29 Aralık 2023 Cuma

Jujutsu Kaisen 2. Sezon (Anime)

 


 İlgiyle takip ettiğim animenin 2. sezonu yeni bitti. Çok gecikmeden 3.sezonun çıkmasını istiyorum da iki yılı bulur galiba. 🙄

 Paylaştığım Bir Karakter Meselesi serisinde karakterlere değindiğim için genel olarak konuyu anlatayım. Sezonun ilk birkaç bölümünde, Jujutsu Koleji'nin hocası ve en güçlü Jujutsu büyücüsü olan Gojo'nun ergenlik dönemlerine yer veriliyor. Nasıl daha güçlü hale geldiğini, yenilmez oluşunun hayatında ne gibi değişikliklere yol açtığını görüyoruz. Gojo o zamanlar fazla neşeli ve hayat dolu, tabii ilk darbeleri yedikten sonra biraz değişiyor. Şimdiki korumacı hali ve çabası da o dönemlere uzanıyor bence. En yakın arkadaşı olan Geto ile yollarının ayrılması aslında olumsuzlukların başlangıcı olmuş bir bakıma. Önceleri daha sorgulayıcı, eleştirel olan Gojo iken yaşananlar neticesinde ve onun Geto'ya sorduğu sorularla esas değişimi yaşayan Geto oluyor. Tabii bu değişimi tetikleyen başka şeyler de var. 

  Sezonun sonraki bölümleri genel olarak karanlık ve karamsar geçiyor. Dünyaya farklı pencereden bakanlar, bazı şeyleri kabullenemeyenler kendi emellerini hayata geçirmek için büyük bir plan yapıyor. Tabi bunun için öncelikle Gojo'nun etkisiz hale getirilmesi gereklidir. Bu yüzden pek çok insanın hayatını tehlikeye atmaktan çekinmezler. Shibuya İstasyonunda insanlar rehin alınır, durumu öğrenen Gojo ve diğer jujutsu büyücüleri olay yerine intikal eder. Planın geniş çaplı düşünülmesi ve beklenmedik aşamaları bizimkileri hazırlıksız yakalar. İlerleyen bölümlerde pek çok karakter savaşmak zorunda kalır, kayıplar verilir.

 Ana karakterimiz İtadori ilk sezondan beri lanetler kralı Sukuna'nın taşıyıcısıydı. Burada bir şekilde serbest kalan Sukuna'nın semtte estirdiği dehşeti görüyoruz. Sukuna için o an bir kişi hariç kimsenin canının kıymeti olmadığından verebileceği en fazla hasarı verip aradan çekilir. İtadori suçluluk hissettiği için yaşadığı ruhsal çöküşün ardından toparlanmaya çalışır. Aksi gibi kötü olaylara da hep o şahit oluyor.

 Anime filminden sonra kaç bölümdür görmeyi beklediğim Yuta da tam sezon sonunda karşımıza çıkıyor, hem de aldığı beklenmedik kararla. Yine her zamanki gibi nazik ve düşünceliydi. ☺️

 Pek çok şey yarıda kaldı, bazı karakterleri yaşanan olaylardan sonra bir daha göremedik, kimilerine ne olduğu belirsiz, bir an önce üçüncü sezonun gelmesini istiyorum. 😊 Fırsat bulduğum anda mangasından devam edeceğim. Zaten çoğu önemli şeyi öğrendim önceden. Yine de okuyup detayları bilmek güzel olacak.

 Çizimleriyle, akıcılığı, müzikleri, olay örgüsü, ters köşeleriyle bu sezonu çok beğendim ben. 🤗 Bu sezonda Choso'yu çok sevdim, ilginç ve renkli bir karakter. Nanami'ye daha fazla yer verilmesi de, onu tanımamız adına çok iyi olmuş. Zaten ilk sezonda da severdim onu. Seride gereksiz olduğunu düşündüğüm bir iki karakter de vardı ya neyse. Her şey istediğimiz gibi olmuyor işte. :) (gifler: tenor.com) spoiler içeriyor gifler




Ergen Gojo vs Toji (Megumi'nin babası)


 Shibuya İstasyonundan bir kare (Gojo'yu böylesine yoran hayat bize ne yapmaz. 😅 )




 Megumi vs Toji (Süper hızlı ve güçlü babaya tavşanlarla saldırmak 😅😆)



 Bu nasıl güç, nasıl cesaret? Megumi'nin bile isteye kendi ayağına sıktığı an...





