ihtiyacı olduğu söylenebilir.

Tüm bu duygusal boşluklar, aşağılanma, ihanet ve de uykusuzluk Gaara'nın içinden gerçek bir ölüm makinesi çıkarttı.

Çünkü bazı yaraları zaman bile iyileştiremez. Özellikle de o yaralar pişmanlık, nefret, öfke ve intikam hırsıyla derinleşip yer ettiyse...

Maske takmasının nedeni de, gerçek kimliğini gizleyerek kırılgan tarafını korumak istemesiydi. Gerçek yüzüydü kırılgan tarafı; kimliğiydi, ona geçmişini hatırlatan her şeydi.

Naruto'yu tüm hikaye boyunca, düşmanlarının fikirlerini değiştirebilen, hiç değilse önceki hallerine döndürebilen biri olarak görürüz. Hep iyi niyetli, hep şefkatlidir o. Karşısındakini o noktaya neyin getirdiğini öğrenmek ister her zaman. Sonra da, sadece sözcükleriyle bile tepetaklak çevirebilir karşısındakinin hayatını.


5 Kasım 2023 Pazar

Kan ve Şeref (Kitap)

 


 Sonunda bitirdim. :) Kitap Nick Caramandi'nin eski üyesi olduğu azılı Scarfo çetesinin yükselişi ve düşüşünü anlatıyor. Kitabın başında 8 sayfalık bir isim listesi, işlenen cinayetlerin yıllara göre listesi ve mahkumiyet cezaları yer alıyor. Okurken sanki uzun bir haber bülteni dinliyor gibi hissettim. Pek duygulara yer verilmeden olduğu gibi olaylar anlatılıyor. Zaten kitap belgesel roman olarak geçiyor. Karga lakaplı Caramandi tanık koruma programı sayesinde tüm bildiklerini anlatmış. Suç araştırmacısı muhabiri olan George Anastasia da bunu başarılı şekilde kitaplaştırmış.

 Çetenin uzlaşmacı olan eski lideri Angelo Bruno 1980'de bir suikaste kurban gidince olaylar başlıyor. Bir süre sonra çetenin başına acımasız ve şiddet yanlısı Nicodemo Scarfo geçiyor. Scarfo, Bruno'nun aksine pek çok kişiyi kurban ediyor. Örgüt içindekileri bile öldürtüyor.

 Caramandi'nin çocukluk ve gençliğinden başlayan konu onun adım adım çeteye nasıl yaklaştığı ile devam ediyor. (Kariyerine oyuncak tabanca ile dükkan soyarak başlayıp ileride mafya reisinin temsilcisi olacaktır.) Karga, çeşitli suçlar işleyerek, bağlantılar kullanarak çete için çalışmaya başlar. Çeteye üyelik ise kolay değil. Yıllarca onlara bağlı çalışır. Kendisi dolandırıcı olduğu için amacı çeteye katılıp daha fazla para kazanmaktır. Bir süre sonra adam öldürmek bile işinin bir parçası haline geliyor. Genelde zaten suça bulaşmış kişileri öldürdüğü için vicdan azabı da duymuyor.

 Sonunda bir gün Caramandi bir törenle çeteye üye yapılır, kanlı bir yemin eder. Artık çeteyi daha yakından tanıyan adam akıllıca davranıp sadece verilen emirleri yerine getirip ve başka şeye burnunu sokmaz, şikayet etmez. Çünkü çete içinde çok kıskançlık var ve çeşitli entrikalar dönüyor. Zamanla çete lideri Scarfo ile daha yakın olur ve ona çok para kazandırır. Ancak Caramandi'nin hesaba katmadığı bir şey vardır. Scarfo kimseye tam anlamıyla güvenmeyen, paranoyak biridir. Geçmişte en yakınındaki kişiyi bile çeteden azledip öldürtmüştür. Karga çok çalışır, sadıktır. Zamanla zirveye tırmanır ama onun için işler tersine döner. Bir gün tutuklanır ve çete ona sırt çevirir, öğrenir ki Scarfo onu suçlamakta ve ölümünü istemektedir.

 Caramandi Scarfo'nun inadını iyi bildiği için tek kurtuluşu itirafçı olmakta bulur. Çıktığı mahkemelerde ifade verir ve onlarca kişinin mahkum edilmesini sağlar. Scarfo çetesi de bu şekilde çökmüş olur. Caramandi sonradan bir pişmanlığını dile getiriyor. Derdi sadece Scarfo ile olduğu için yetkililerle anlaşmış ve doğruları açıklamak zorunda kalmıştır. İşlediği suçlardan değil de yakalattığı diğer kişiler için üzülmektedir. Caramandi ölüm listesinde olduğu için kimlik değiştirerek yaşar ve sonunda kendini kimliksiz olarak tanımlar. Artık yaşlandığı için de yalnız kalmıştır.

 Kitapta çeteye dair çok detay var. Ne işler yaptıkları, işlerini nasıl yürüttükleri, kimlere tuzak kurdukları vs. Bu yüzden pek akıcı değildi ama ara ara merak uyandırıcı gelişmeler olmaktaydı. Bir de bu suç dünyası nesnel bakış açısı ile anlatıldığı için olanlara pek üzülmedim. Çoğu kişi ettiğini buluyor. Bu tarz konulara ilgisi olanlara tavsiye ederim. Benim için farklı bir deneyim oldu.

 

Fakat, bu üyelik merasiminden iki yıl sonra, Nick Caramandi, Scarfo'nun paranoyasının bir hedefi haline geldi. Böylelikle, aileye düşman oldu. Caramandi, bir düzineden fazla büyük jürinin önüne çıkıp, on bir farklı davada ifade vererek, hayatı pahasına korumaya yemin ettiği Philadelphia örgütünü çökertti.

Fakat, Scarfo örgütünün içinde, üç boyutlu bir satranç oyunu oynanıyordu. Birkaç düzeyde plan kurulup, entrika çevriliyor; çeşitli düzlemlerde çatışmalar yaşanıyordu.

Bütün öğleden sonrasını, hayal ya da gerçek, ölüm fikriyle geçirmişti. Hayatının hiçbir anında, kendisini, bu denli tehdit altında hissetmemişti. 

Bu sefer, kapana kısılmıştı. Çetenin merkezine doğru yaklaşıyordu fakat, yaklaştıkça, geri adım atmak, daha da imkansız hale geliyordu. Artık cinayet, hayatının bir parçasıydı.

Caramandi, toplam on bir davada tanıklık edecek ve elli iki kişinin hüküm giymesine neden olacaktı.

31 Ekim 2023 Salı

Link Click 2.sezon (Anime)

 


 Daha yeni ilk sezonu izleyip paylaşmıştım ama 2. sezon öyle iyiydi ki söylemek istediğim çok var, o yüzden yeni başlık açtım. Tek kelimeyle bayıldım animeye. :)

 Bu sezon da 12 bölümden oluşuyor. İlk sezonda iki arkadaş aracılığıyla farklı kişilerin hayatlarına tanık olmuştuk. Son bölümlerde işin seyri birden değişmişti. 2. sezon tamamen polisiye gerilim üzerine kurulmuş. Bölümler öyle bir yerde bitiyor ki ne olduğunu öğrenmek için hemen sonraki bölüme geçmek zorunda kaldım.