 Sukuna ve gücü... (ona yürüyen doğal afet diyorum) 


 2. sezonun giriş parçası da çok iyi. Ne kadar spoiler içeriyormuş meğer, tabi bölümleri izledikten sonra anlıyoruz neyin kastedildiğini.



19 Aralık 2023 Salı

Zankyou no Terror/ Terror in Resonance (Anime)

 


 Animenin ilginç bir konusu var. Anime stüdyosu da Jujutsu Kaisen'inki olunca daha da ilgimi çekti ve izlemeye başladım. Zaten 11 bölümden oluştuğu için çabuk bitiyor.

 Yetimhanede büyümüş iki genç şehrin çeşitli yerlerinde bombalı saldırılar gerçekleştiriyor. Yüzlerini sakladıkları videoları internette yayınlayıp polise meydan okuyor ve yapacakları saldırılar hakkında ipuçları veriyorlar. Eski bir dedektif de bu yüzden göreve tekrar alınıyor. Dedektif bir yandan videolardaki bulmacaları çözerken bir yandan bu gizemli gençlerin kim olduğunu, amaçlarını öğrenmeye çalışıyor. Sonra işler amerikan kuvvetlerinin de dahil olması ile daha karmaşık hale geliyor (bir şeye de burunlarını sokmazlarsa olmaz zaten) ve dedektif kendini zor bir durumun içinde buluyor.

 Anime bazen yavaş bazen hızlı ilerliyordu. Karakterlerden Dokuz'u sevdim. Daha soğukkanlı ve zeki. Ona yardım eden On İki ise biraz daha duygularıyla hareket eden biri. Bu ikilinin başına kalan kız biraz garipti. Fazla durgun olması ve genelde elinden bir şey gelmemesi izlerken yordu beni, olmasa da olurmuş diye düşünüyordum ki sonlara doğru sevmeye başladım. 

 Animenin ortalarında giren Beş ise çok sinir bozucu ve tavırlarıyla da itici biriydi. Her şey ciddi ilerlerken olayların ortasında giren böyle absürt, uç karakterleri sevemiyorum. Zaten ne yapmaya çalıştığını, hikayeye ne katkısı olduğunu hiç anlamadım. Sadece sinirimi bozdu.

  İnsanları öldürmeden bombalama eylemlerini yapan iki gencin hep amacını merak ederek izledim. Yavaş yavaş durum anlaşılıyor. Dedektif de oldukça başarılıydı ve her azimli ve sağlam duruşlu insanın arkasında onun işine çomak sokan birileri vardır. Bu karaktere de o bakımdan üzüldüm. O Dokuz ve On İki'yi anlamaya çalışan ve gerçekleri açığa çıkarmaya çalışan biri oldu hep.

 Şu Beş ve amerikalılar girmeseydi anime daha gerçekçi ve güzel ilerliyordu. Bölüm sayısı daha uzun olsaydı ve karakterlerin geçmişini daha fazla görsek harika olurmuş. Bazı şeyler fazla pamuk ipliğine bağlıydı, o yüzden kafada biraz soru işareti bıraktı. Yine de ilgiyle izledim, finali de etkileyici ve düşündürücüydü.

 Hükümetlerin gizli planlarının olması, bilerek insanlara zarar vermeleri, bir de bunu tüm insanların iyiliğine yaptıklarına dair bahane öne sürmeleri üzücü gerçekten. Kişinin isteği ve bilgisi dışında yapılan her şey zalimliktir. Bu gençler karşılık olarak yine insaflı davranmışlar. (Gifler:tenor.com)






 Anime müziğini de çok sevdim. Her ne kadar terör konusu işlense de sakin ve nahif bir müzik karşılıyor bizi. Bence karakterlerin asıl iç dünyasını burada görüyoruz.



17 Aralık 2023 Pazar

Şizofren (Kitap)

 


 Yazardan okuduğum ilk kitap. Beklediğimden iyi ve etkileyiciydi. Özellikle kitabın sonlarında karakterin yaptığı açıklamaları sevdim.

 Karakterimiz zor bir çocukluk geçirmiş, kimsesiz biridir. Bir süre akrabaları bakıyor sonra şehre göçüyorlar. Orada okula giden karakterimiz bir kıza aşık oluyor. Her şey yolunda gidiyor gibi görünürken bazı şeylerden işkillenmeye başlıyor. Zaten çocukluktan beri belli sorunları olduğu için olanlardan sonra iyice kafası bozuluyor. Kendini önce hapiste sonra akıl hastanesinde buluyor. Berbat yaşam koşullarına dayanmaya çalışıyor.

 Yazarın üslubunu sevdim. Gerçekçi bir anlatımı var. Ülkenin o dönemki durumunu, karışıklığı iyi yansıtmış. Olan hep arkası olmayanlara oluyor zaten. Akıl hastanesinde uygulanan insanlık dışı yöntemleri okurken etkilenmemek elde değil. İnsanları iyileştirmek yerine daha da delirtiyorlar. Öyle bir ortamda kim ruh sağlığını koruyabilir ki. Tedavi adı altında düşüncesiz yöntemlerle insanlar insanlıktan çıkarılıyor adeta. 

 Kitapta da çok eleştirilen durum, psikoloji diye diye herkesin hasta olarak yaftalanması ve işe yaramayan tedavi yöntemlerinin dayatılması. Her ne kadar kitap daha eski dönemi anlatsa da günümüzde de pek değişen bir şey yok bence. Başta antidepresanlar olmak üzere çok kişiye bu tarz ilaçların dayatılmasını hiç normal bulmuyorum. Bir zamanlar psikolog İzzet Güllü'yü çok dinlerdim, yine onun dedikleri geldi aklıma. Söylediklerinde çok da haklı, her şey kendimizde bitiyor, algı bozuculardan uzak durmalıyız. 

 Kitabı ilgiyle okudum. Düşündürücü ve dikkat çekiciydi. Psikoloji konusuna ilgi duyanlara tavsiye ederim. 


 Sınıfsız bir cemiyet yaratmanın anahtarı, terler ve emekler arasındaki sınıf farkını gidermekti.


 Dillendirsek katılaşırdı; dillendirmedik, buhar kaldı. Buhar kaldı korkularımız, buhar kaldı şüphelerimiz.

  

 Ruhumda bir tükeniş var. Kanımda bir donuş, kalbimde bir üşüyüş var.


 Bizleri delirten, çıldırtan şeyler, başımıza gelenlerin kendisi mi yoksa onlara verdiğimiz anlamlar mı?


 Ne zaman sona ereceğini bildiğimiz acılar, acıtıcılığını yitirir, çünkü teselli kazanır.


 Duygusal çöküntü, kişinin kendisini yenilemesi ve ıslahı için lüzumlu ve faydalıdır. Siz bireyi ilaçla depresyondan kurtarırsanız, bu sefer intihar etmek zorunda kalır ve de eder.


Bugün dünyada iki büyük ekonomik güç, silah ve ilaç sanayi ise şapkamızı önümüze alalım. Bunlar basit sorular mı? Yani yıkım ve sahte yapıma çok paralar döküyoruz çok...