 Lu Guang ve Cheng karakterlerini daha bir sevdim. Bunların ev sahibi olan kızla iyi bir üçlü oldular. Aralarındaki güven ve bağlılık çok iyi yansıtılmış. İlk sezonun aksine burada kendi başları belada. Oyun isteyen, tuzak kuran birileri var. Üçlü ne yapsa da bazı sorunları aşamıyor. Gerilim ve gizem son bölümlere kadar sürüyor. Suçlunun kim olduğunu ve nasıl suç işleyebildiğini çözebilmek güçtü. Her şey ince düşünülmüş, akıl oyunlarını çok sevdim. Lu Guang gerçekten zeki ve soğukkanlı. Cheng de güçlü ve azimli biri. Finale doğru olaylar çözülürken farklı gelişmeler açığa çıktı. Yani anime henüz bitmemiş. 🥲 3. sezon kim bilir ne zaman gelir, beklemek zor olacak.

 Lu Guang bir sır saklıyor, bildiği şeye şaşırdım, umarım gerçekten değiştirebilmiştir yaşanacak olanları. (Bazı şeyler karmaşıktı, tam anlamadım ama 3.sezonda her şey netleşecektir.) Bu kadar sakin kalıp acı gerçeği kendine saklaması bile nasıl sağlam bir karakterde olduğunu gösteriyor. Bu sezonda Lu Guang'ı çok benimsedim, saygımı kazandı. Soğukkanlılığını ilk kez yitirdiği bir sahne vardı, çok etkileyiciydi. Cheng ile olan dostluğu takdir edilesi boyutta. Lu Guang'ın en baştan beri neden biraz içine kapanık, düşünceli olduğunu daha iyi anladım. Bayağı ters köşe oldu benim için. Kendisi üstüne basa basa geçmiş geçmişte kalmalı, kuralların dışına çıkılmamalı diyordu bir de. 

 Kızın adını unuttum o da bayağı iyiydi bu sezonda. Bu üçlünün yaptığı dövüşlere bayıldım. Dövüş sahneleri gerçekçi ve havalıydı. Çizimler de oldukça iyi. Animenin opening ve ending müzikleri de harikaydı. Onları da paylaşacağım, izlerken gözlerimi alamadım. 3.sezon çabuk gelsin. 🥺 İlk video opening, 2.video ending.





28 Ekim 2023 Cumartesi

Link Click (Shiguang Daili Ren) Anime

 

 "Neden ölmüşlere kelimeleri iletmeyi kabul ettiğimi biliyor musun? Bu kelimeler ölmüşlerin kaderini değiştiremez. Ama kelimeler yaşayanların pişman olmamasını sağlayabilir."



 Merhabalar çok ilginç, kısa bir anime ile geldim. Başta dilinin Çince olması kulağıma garip gelse de sonra o kadar sardı ki bir günde bitirdim bölümleri. Hemen konusuna geçeyim. :) (gifler:tenor.com)





  İki arkadaşın alışılmışın dışında bir fotoğraf dükkanı var. Dükkan sahibi de ayrıca arkadaşları, onlara sürekli müşteri getiriyor. Lu Guang (beyaz saçlı olan) bir fotoğrafa bakınca o ana dair 12 saatlik görüntüler görüyor. Cheng ise fotoğrafların içine girip müşterinin istediğini yapmaya çalışıyor. Tabii Lu Guang'ın yönlendirmesi ile hareket ediyor. Eğer geçmişte önemli bir değişiklik yaparsa gelecekte olumsuz sonuçlar doğabilir. Duygusal ve fevri olan Cheng bir de içine girdiği bedenlerin hislerini de paylaştığı için genelde kendini tutmakta zorlanıyor. Lu Guang'ın sürekli onu uyarmasına rağmen bazen bildiğini okuyor ve işleri karmaşık hale getiriyor.

 İlk bölüm heyecanlı başladı. Sonra biraz daha psikolojik ve duygusal ilerledi. Sonlara doğru gerilim arttı, polisiyeye döndü. Finali çok şaşırtıcıydı, hiç beklemiyordum. Kısaca bayılarak izledim ve 2.sezonu olduğunu da görünce mutlu oldum. Çünkü devamı muhakkak gelmeliydi, öyle bir yerde bitti ki. Karakterleri çok sevdim. Esas yük Cheng'de gibi görünse de sakinliğini hep koruyan ve olacakları gören Lu Guang'ın da düşünceli hallerini çok görüyoruz. İyi bir ikili oldular bence. Cheng ağır durumlardan sonra hep çökmüş gibi görünse de azimli olması ve elinden geleni yapmasıyla kendini sevdirdi. Son bölümler gayet zekiceydi ve merak unsuru ön plandaydı. İlginç bir şeyler izlemek isteyenlere muhakkak tavsiye ederim. :) 



24 Ekim 2023 Salı

Beni Onlara Verme (Kitap)

 


 Yazardan okuduğum üçüncü kitap oldu ve yazar hiç pişman etmiyor. Çarpıcı ve düşündürücü anlatım tarzını yine korumuş. Bu kitap aynı mahallede yaşayan farklı karakterlerin gözünden yazılmış kısa hikayelerden oluşuyor. Her hikayenin sonunda durup nefes alma ihtiyacı hissediyor insan.  Hüzün akıyor hikayelerden, insanın içini sızlatıyor. İçlerinden bazılarını daha etkileyici bulmakla birlikte konular genellikle hayal kırıklığı, gerçekleşmemiş beklentiler, çekilen acılar ve mutsuz sonlardan oluşuyor.

 Kitabın dili akıcı olsa da bazı şeyler insanın içine oturup kalıyor. Yazarın iyi bir gözlemci olduğunu düşündüm, karakter analizi çok iyi. Sanki her bir olay kendi başından geçmiş gibi samimi ve gerçekçi yazmış. Kalemi çok kuvvetli. Daha fazla uzatmadan alıntılara geçeyim. (Yine de favori kitabım Şanzeli Düğün Salonu oldu, onda farklı bir hava vardı.)


Kendimi bilmeye başladığım yaşlarda, içinde yaşamak zorunda kaldığım hayatın bende baş edilmesi güç bir nefes darlığı ve kopkoyu bir iç sıkıntısı yarattığını derin bir acıyla fark ettim.


İş bulmak bir yana, kapkaranlık gecelerin içinde uykuyu, sokağa çıktığımda yolumu, dünya denen cehennemde kendimi bulamıyordum.


Kendimle aramdaki mesafe gitgide artmaya başladı. Bir süre sonra tam ortadan ikiye bölündü hayatım. Bir yanım diğer insanları oyalarken, diğer yanım yavaş yavaş ölüyordu.


Kimseler bilmese de çaresizliğim geçmiyor bir türlü. Kuyular var, derin ve fakat ben Yusuf değilim. Yusuf olmayınca her kuyu derin insan için.


Gizlediğin o acıdan küçücük bir parça bile dışarı taşsa görenlerin içinde sızı kalıyor. Gördüm. Ben de saklıyorum herkesten. Ben de saklıyorum çok şeyi, ondan biliyorum.