10 Aralık 2023 Pazar

Bungou Stray Dogs (Anime)

 


 Anime karakterleri gerçek yazar ve şairlerden oluşuyor. Tabii böyle diyince normal bir konu beklemeyin. Özel güce sahip insanları anlatan fantastik bir anime. Çeşitli gruplar var, bir bakıyorsun düşmanken bir bakıyorsun işbirliği yapmak zorunda kalıyorlar. Her sezon farklı olaylar yaşanıyor ve farklı düşmanlarla uğraşıyorlar. Anlamsız bulduğum bazı sahneleri saymazsam keyifle izlediğim, kafa dağıtmalık bir animeydi. Ben henüz 4.sezondayım, az sayıda bölümden oluşuyor.

 Konuyu detaylı anlatmak zor, ben daha çok karakterler üzerinden anlatayım. Atsushi karakteri yetimhanede büyümüş çok eziyet çekmiş. Sefil haldeyken, intihar girişiminde bulunan Dazai ile karşılaşıyor, Dazai de onu alıp kendi çalıştığı dedektif ajansına götürüyor. Anime böyle başlıyor. İlk sezon komik ve basitti ama sonraki sezonlar daha ilgi çekiciydi. Mesela Dazai intihara meyilli olsa da beklediğimin aksine çok enerjik, neşeliydi. Ve zekasıyla da dikkat çektiği için animede en sevdiğim 3. karakter oldu.

 2. sezonda Dazai'nin geçmişini ve eski arkadaşı Odasaku'yu görüyoruz. Bu karakter en sevdiğim oldu, kafa yapısı ve sağlam duruşu ile. Şu anki Dazai'yi Dazai yapan o olmuş adeta.

 Bir de Akutagawa var, en sevdiğim 2., onu hep öfkeli ve saldırgan görüyoruz. Tüm bunların altında yatan sebebin yine Dazai ile alakalı olduğunu öğrenince şaşırmıştım.

 Sadece Japon yazarlar değil yabancı yazarlar da var. Fyodor, Lovecraft, Poe vs. Şapşik Poe beni bir hayli şaşırttı. Ve ürkütücü görünümüne rağmen Lovecraft'ı da sevdim. Fyodor da Dazai'ye denk bir düşman pozisyonunda.

 O değilde hangi yazarı görsem artık aklıma bu anime geliyor. Mori ve Tanizaki'yi sevmedim mesela, o yüzden bu yazarların kitabını görünce okuyasım gelmiyor. 😅 Edogawa Ranpo'nun kitabını gördüm geçen, ve o da Edgar Allan Poe'den ilham almış meğer (ismi benzerliğine dikkat çekerim.) Animede ikisinin rekabeti ve işbirliği çok hoştu. Yani bazı yönlerden gerçeğe sadık kalınmış animede.

 Dedektif Ajansı iyiler için çalışıyor ve başkan Fukuzawa ekibe özel yetenekli kişileri topluyor. Bu karakteri de sakin ve güçlü oluşu, herkese kol kanat germesi nedeniyle sevdim. Gerçekte de Fukuzawa yazar, eğitimci ve samuraymış.

 Herkesten bahsedip Chuuya'yı anlatmazsam olmaz. Tam deli fişek. 😅 Bu da Akutagawa ve Odasaku gibi Liman Mafyası'nın üyesi. Yani Dedektif Ajansı ile rakipler. Chuuya'nın ileri seviyede gücü var ve dövüşürken bir şekilde Dazai'nin özel gücüne muhtaç olduğu için ikili çok iyi işler çıkarıyor. Ayakları yere basmasa da sevdiğim bir karakter. :) 


 Anime genel olarak güzel. Komedi, gizem, aksiyon, polisiye her şey var içinde. Kafamı dağıtmak için güzel bir seçim oldu. :) Daha fazla uzatmadan giflere geçeyim. (gifler: tenor.com)


Bu meşhur Dazai, her taşın altından çıkıyor.

Akutagawa, öfkesine yenik düşen ve Dazai'nin takdirini kazanmış olan herkesten nefret eden biri.


Çılgın Chuuya, Dazai'ye kafayı takanlardan biri. 😅

Ürkütücü Lovecraft 🤗☠️

Ranpo ve Poe ikilisi 🧐 Ranpo özel yetenekli değil doğal dedektiflik zekası var sadece.

Fyodor, amansız düşmanımız. 😎 Zeki olduğu kadar acımasız da.

Vee Odasaku, hayali ve hayatı arasında hapsolmuş biri, kendisini daha çok görmek isterdim. 😊💔





Açık renk saçlı olan da başta anlattığım yetimhanede büyüyen Atsushi. Nazik ve düşünceli bir genç.


28 Kasım 2023 Salı

Raşōmon ve Diğer Öyküler (Kitap)

 


 Yazardan okuduğum ilk kitap. İzlediğim yazarlardan ilham alınan animede (bungou stray dogs) hırçın Akutagawa karakterini çok sevince kitabını da okumak istedim. Raşōmon adlı öyküsü onu edebiyat dünyasına tanıtan ilk öyküymüş. Yazar 1892'de doğmuş, 1927'de intihar etmiş. Eski Japon yazarlarda bu durumu çok görüyoruz maalesef. Genellikle hayata karşı karamsar bakış açıları buna sebep oluyor. Kısa zamanda çok öykü yazmış hatta zamanında Natsume Soseki'nin övgü ve desteğini almış. Akutagawa yazılarında tekrara düşmek istemediği için sürekli farklılık arayışına girmiştir.

 Bu kitabında uzun ve kısa pek çok öykü yer alıyor. En sevdiğim öyküleri Cehennem Tablosu, Toşişun, Mendil, Örümcek İpi ve Raşōmon oldu. Gerçekten de her birinde yazarın tarzı farklı. Bazen hırçın, bazen sakin, bazen ders verici şekilde yazmış. Cehennem Tablosu'nda kendini üstün gören bir ressamın daha gerçekçi resim yapmak için sınırları nasıl aştığını ve hırslarının sonucunda yaşadığı acıyı görüyoruz. Çarpıcı ve ilginçti, karakterin deliliğini hissedebiliyoruz okurken. Örümcek İpi bencillik üzerine yazılmış dikkat çekici bir öykü. Raşōmon sefalet içinde yaşayan birinin ruh hali ve gördükleri karşısında sağlam duruşunu bozmasını konu alıyor. Çarklar adlı öyküde ise kendi yaşamından kesitleri bir karakterin ağzından anlatıyor. Dolayısıyla onu intihara sürükleyen süreci de burada biraz anlamış oluyoruz.

 Kitap, geleneksel Japon kültürünü konu alıyor genel olarak. Bu dönemi sevenlere ve birbirinden farklı hikayeler okumak isteyenlere tavsiye ederim. Fırsat olursa başka öykülerini de okumak isterim. 


Alacakaranlıkta gökyüzü sanki yere inmişti. Kapının damından çıkıntı yapan kiremit uçlarının, ağır kara bulutları omuzlamış gibi bir hali vardı.

Çünkü kötülüğe karşı yüreğinde duyduğu nefret, tıpkı yaşlı kadının tahta döşemeye sıkıştırdığı çıra gibi, adamın içinde alev alev yanıyordu.

Artık burada "çok şükür" mü demek lazım "maalesef" mi demek lazım orasını bilemiyorum, ama bir müddet sonra köşedeki çömleğin gölgesinden ince, uzun kıvrımlar çizerek simsiyah katran gibi bir şey aktı.

O akşam baykuşu çömezin üstüne kasten salmıştı. Çömez, canını kurtarmak için sağa sola kaçtıkça usta da oturmuş bir güzel bu sahnelerin resmini çizmişti.

"O halde 'Cehennem Tablosu'nu çizebilmen için gerçek bir cehennem görmen gerekiyor. Öyle mi?"

 Yazarken çektiğim çetin eziyet gitgide zihnimi bulandırmaya başlamıştı.