Atılan ilk kurşunlar, mevzilerinde kanatsız kalmış çocukların hayallerine saplanır ki, sonrasında hayalsiz kalmış çocuklar gözlerini kırpmadan karşı mevzidekileri yok etmenin peşine düşsün.


11 Ekim 2023 Çarşamba

Kitap Alışverişim 7 (2023)

 

 Bir süredir kitap alışverişi yapmamıştım. Geçen gün aldığım iki kitapla birlikte hepsini koyuyorum. :) Çok şükür uzun süredir hayalini kurduğum kitabıma da kavuştum. Kardeşimin verdiği sipariş ulaştı elime ama olsun onu da ekleyim. Yayınevi bana birkaç adet yollayacaktı, daha elime ulaşmadı.




 Bu ikisini daha önce almıştım. Hayal Meyal'i okudum bile, çok güzeldi. :)



 Amazon'dan 40 TL indirim kodu geldi bana. Fırsatı kaçırmayıp birkaç kitap daha aldım. Dördünü 116 tl'ye aldım. Bu aralar Tarık Tufan kitaplarına taktım. :)) Şedaraban'ın konusu çok ilginç geldi bana, fiyatı da çok uygundu, kaçırmayım dedim. Diğer iki kitabı da bana faydalı olacağını düşünerek aldım. Şimdilik benden bu kadar. 😊



6 Ekim 2023 Cuma

Hayal Meyal (Kitap)

 


 Tarık Tufan'dan okuduğum ikinci kitap oldu. Bunu da oldukça beğendim. İki günde bitirdim, elimden bırakmak istemedim. :)

 Kitap karakterimizin bir doktorla olan muhabbeti ile başlıyor. Anlıyoruz ki karakter hep yalnız geliyor doktorun yanına. Hastalığı iyice ilerlediği için ailesinin yanına, mahallesine dönme kararı alıyor. Ancak geçmişle yüzleşmek kolay değil, pek çok hatıra ile dönüyor.

 Zamanında mahallenin kızı İlknur ile onu yakıştırdıkları için nişanlanmışlardı. Ancak İlknur'un önemli bir derdi, yarası varmış. Bu yüzden ayrılık da kaçınılmaz olmuş. Sonrası iki taraf için de acı dolu.

 Kitap kısa olduğu için daha fazla detay vermek istemiyorum. Yazarın üslubunu çok seviyorum. Karakterin iç dünyasını akıcı ve etkileyici şekilde aktarmayı başarıyor. Daha ilk sayfalarda kitaba kapılıp gittim. Nasıl ilerleyeceğini merak ederek okudum. Sonu gerçekten ters köşe oldu. İnsanın üzerine seçme şansı tanınmadan ağır yükler bindirilmesi ve sonuç olumsuz olunca da kişinin hemen suçlanması ne üzücüdür. Hassas kalpler için yaşananlar dayanılmaz olabiliyor.

  Yazarın başka kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Bu kitabının biraz daha uzun olmasını isterdim, karakteri biraz daha tanımak isterdim.


 Bize olanaksız gibi gelen onlarca şey başkalarının günlük hayatının bir parçası değil mi?

 Hayal kırıklığı yüzlerine yerleşmiş insanların acıklı umursamazlığı, bütün sokağı kaplayan bir çığlığa dönüşür.

 Mahallede yaşayanların evlerinde sakladıkları fotoğraflarda, kesilmiş tarafta kalan bir yüzüm var benim.

 Kafeden, benim dünyamdan, gelecek kurgularımdan çıktı ama uykularımı bölen kâbuslardan çıkaramadım yüzünü.

 "Evlat, insanlar hakkında Allah'a uy, Allah hakkında insanlara uyma!"

 "Ansızın değil. Anlamak istemediğiniz bu. Ben bağıra çağıra gittim. Ama duymak istemeyenler için ansızın gibi geliyor."


29 Eylül 2023 Cuma

Drizzt Efsanesi 11.Kitap Sessiz Kılıç

  


 Kitabı okumam biraz vakit aldı ama sonunda bitirdim. :) Bu bölümde Drizzt yine önemli bir görev edinir ve bunun için yollara düşer. 

 Büyülü ve tehlikeli bir nesnenin yok edilmesi gerekmektedir. Bu nesne kişilerin iradesini eline alıp onları istediği gibi kullanmaktadır. Drizzt ve dostları onu yok edecek kişiye ulaştırmaya çalıştıkça nesne yüzünden etraflarını çeşitli düşmanlar sarar. Bu sırada eskiden yaşadığı şehre geri dönen kiralık katil Entreri hayattaki amacını yitirmiş gibidir. Açık açık herkese meydan okurken içten içe ölümü de beklemektedir. Ölümle burun buruna geldiğindeyse kara elfler onu kurtarır ve şehirdeki konumunu yükseltirler. Kurnaz kara elfin derdi ise Entreri ve Drizzt'i tekrar karşılaştırıp aralarında amansız bir dövüşün başlamasını sağlamaktır. Tabi kendisinin de bundan çıkarı vardır. 

 İkilinin karşılaşması kitabın sonunda oldu ve büyük buluşma oldu benim için. Sanırım  kitabın en çok finalini sevdim bu yüzden. Entreri'yi biraz daha tanıyabildik. Drizzt yine prensiplerinden taviz vermedi. İkisinin dövüşünü okumak keyifliydi, yazarın güzel anlatımıyla da gözümde canlanabildi hamleler. Yavaş yavaş Entreri'nin değiştiğini de görebiliyoruz. 

 Diğer karakterlere gelecek olursam zaten onları pek sevmiyorum. Bu bölümde bazı şeylere gıcık oldum, aldatma, şehvet vb. konulardan hiç haz etmem. Drizzt ve Entreri karşılaşması için okuduğuma değdi diyebilirim. Sonraki kitabı ne zaman okurum bilmiyorum, evde kaldı, yanıma da fazla kitap almadım. 


 Errtu'nun pençelerinde çektiği ıstırap, diğerlerinin acılarından anlama becerisini kaybetmesine sebep olacak kadar zorlu ve çetin miydi? Onların haykırışlarını duyamayacak kadar fazla dehşet ve acı mı yaşamıştı?

 Hepimizin kendimize ait bir yolu vardır. Çok basit ve bariz bir düşünce gibi görünüyor ama birçok kişinin gerçek hislerini ve arzularını diğerlerini düşünerek bastırmaya dayalı ilişkilerle dolu bir dünya içinde doğru yoldan sapıp birçok adım atıyoruz. 

"Kalbindeki delik bu. Onunla yeniden, kendi seçtiğin şartlarda dövüşmelisin. Çünkü kibrin, sen o  meseleyi halletmeden önce hayatında başka bir sayfa açmana asla izin vermeyecek." 


15 Eylül 2023 Cuma

Şifacının Kalbi (Kitabım Çıktı)

 


 Merhaba arkadaşlar. Bir süredir heyecanla kitabımın çıkmasını bekliyordum. Şimdilik kitap ön siparişte, buradan bakabilirsiniz. 😊


 Arka Kapak Yazısı 


 Birkaç yüzyılda bir tekrar eden felaket bir kez daha kapıya dayanır. Ölüm Terzisi bu defa kaybetmemekte kararlı. İnsanlar için kâbus dolu günler başlar. Ruh Budayanların aniden ortadan kaybolması, karanlığın giderek güçlenmesi ve uğradığı saldırılar Şifacı Ubin’i tedirgin eder. Prensle başlayan dostluğu onun bir yolculuğa çıkmasına vesile olur. İnsanları kurtarmakta kararlı olan Ubin için esas sınav gizemli Rubaro ile karşılaşmasıyla başlar. Bir seçim yapmak zorundadır.