22 Kasım 2023 Çarşamba

Fırtınada Yanacaksın (Kitap)

 


  Bu aralar polisiye okumak istediğim için bu kitaba başladım. İlk yarıdan sonrası daha akıcı ve heyecanlıydı. 

 Dedektif Gurney bir gün bir vaka hakkında bölge savcısından teklif alır. Bir cinayet işlenmiştir. Kline olaylara dışarıdan bakabilecek birine ihtiyaç olduğunu söyleyerek ondan görevde yer almasını ister. Gurney işine çok bağlı olsa da kararsızlık içinde kalır ama sonra kabul eder. Siyahiler ve beyazlar arasında bir çatışma patlak verecek gibidir. Irkçılığın giderek arttığı dönemde polisler ve ardından başka insanlar da öldürülür. Televizyondaki programlarda da olaylar çarpıtılıp belli çevrenin suçlu olduğu algısı oluşturulmakta bu da toplum düzenini tehdit etmektedir.

 Gurney'in çalıştığı soruşturma ekibinde ipleri eline alıp her şeyi istediği gibi yönlendiren şef Beckert vardır. Gurney bu adamdan hoşlanmaz ve kafasına takılan sorulara yanıt araması Beckert'i rahatsız etmeye başlar. Kendi çıkarını düşünen Kline de sonunda artan gerilim yüzünden Gurney'i görevden alır.

 Gurney ise işini yarım bırakmaz. Vurulan polis eşlerine de üzüldüğü için cinayetleri çözmek ister. Kafasını kurcalayan şey delillerin abartı boyutunda çokluğudur, sanki birileri sahte deliller bırakmak istemiştir. Teşkilattan birinin bile işin içinde olabileceğini düşünür. Bunun üzerine birkaç kişinin yardımı ile olayı kendi araştırmaya başlar. Bir şeyleri çözmeye başladıkça işin göründüğünden daha karışık olduğunu anlar. Şüpheli listesi kabarıktır, yeni cinayetler de işlenmeye devam eder.

  Kitabı severek okudum. Yazarın detaylara önem vermesi, karakter analizleri hikayeye gerçekçilik katmış. Okurken sanki yazar bunları kendi yaşamış da anlatıyor gibi hissettim. Basının veya yetkililerin bir şeyleri nasıl çarpıttığını, insanları nasıl yönlendirdiğini görmek de düşündürücüydü. Gurney'in cinayet olaylarına çok dahil olmasına rağmen hâlâ hassas olması ve insanların acısını hissetmesi de güzel detaydı.

 Polisiyede sanırım en beğendiğim yazar, sadece kitabın biraz daha gerilim ağırlıklı olmasını isterdim. Sonlara doğru gerilim hissediliyor yine ama daha çok bulmacanın parçalarının yavaş yavaş birleştiğini görüyoruz. Sonu gerçekten beklenmedik ve detaylıydı. Kurgu çok iyi düşünülmüşse de tek bir noktaya takıldım. Katil hedefindeki kişilerden bu kadar nefret ediyorsa niye sadece o kişileri doğrudan öldürüp meseleyi bitirmemiş, çok fazla risk almış. Spoiler olmasın diye detaya giremiyorum. Bir de Gurney'in eşi ile olan iletişimi bana garip geldi, nedense aralarında gerçek bir samimiyet hissedemedim. Daha önce okuduğum kitaplarının üzerinden çok zaman geçtiği için hatırlamıyorum ama hep böyle miydi araları bilemedim. 


Adına haber denilen şeyin sıklıkla suni olarak yaratılan tartışmaları, kısmi gerçeklerin abartılmasını ve hakkında hiçbir şey yapamayacakları olayları niteleyen bir terim olduğu kanaatindeydiler. 

Bir başkasının acısı karşısında irkilmek empati duygusunun varlığını ortaya koyar. Bu da en değerli insani niteliklerden biridir.

Gurney bir hayli kederlenmiş, bir taraftan bu şekilde hissediyor olmayı hayretle karşılanmıştı. Boğazında bir şeylerin düğümlendiğini hissederken gözleri yaşardı.