Karanlık ve aydınlığın savaşında silahlardan daha güçlü bir şey varsa o da sarsılmaz bağlardır. Asırlar öncesine dair bilgiler tahrip edilmişken acımasız Ölüm Terzisi’ni yenmek mümkün olacak mı?


“Ben bile isteye bıraktım seni çünkü seçtiğin tüm yollar ölümden geçiyordu.”


Konusu

 

 Beş yıl önce Ruh Budayanlar aniden kaybolduğunda kimse ne olduğunu anlamamıştı. Ancak tehlike yeniden baş gösterince insanların çok eski bir düşmanı olan Ölüm Terzisi'nin tekrar harekete geçtiği anlaşılır. Bir Şifacı olan Ubin uğradığı saldırıdan sonra insanlara yardım etmek için bir ekibe katılır. Ruh Budayanların fedakarlığını boşa çıkarmak istemeyen ekibin karşısına türlü engeller çıkar.

 Ubin kaderine doğru yol alırken seçim yapmak zorunda kalacağı bir an gelir. Dahası sadece o değil başka kişiler de önemli seçimler yaparak Ubin'in ilerleyeceği yolu şekillendirmiştir. 


 Umarım okuyacak olan herkes beğenir. Şu ana kadar blogda beni destekleyen herkese teşekkür ederim. ☺️🌺 




23 Ağustos 2023 Çarşamba

Nefs Terbiyesi ve Ahlâkı Güzelleştirme (Kitap)

 


 Kitap kısa ama sindirerek okumak için azar azar okudum, İmam Gazali'nin 'İhyâu Ulûmi'd-Dîn' adlı eserinin bir bölümünün tercümesinden oluşuyor. Ayetler, hadisler ve açıklamalarla güzel ahlak konusu işleniyor. Bu konuda Müslüman birinin neler yapması gerektiği, nefsiyle nasıl mücadele edeceği anlatılıyor. Bahsedilen uygulamaları eski dönemde yapmak belki daha kolaydı ama günümüzde bunları tam uygulayabilen çok çok azdır malesef. Bir çoğumuz dünyalık işlere gömülüp kalıyoruz. Farkındalık açısından güzel bir kitap. Sürekli az uyuma, az yeme ve az konuşmanın öneminden bahsediliyor.

 

Kötü ahlâk ise öldürücü bir zehir, insan beynini târumar eden bir katil, rezil eden bir âdilik, Allah'ın huzurundan uzaklaştıran çirkinliktir. Kötü ahlâk, kişiyi şeytanın yoluna götürür. 

Zira bedeni hastalıklar kişinin fâni hayatını mahvederken, kalbi hastalıklar kişinin baki hayatını mahveder. 

Basîretle idrak eden bir ruh, göz ile gören bir bedenden daha kıymetlidir.

Bu kişinin yapması gereken nefsinde yerleşmiş olan kötülükleri oradan kazımak, nefsine ıslah edici vasıfları dikmektir.

Bu tipler yaptıkları çirkinliklerin kendilerini yücelttiği zannına kapılır. 

İbadetlerdeki gaye kalbe tesir etmesidir. İbâdetlere ne kadar çok devam edilirse, onların kalbe olan tesiri o kadar fazla olur.

Küçük günahları işlemek de aynen böyledir. Biri diğerini çeker, birbirine eklenir, derken son nefeste îmanı temelinden yıkmakla ebedî saadeti de kaçırmış olur.

Öyle bir atmosfer oluştu ki; kalbî hastalıklar da tedavisi de inkâr edilir oldu. Halk dünya sevgisine yöneldi. 

Eğer kul kendi ayıbını bilirse, onu tedavi etmesi mümkün olur. Ancak insanların çoğu kendi nefislerinin kusurları hakkında câhildir.


22 Ağustos 2023 Salı

Drizzt Efsanesi 10. Kitap Şafağa Geçit

 


 Bu kitabı keyifle okudum, 9.kitaptan daha sevdim. Drizzt ve Catti-brie cüceler diyarından ayrılmış ve uzun süredir kaptan Deudermont ve tayfası ile takılmaktadır. Kaptan, gemisi Su Perisi ile korsanları avlamakta, fırtınalarla mücadele etmektedir. İkili de ona yardım etmektedir. Drizzt ve kaptanın dostluğu eskiye dayandığı için Drizzt dışlanmadan onların arasında yaşamaktadır.

 Bir gün kaptana biri saldırıp ilginç bir adanın ismini zikredince hepsi toplanıp ne olduğunu görmek için adanın izini sürerler. Burada yaşlı bir kadın onlara gizemli ve tehditkâr bir şiir okur. Durumun kaptanla değil Drizzt ile alakalı olduğu anlaşılır. Başka alemden bir yaratık en nefret ettiği kişi olan Drizzt'e mesaj göndermiştir. Bunu ciddiye alan Drizzt kaptan ve tayfasına veda ederek Catti-brie ile oradan ayrılır. İlk yuvası olarak gördüğü ve yaratıkla dövüştüğü yere (Buzyeli Vadisi'ne) geri dönmelidir.

 Denizdeki maceraları sevdim, beklenmedik gelişmeler heyecan vericiydi. İlginç karakterler de renk katmış. Kaptana seride uzun zaman önce az yer verilmişti, onu tekrar görmek güzeldi. Drizzt ne zaman rahata kavuşacak merak ediyorum, derdin biri bitiyor biri başlıyor. 😅 Yazarın anlatımı yine güzel ve dikkat çekiciydi. Drizzt'in ağzından yazılan kısımlar özellikle ilgimi çekiyor. Karakterin düşünce yapısı güzel aktarılıyor okura. Entreri bu kitapta da yoktu ama merak edince 11. kitaba biraz göz attım, kiralık katili orada göreceğiz artık. Zaten Drizzt de arada bir onu hatırlıyor, aklından geçiriyor. :))

 Kitabın sonunda karakterlerimiz bir dostlarıyla tekrar karşılaşıyor. Bu kısmın daha çarpıcı olmasını beklerdim, biraz değişik bir karşılaşma olmuş. :) 


Kan kokusunu taşlardan asla çıkaramazsınız. Kan akarken oradaysanız süregiden ortam, beraber yaşanamayacak kadar acı verici imgeler de canlandırır.

Hiçbir ırk bir gerekçe maskesi takmakta insanlar kadar usta değildir. Hiçbir ırk bir bahaneler maskesi takmakta, her şey olup bittikten sonra iyi niyetle davrandığını iddia etmekte onlar kadar usta değildir. 

Hepimizin içinde gerçeklerden gizlenemeyeceğimiz, erdemin bir yargıç gibi hüküm verdiği bir yer vardır. Eylemlerimizin gerçeğini itiraf etmek ise işte o mahkemeye çıkmaktır. Orada davalar görülmez. İyilik ve kötülük birer niyettir ve niyetin bahanesi olmaz.

Artemis Entreri de oraya gidecek. Belki ölüm ânına kadar değil ama hepimizin eninde sonunda gitmesi gerektiği gibi o da gidecek ve kötülük dolu hayatı tüm çıplaklığıyla önüne serildiğinde kim bilir nasıl ıstırap çekecek.


9 Ağustos 2023 Çarşamba

Şanzelize Düğün Salonu (Kitap)

 


 Dizisinin ilk bölümünü izledikten sonra merak edip kitabı aldım. Çok beğenerek okudum.

 Babası şeyh olan karakterimiz okulda bir kızla tanışıyor ve o günden sonra tüm hayatı değişiyor. Eda'ya aşık olduğu için başka hiçbir şeyi görmez oluyor, önce bulunduğu yer ve kendinden kopuyor. Dergahtan ayrılıyor, Eda ve çevresi ile takılıyor hep. Zararlı alışkanlıklara bulaşıyor, onun için tek önemli olan şey Eda'nın yanında olmak artık. Bu süreçte kafasının içi karman çorman, her şeyi anlamsız görüyor. Dergahtan birileri de onu görmeye geliyor. Niyetleri onu geri döndürmek ama o gittiği yoldan dönmemekte ısrar ediyor.

 Bir gün düğün salonunda çalışan arkadaşı bir düğünden gelini kaçırıp bunun evine getiriyor. Gelinin ailesi de sorunlu, yakalanırlarsa öldürüleceklerini biliyorlar. Karakterimiz, ismi hiç geçmiyor kitapta, bir çıkmazın içinde. Çalıştığı iş yüzünden kafası da bulanık. Yasal olmayan şekilde bir ilaç firmasında denek olarak çalışıyor ve çok para alıyor. Zamanla yan etkiler kendini gösteriyor. Yine de bir şey yok gibi yoluna devam ediyor. Eda'ya olan takıntısı hiç bitmiyor. Sonunda yolu yine dergaha düşüyor.

 Yazarı ilk kez okudum ve anlatımına bayıldım, cümlelerindeki güce, olayları ifade tarzına. Karakterin iç dünyası, o boşvermişliği çok iyi yansıtılmış. Kurgudan çok bu kısmı sevdim. Karakter aslında her şeyin, hatalarının farkında ama kendini bataklıktan çıkarmak için de hiç çabalamıyor. İç dünyası çok karışık, halüsinasyonlar da peşini bırakmıyor. Sonuna kadar merakla okudum ama bir şeyler eksik kalmış hissi de oluştu bende.

Karakterin Eda'ya olan aşkını anlamlandırmak zor. Aşık olduğu için yoldan çıkmadı da tam tersi gibi geldi bana. Zaten kafasına yatmayan şeyler vardı ve aşka hayattan kaçış bahanesi olarak yapışmış gibiydi. Savruldukça özgürleştiğini hissetti ama gerçekte öyle miydi? Kitap bitti ama yine de tam yanıt bulamadım buna. Sanki kendisi de ne istediğini bilmiyordu.

 Altını çizdiğim o kadar yer var ki hepsini yazamam. Birkaç tanesini seçeyim. 


 Mucize değil de buna lanet diyebiliriz; kötülüğün kalp çarpıntısını bile fark edebildiğin halde ortaya çıkmasına engel olamamak, mucize değil olsa olsa lanettir.

 Kapının önünde karşı karşıya duran dört kişiden birinin konuşması gerekiyordu ve fakat ilk konuşan kadim bir lanetin pençesine düşecekmiş gibi karşılıklı susuluyordu.

 Dudaklarımdan aptalca şeyler dökülecek diye ödüm kopuyordu. Her bir kelimenin sırtını okşayarak, sakinleşmesini sağlayarak, öfkesini yatıştırarak yolladım.

 Üzerimdeki deriyi soyar gibi, benliğimle iç içe geçmiş, varlığımın temelinde duran ve ayakta kalmama destek olan bütün istinat duvarlarını ellerimle yıkmaya başlamıştım. 

 Yan yana iki koltukta o kendi miracına yükselirken ben kendi cehennemimin dipsizliğine yuvarlanıyordum; koltuklarımızda otururken omuzlarımız birbirine değiyordu ama varoluşlarımız arasında ölçülmesi imkânsız mesafeler oluşuyordu.


5 Ağustos 2023 Cumartesi

Katmandu'ya Yol Arkadaşı Aranıyor (Kitap)

 


 Yazar belgesel ve sinemayla ilgileniyor. Uzun yıllar İHH'da yayın koordinatörü olarak görev yapmış. Pek çok ülke gezmiş, bu kitapta da şahit olduklarını, dinlediklerini aktarıyor.

 Kitap kısa bölümlerden oluşuyor, her bölümde farklı ülkeleri, hayatları görüyoruz. Adını bile duymadığım bazı ülkeler var içlerinde. Bilmediğimiz nice hayatlar var, dışarıdan bakıp yorum yapmak kolay gelebilir. Yoksulluk, göç, afetler, savaşlar vb. konular üzerinde duruluyor. İnsanlar birbirine derman olmak yerine birbirinin üstüne bastığı sürece bu karmaşa da bitmeyecek gibi.

 Bazı bölümler gerçekten etkiledi beni. Rahatça evimizde otururken ne küçük şeyleri dert ediniyoruz, dışarıda çok başka yaşamlar var oysa ki. İnsanlık el ele verse çözülemeyecek sorun yok ama birilerinin zevk sefa içinde yaşaması için birilerinin sömürüldüğü, ölüme terk edildiği bir dünyadayız maalesef. Kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Bazı bölümlerin sonunda ilgili durumlara ait belgesellerin adı da yer alıyor. Hatta iki üç tanesini önceden izlediğimi anımsadım. 


 Çocukları, eşleri, anneleri, babaları, akrabaları gözleri önünde öldürülmüş, her gün ölüm görmüş insanları kurtuluşa inandırmak zordur.

 O tarihlerde Fransa Cumhurbaşkanı olan François Mitterrand'ın bir konuşma sırasında Ruanda soykırımı için şöyle dediği kayıtlara geçti: "O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil."

 Bekleyenlerin diyarına geldim, dururken bekleyenlerin, durmadan bekleyenlerin, giderken bekleyenlerin.

 Köleler ağır koşullarda çalışıp ölürken Fransa'da edebiyat, sanat, bilim ve felsefe gelişiyordu. Köle olmayı reddeden insanları öldürenler sanatta yeni akımlar keşfediyordu. Ölmeyecek kadar az gıdayla tüm gün tarlada çalışan kölelerin ürettiği maddi değer, edebiyat ve felsefe yapmak için yeterli rahatlığı sağlıyordu.

 Birleşmiş Milletler Myanmar'a baskıyı artırmayı amaçlayan şirin tasarılar düzenleyecek. Bilmem hangi devlet başkanı işe yaramayan açıklamalar yapacak. Arakanlı Müslümanların tükenen umudu, en büyük soykırımlardan daha büyük bir suç olarak tarihin yakasına yapışacak.

 Daha sonra soranlara "Kapitalizmi eleştirmeye gittik ancak paramız yetmedi," diyecektim.