İşlerin yoluna girmesini istediklerinden bahseden insanlar Gurney'i hep huzursuz ederdi. Çünkü bu, gerçeklerden çok düzenin devamının arzulandığı manasını taşırdı. 

Siyaset denen şey artık bağırıp çağırmadan, yalanlardan ve tehditlerden ibaret.


19 Kasım 2023 Pazar

Jujutsu Kaisen 0 (Manga)

 


 Jujutsu Kaisen serisinin 0. cildi olarak çıkan sayısı. Önceden anime filmini izlediğim için konuyu biliyordum. Beni şaşırtan ise sonda yer alan manga yazarının açıklamasıydı. Jujutsu Kaisen'in ön hikayesi olarak bu cildi yazmış. Sonra çok beğenilince Jujutsu Kaisen serisini yazmaya başlamış. Animesi ise buradan başlamamıştı. İlk sezon ve ikinci sezonun arasında bu bölüm piyasaya anime filmi olarak sürülmüştü. Bence güzel de olmuş bu şekilde planlanması.

  Konusunu tekrar hatırlayalım. Jujutsu Koleji lanetlerle mücadele edecek öğrenciler yetiştirmektedir.  Tabii bunlar lanet enerjisi kullanabilen yetenekli büyücülerdir. (Lanetler aslında insanların negatif enerjilerinden biçimlenen varlıklardır ve tehlike saçmaktadırlar.) Yuta Okkotsu ise yıllardır bir lanetle yaşamak zorunda olan bir genç. Onu hiç bırakmayan lanet Yuta'ya zorbalık yapan herkese saldırır. Sonunda birkaç öğrenci ağır yaralanınca kolej hocası Gojo duruma el atar. İnfaz edilmesi istenen genci kollar ve onu eğitmeye başlar.

 Yuta ruhsal olarak çöküşün eşiğine gelmişken Gojo'nun sözleri ile umutlanır ve gücünü olumlu anlamda kullanabileceğine inanır. Sınıf arkadaşlarıyla göreve çıkar. Dövüş sırasında ilk kez lanet Rika'nın gücünü ödünç alır, insanları kurtarır. Rika'nın gücü, Gojo'nun eskiden en yakın arkadaşı olan Geto'nun dikkatini çeker. Geto sıradan insanlardan nefret etmekte ve lanetler için çabalamaktadır. Çünkü zayıf insanlar için kendisi gibi özel insanlar hep savaşmış ve kayıplar vermiştir. Bu durumu tersine çevirmek ister. Bunun için de çok güçlü olan Rika'yı ele geçirmeye çalışır. Topladığı lanetler ve lanet kullanıcıları ile şehir meydanında büyük bir saldırıya başlar. Tabii kolejdeki herkes bu olaya müdahale ederken Geto savunmasız halde kalan okulu basar ve Yuta'ya saldırır.

 Şimdi biraz geçmişe gidelim. Rika ve Yuta çocukken tanışıp yakın arkadaş olmuştu. Hatta büyüyünce evleneceklerine dair birbirlerine söz verirler. Ancak kısa süre sonra Rika bir kaza geçirir, Yuta şoka girince onun ölümüne karşı çıkar, kabullenmek istemez. O gün Rika lanete dönüşür ve bir daha Yuta'nın peşini bırakmaz. Okuldaki dövüşte ikisi birlikte Geto'ya karşı savaşır. 

 Animesi harika görsellerinin müziklerle de desteklenmesi ile çok daha etkileyiciydi. Ama bu şekilde okumak da güzel bir deneyim oldu. :))


Lanete yalnızca lanet karşı koyabilir.


Okullar, hastaneler. İnsanlar geçmişi hatırladıkça bu mekanlar negatif enerji toplar ve bu birikme bu sefer de olduğu gibi lanet yaratır.