26 Temmuz 2023 Çarşamba

Drizzt Efsanesi 9.Kitap Karanlığın Kuşatması

 


 Merhabalar, kitabı çeşitli sebeplerden okumam vakit aldı. Şu sıralar kafam ve ilgim başka yerdeydi. :)

 Serinin 9. kitabı kara elf diyarındaki karışıklıkla başlıyor. Gücünün büyük çoğunluğunu büyüye borçlu olan kara elfler büyünün bozulması sonucu büyük bir karmaşa yaşamaktadır. İnandıkları Örümcek Kraliçe Lolth kimsenin çağrısına yanıt vermemektedir. Bu yüzden herkes yer altı şehrinin ilk evi olan aileyi suçlar, çünkü Dtizzt'i ellerinden kaçırmışlardı ve düzenledikleri tören mahvolmuştu.

 Kötü kalpli Lolth büyünün geri dönmesi üzerine yine karanlığını saçmaya ve suçlanan aileyi desteklemeye devam eder. Cüceler mekanına yapılacak fethi de onaylamaktadır. Ancak şehirde dengeler çok bozulduğu için kimse kimseye güvenmemektedir.

 Tüm bunlar olurken yüzeyde dostlarıyla yaşayan Drizzt de yakın arkadaşı panteri kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalır ve panteri yaşatmak için elinden geleni yapar. Aynı zamanda Catti-brie ile arasında duygusal bir gerilim yaşanır. İkisinin de birbirine karşı hisleri vardır ama ikisi de bir aşk için henüz hazır değildir. 

 Sonunda hazinelere konmak isteyen kara elflerin saldırısı başlar ve iki taraf yoğun bir mücadeleye girer. Cücelerle ittifak kurmaya pek çok şehirden savaşçı gelir. Sayıları az olsa da cüceler umudunu yitirmeden dövüşmeye devam eder. 


 Öncelikle 8. kitabı okuduktan sonra burada kiralık katili görmeyi umuyordum, biraz hayal kırıklığına uğradım. Çünkü yer altındaki kara elflerin kaosundan çok beklenmedik karakter olan Entreri'yi okumak daha ilgimi çekiyor. Şu ana kadar Drizzt ve Catti-brie arasındaki durumdan hiç bahsetmedim, çünkü onaylamıyorum ama bu kitapta hisleri iyice açığa çıkınca bahsetmek zorunda kaldım. Kız öncesinde başkasını seviyor ve evlenecekken aynı anda Drizzt'e de dostluğun ötesinde yakınlık duyuyor, bu hoş değildi bence. Yazara burada sinir olduğumu söyleyebilirim, sanki Drizzt çok kusursuz, bir hata ekleyim bari demiş. Kara elfler yüzlerce yıl yaşadığı için yaş farkından dolayı da çok uyumsuz olduklarını düşündüm. Keşke hep ilk zamanlardaki gibi dost olarak kalsalardı.

 Bu kitapta çok yan karakter olması hep onların dövüşünü okumamız beni biraz sıktı. Açıkçası Drizzt, panter ve kiralık katil dışındakilerin dövüşü pek ilgimi çekmiyor. :)) Bakalım sonraki kitap nasıl olacak?


 Geleceğin geçmişten veya bugünden daha iyi olacağına inanmazsak ya drow toplumundaki gibi her gün nefsimizi tatmin etmek uğruna boş bir mücadeleye gireriz ya da umutsuzluğa kapılıp ölümü bekleyerek hayatımızı heba ederiz.

 İçgüdülerimizin sık sık sevdiğimiz kişiler için beslediğimiz gerçek arzularla taban tabana çelişmesi ne kadar da ironik.

 Onların değil asıl bizim gerçek bir toplu amacımız vardı. Onlar değil biz birliktelik nedir anlıyor, paylaşılan daha ulvi bir prensip için savaşıyor, yapmamızın gerekebileceği her türlü fedâkarlığın diğer herkese yarar sağlayacağını biliyorduk.

 Ağır yaralı olduğunu biliyor ama yine de gülümsüyordu. Gümüşay Hanımı bu gece ölse bile gülümseyerek ölürdü çünkü yüreğinin sesini dinliyordu. 


26 Haziran 2023 Pazartesi

Silmarillion (Kitap)

 

"Ilúvatar, Ainur'un şarkısını izlenir görülür bir hayale çevirdi ve onlar da seyrine daldılar, karanlıkta parlayan bir ışık gibi; işte bu Müzikte can verildi Dünya'ya."



 Tolkien'in eseri olan kitap yazarın ölümünden dört yıl sonra oğlu Christopher Tolkien tarafından yayımlanmıştır. Yazarın uzun yıllar boyunca emek vererek yazdıklarını zor da olsa derleyerek kitaplaştırmış Christopher. Bu yüzden onu takdir ediyorum, her evlat anne/babasının eserinin ardında bu kadar güçlü duramaz. Yoğun bir çabanın ürünü olan Silmarillion'un gün yüzüne çıkmadan silinip gitmesi kötü olurdu.  Yüzüklerin Efendisi'nden önceki döneme ışık tutuyor eser. Kitabın başında Christopher'in notları var, ardından Tolkien'in mektubuna yer verilmiş ki bu mektup bile yazarın oluşturduğu dünyaya derin bağlılığını, titizliğini gösteriyor. 

  Kitap destansı bir şekilde Ilúvatar'ın Ainur'u ve ardından yaşanan karmaşa sonrası dünyayı yaratışı ile başlıyor. Ainur kelimesi çoğul olarak kullanılmış. Onların hepsi Ilúvatar'ın amacına hizmet ederken içlerinden sadece Melkor (Morgoth) kötülüğün sembolü haline dönüşüyor. Arda (dünya) şekillenmeye başladığında Valar olarak adlandırılan Ainur çok çalışır. Ancak Melkor Valar olarak adlandırılmaz, o kibirine yenilmiştir ve kötülük peşindedir. Kendi ordusunu toplayıp gizli işlere kalkışır, Valar'ı karşısına alır. Aralarında çatışma başlar ve Melkor dünyanın güzelleşmesi için çalışan Valar'a karşı koyar. Sonra cüceler, elfler var olur. Elflerin Valar'a olan saygısını çekemeyen Melkor türlü dedikodularla onları isyana teşvik eder. Dünya hep karanlık ve aydınlık arasında gidip gelir Kitaba ismini veren Silmaril denen benzersiz mücevherler de bir elf tarafından yapılıp içine ışık konmuştur. Melkor bu kez Silmarillere göz diker. Sonda ise yüzüklere ve bildiğimiz karakterlere değinilmiş.  Onları okumak güzeldi. :)

 Tolkien Silmarillion ile oluşturduğu fantastik dünyayı Yüzüklerin Efendisi'ne göre çok daha geniş bir açıdan ele almış. Yüzüklerin Efendisi bir evin penceresinden dışarıya bakmak gibiyse Silmarillion o evin hiç olmaması, yani her yanı görebilmenizdir. O yüzden çok fazla karakter ve mekân var. Tüm bunların kafada bir bütünlük oluşturması zor. Yani sakin kafayla ve dikkatli okunması gereken bir kitap. Bu yüzden bitirmem bayağı vakit aldı. Kitabın sonunda da uzun bir isimler indeksi var. 

 Gizli Gondolin şehri, Beren ve Lúthien'in romantik ve hüzünlü hikayesi, Húrin'in soyunun laneti de ilgi çekiciydi. Bu kitapta temeli oluşturulan bu şehir ve karakterleri farklı kitaplarda görebilirsiniz. (Gondolin'in Düşüşü, Húrin'in Çocukları, Beren ile Lúthien) Yan karakterlerden Huan ve Beleg'i çok sevdim, ikisi de mertti ve iyi ki varlar dedirtti bana. Onları daha fazla okumak isterdim. :) Kitap bittiğinde koca bir ansiklopedi bitirmiş gibi hissettim ama okuduğuma değdi. 😊


 Fakat Melkor'un patırtısı yükseldi yeniden başkaldırarak bu yeni ezgiye ve eskisinden de şiddetli bir savaş koptu sesler arasında, ta ki Ainur'un büyük bir kısmı derin bir yılgınlıkla kesene dek şarkılarını orta yerinde.

 Işık yenildi ve soldu, fakat arkasından gelen Karanlık, kaybolan ışıktan daha çoktu. 

  Ve sonra verdi son nefesini, ama ne bedeni toprağa gömüldü, ne de bir mezarı oldu, çünkü ruhunun aleviyle bedeni küle döndü ve duman olup süzüldü.

 Onların kılıçlarının da öğütlerinin de iki yüzü var.

 Ama senin için verilmiş hükmü reddetmezsen, Lùthien ya terk edilip kuşkusuz yalnız ölecek, ya da senin önünde uzanan umutsuz ve aynı zamanda belirsiz yazgıya seninle birlikte kafa tutacak.

 Sürünerek gelen kötülüğün sizi bulamaması için gururunuzun taşlarını söküp atın gürültülü nehre.


22 Haziran 2023 Perşembe

Tale of the Nine Tailed (dizi)



 Serinin ilk sezonunu izledim. Oldukça keyifliydi, uzun süredir bu kadar hızlı bitirmemiştim bir diziyi. :) 

  Hikaye çok eskilere dayanıyor. Asırlardır yaşayan dokuz kuyruklu tilki Yeon bir dağ ruhuyken bir insana aşık olur. Onu yenmeye çalışan büyük düşman ise bunu kullanır ve ikisini ayırır. Yeon çok üzülüp aradan geçen asırlara rağmen kızın yeniden doğmasını bekler. Bir gün sevdiği ile aynı yüze sahip kızla karşılaştığında olaylar yeniden başlar. Yeon'un başı bir de kardeşi Rang ile derttedir. Rang da asırlardır abisinden intikam alacağı günü bekleyerek yaşamıştır.

 Dizide beklenmedik gelişmeler ve sürprizlerin bol olması heyecanı hep dozunda tutmuş, bu yüzden hiç sıkılmadan izledim. Her ne kadar konu bir aşk hikayesi üzerine kurulu olsa da ben abi kardeşin hikayesini daha çok sevdim. Zaten daha diziye başlamadan Rang karakterini sevmiştim, çünkü onu Kim Bum oynuyor. Aradan geçen yıllara rağmen hiç değişmemiş.😃 En güzel gülüşe sahip olduğunu düşündüğüm oyuncuyken şimdi bir de en güzel ağlayan olduğunu gördüm. :)) Rang diziye en renk katan karakter olmuş bence, abisine olan aşırı sevgisi onda takıntıya dönüşmüş. Ters köşeleriyle hep şaşırttı bizi. 





(gifler: tenor.com)

 Aksiyon sahnelerini sevdim, dizi boyunca gizem ve belirsizlik hep devam etti,  final benim için dramatikti. İzlediğime çok memnun oldum. Biraz ara verip sonraki sezona geçeceğim. :) Tanıtım videosunu koymak isterdim ama boşver dedim iki kardeşin videosu ile veda ediyorum, spoiler içerir. 😀 



13 Haziran 2023 Salı

Harikalar Çıkmazı Alis (Kitap)

 



 Bu kitaba biraz kafam dağılsın diye başlamıştım, bu sıralar okuma konusunda yavaşım ve çok iyi geldi. Sevgili kitapkeşfine tekrar teşekkür ediyorum, sayesinde bu güzel kitabı okuma fırsatım oldu. 😊Spoiler vermeden konuyu anlatmaya çalışayım. Pek bilgim olmadan başladığım için pek çok şey sürpriz oldu bana da. :)) 

 Ece tek başına yaşayan ve geçimini zar zor sürdüren bir genç kız. Geçmişindeki acılarını hâlâ unutamamış, bir gün eski arkadaşı Arzu arayıp önemli bir haber verince mahallesine dönüyor. Uzun süredir annesini arayan Ece annesinden gelen bir notla daha da şaşkına dönüyor. Arzu'nun yardımı ile geçmişteki bazı sırları ortaya çıkarabilme umudu ile Karhan Holding'de işe girer. Çünkü yıllardır sonuçlanmasını beklediği dava zaman aşımına uğramak üzeredir. Ancak onla aynı anda işe başlayan takım yöneticisi Mete zorlu biridir ve kızın burnundan getirir. Ece'nin üç ay boyunca her şeye sabretmesi gerekmektedir.

 Şirkette herkesin oynadığı ve dilinden düşürmediği Allies oyunu ihanet üzerine kurulu dünya çapında bir oyundur. Ece ise hep çok çalışmak zorunda kaldığı için oyun hakkında pek fikri yoktur. Söylentilere göre oyunun kurucusu bir Türktür ve kimse onun kim olduğunu bilmemektedir. 

 Kitabı elimden bırakamadım ve kısa sürede bitirdim. Yazarı ilk kez okudum ama anlatımı çok iyi, akıcıydı. Yazar merak unsurunu hep ön planda tuttuğu için dizi izler gibi okudum resmen. Bana Kore dizilerini anımsattı, keşke dizisi çekilse de izlesek. :)) Kitapta şaşırtan şeyler olduğu gibi bir kısmı önceden tahmin edilebilirdi. Yine de bu heyecan duymamı engellemedi. Sonunu sevdim, yüzümde bir tebessümle bitirdim. Yerli bir yazardan böyle hayal gücüne dayalı ve bulmaca çözer gibi ilerlediğim bir kitabı okumak beni mutlu etti. Kitabın daha tanınmış olmasını isterdim, çok sevdim. Tavsiye ederim herkese. :)) Yazmadan edemeyeceğim Mete ve Sarp'ı çok sevdim ve tabi çocuk ruhlu Ece'yi de. 😊

 "Belki belli bir başlangıcı, sırası yoktu bu kâbusun; içi kirlenmiş ikiyüzlü beyazlar, acının derinliğine has bir kırmızı ve her defasında yeniden denemesi için onu kandırıp sahte umutlar saçan grilerle doluydu. Ama sonu hep aynıydı. Derin, sessiz bir karanlık..."

 "İşte az önce aklımda taslak halinde kalmış mutluluğun, gereksiz satırlar gibi üstü çizildi..."

 "Bazı insanlara mal mülk miras kalırken bazılarına da bedeller miras kalır."

6 Haziran 2023 Salı

Drizzt Efsanesi 8.Kitap Yıldızsız Gece


  Seriye çok ara verdiğimi fark edince hemen devam etmeye karar verdim. 😀

 Drizzt Do'Urden, kara elflerin cücelerin diyarına saldırması üzerine kendini suçlu hisseder. Saldırıların arkasının geleceğini ve ırkının kendini bırakmayacağını düşünen Drizzt dostlarını terk eder ve Karanlıkaltına geri döner. Ancak hesaba katmadığı bir şey vardır, onu çok önemseyen insan dostu Catti-brie Drizzt'in arkasından yollara düşer. 

  Yeraltının tehlikeleri ile tekrar yüzleşir Drizzt ve savaşmaya başlar. Bir an gelir ki her şeyin kendi kibrinden kaynaklandığını, bu kadar kişiye karşı asla kazanamayacağını anlar. Öldü sandığı kiralık katil Entreri ile orada karşılaşması ise onun için tam bir sürpriz olur. Bir kara elf olan paralı asker Jarlexle için çalışmak zorunda kalan Entreri için hayat çekilmez hale gelmiştir. Artık tek amacı onu tekrar yüzeye çıkaracak bir yol bulmaktır.

 Bu kitabı da keyifle okudum. Yazarın anlatımı akıcı, ne ara bitti anlamadım. Düşünceli Drizzt'in bazı şeyleri gözardı edip kendi yolunu çizmesi onu savunmasız hale getirmiş. Çünkü ne olursa olsun her şeyi tek başına halletmeye alışkın biri ve fazla gururlu. Seçimleri onu hızla çıkmaza sürüklerken ummadığı gelişmeler yaşanır. Halkının zulmüne yine tanık olduğunda kendi seçimini bir kez daha sorgular.

 Bu kitapta paralı asker Jarlexle'e daha çok yer verilmiş. Diğer acımasız kara elflere göre renkli ve dikkat çekici olduğu kesin. Kendisi gizli bir casus gibi hareket ettiği için herkesin sırrını ve açıklarını iyi biliyor. Korkusuz ve oyuncu yanı onu hep üst mevkilere taşımış. Bu kez oynadığı oyun ve incelikli planını ilgiyle okudum. Kaosu seven biri olduğu için ortalığı karıştırmaya bayılıyor. Özellikle kendi ırkına karşı takındığı tavrı okumak keyifliydi.

 Entreri ise en nefret ettiği kişi, Drizzt'i zalim elflerin eline bırakmamakta kararlı. Her zaman durumu lehine çevirmeye çalışıyor. Onu gördükçe geçmişini daha merak ediyor ve bilgi sahibi olmak istiyorum. :) 


 O ışıksız koridorlara geri dönüşüm hayatımda yaşadığım en zor yolculuk olup çıktı. Yine o vahşi avcıya dönüşmek, hayatta kalabilmek için her an o içgüdüsel hazır olma durumunu yaşamak zorunda kaldım.

 Entreri neredeyse bir drow olmayı, felaketin eşiğinde oyun oynayıp tıpkı Jarlexle'ın yaptığı gibi kendisine bir mevki edinmeyi dileyecekti. Neredeyse.

 Menzoberranzan adındaki örümcek ağının etrafımı sarmaladığını fark ettiğim zaman hatamı anladım: hatam kibirdi.

 Eğer kalbi bu kadar bozulmuş olmasaydı onun nasıl biri olacağını sık sık merak ederim. Ama merakımı acımayla karıştırmıyorum. Entreri'nin şartları benimkinden iyi değildi. Bu mücadeleden hem vücuduyla, hem de kalbiyle galip çıkabilirdi.


3 Haziran 2023 Cumartesi

Okuduklarım, izlediklerim, hediyelerim...

 

 


 Merhaba arkadaşlar. Okuma konusunda biraz yavaşladım, sizin nasıl gidiyor? :) Pek işim de yok aslında ama harekete pek geçemiyorum. Bu aralar tembellik var üzerimde. :) Şu an Silmarillion ve Drizzt Serisi'nin 8. kitabı Yıldızsız Gece'yi okuyorum. 😊

 Sevgili kitapkesfi bana güzel bir sürpriz yaptı. Hediyelerini çok sevdim, Pirinç Kenti'ni çok merak ediyordum, teşekkürlerimi iletiyorum kendisine. 😊🌺💓

 



  İzlediklerim ise Demon Slayer'in trende geçen ek bölümleri. Daha sonra 2.sezondan devam ederim. Bir de bir Kore dizisine başladım. Her yerde o kadar çok rastladım ki izleyim artık dedim. :) Tale of the Nine Tailed. Güzel gidiyor, bakalım ne zaman bitirebileceğim. :) 


20 Mayıs 2023 Cumartesi

Badem (Kitap)

 

 "Onu neden bulmak zorundasın?" diye son kez sordu.

 "Çünkü o benim arkadaşım."

 


 Sevgili kitapkeşfinin hediye ettiği kitaplardan biriydi. Konusu farklı olduğu için ilgiyle okuduğumu söyleyebilirim. Beklediğimden çok daha güzeldi. 😊

 Kitap aleksitimi (duygusal sağırlık) hastalığından muzdarip bir karakterin gözünden anlatılıyor. Doğduğundan beri hiç gülmeyen ve duyguları anlayamayan Yunjae herkesin dikkatini çekmektedir. Nerede nasıl davranacağını bilemeyen ve olaylar karşısında tepkisiz kalan biridir. Bu yüzden annesi ve ninesi onu bir süre eğitir, daha doğrusu yapması gerekenleri ezberletirler. Ancak genç yaşında bir başına kalan Yunjae bir şekilde yaşamını sürdürmeye, okuluna gitmeye devam eder. Günün birinde toplum tarafından dışlanmış, serseri Gon ile tanıştığında hayatında farklılıklar meydana gelir. İki zıt karakterin birbirini anlama süreci başlar.

 Aleksitimi hakkında farkındalık oluşturan kitabı ilgiyle okudum. Yazarın akıcı ve sıkmayan anlatımı ile sayfalar su gibi akıyor. Karakterimiz farklılığı yüzünden çok yadırganıyor, ancak zaten hisleri olmadığı için bu duruma aldırmıyor. Onun gözünden dünyayı görmek güzeldi, bir şeyleri anlamlandırma çabasını dokunaklıydı. Özellikle son kısmı çok etkileyici buldum, değişik hislere büründüm. Badem benim için özel kitaplar arasında yerini aldı. Yazar kitabın sonundaki notunda bu iki karakteri nasıl oluşturduğunu ve hislerini de aktarmış. İyiki de yazmış böyle bir kitabı. 😊


 Bense hissettiklerimi ifade edememekten ziyade öncelikle ne hissettiğimi tanımlayamıyordum.

  Korkunun bilinmemesi, yüreklilik değildir.

 Daha fazla insanla tanışıp, daha derin sohbetler ederek insanoğlunun tam olarak ne olduğunu öğrenmek istiyordum. 


Kitap Alışverişim

  Ne zamandır kitap sipariş etmemiştim. Birden esince şu kitapları aldım. Üsttekiler Fırtınaışığı Arşivi Serisinin devam kitapları. İlk kita...