İnsanların arasına karışmak istiyorum! Birileri bana ihtiyaç duysun istiyorum! Yaşamamın sorun yaratmayacağına inanmak istiyorum.


Acı çekip çekmemen gelişim hızınızı doğrudan etkiler.


Bu, benim kendi teorim ama aşktan daha karışık bir lanet olmadığını düşünüyorum.



12 Kasım 2023 Pazar

Naruto Felsefesi (Kitap)

 


 Naruto manga/animesinin hayranı olan yazar seriyi tanıtabilmek için kitabı yazmış. Şu sözleriyle açıklıyor bunu: "Benim bu kitabı yazmamın nedeni de, söz konusu duyguları ve zenginliği herkese anlatmak için duyduğum büyük istek ve coşkudur."

 Dünya çapında meşhur olan ve hayran kitlesi giderek büyüyen Naruto benim de en sevdiğim animedir. Bu yüzden yazarın ne yapmaya çalıştığını gayet iyi anlıyorum. Kitap Naruto'nun mangakası Kishimoto'nun kısa hayatını ve onun esinlendiği tarihi ve mitolojik konuları anlatıyor. Daha sonra önemli karakterlerin hayatına, yaşam tarzlarına, amaçlarına tek tek değiniliyor.

 Naruto'nun bitmeyen azmi ve şefkati, Kakashi'nin travmalarla dolu geçmişine rağmen sağlam bir kişiliğe sahip olması, yıkım getiren Gaara'nın zaman içinde dönüşümü, İtachi'nin yükü ve acıları, Naruto'ya çok benzeyen Obito'nun yoldan nasıl saptığı...

 Kesişen hayatlar birbirini etkileyerek sonunda insanların tek bir hedefe yönelmesini sağlıyor. İnsan yalnızsa sahip olduğu büyük gücün de bir önemi kalmıyor. İnsanların birbirini anlayabilmesi ve bir olabilmesi en önemli mesele. Naruto hikayesi tam da bunun üzerine kurulu. Aslında yazar bunu biraz ütopik buluyor, yine de ders alınması gereken bir durum olduğunu da belirtiyor.

 Kitap kısa bölümlerden oluşuyor. Narutoyu izleyecekler için çok spoiler içeriyor, bu yüzden onlara değil de Naruto'yu izlemiş olanlara veya izlemeye vakti olmayıp da Naruto'yu merak edenlere tavsiye ederim. Birbirinden etkileyici hikayeleri tekrar anımsamak ve yazarın bakış açısından görmek güzeldi. Her iyilik başka bir iyiliği doğurur, yoldan sapmayanlar bir gün muhakkak diğerlerini de etkiler. Çok severek okudum. Hayran yorumlarına da yer verilmesi güzel detaydı. Kalbini vererek izlemiş olanların benzer şeyler düşündüğünü görünce sevindim. Bu bakımdan Naruto daha uzun yıllar hafızalarda yerini koruyacaktır. Böylesine etkileyici hikaye ve karakterlerin bir arada toplanması nadirdir. Son olarak Naruto benim için de bir başyapıt. 😊💙


Kishimoto gerçek dünyada süregelen zalimlikleri ve çatışmaları eserlerine tüm çıplaklığıyla yansıtır. Onun gözünde hayat güzel olduğu kadar acımasızdır da. Naruto karakteriyle ise iyilik ve barış dolu, ama daha da önemlisi, aklın hükmettiği bir dünya hayal edebileceğimizi gösterir bize.

Oysaki içinde ta en başından beri, pek çok acıya ve trajediye yol açacak kadar güçlü bir canavarın yattığını bilseydi, bu yükün altından kalkamaz, büyük hayaller kurmasını sağlayan özgürlüğe hiçbir zaman erişemezdi.

Böyle bakıldığında Naruto'yu durduranın, intikam almasına engel olan şeyin, harekete geçmeden önce anlama ihtiyacı olduğu söylenebilir.

Tüm bu duygusal boşluklar, aşağılanma, ihanet ve de uykusuzluk Gaara'nın içinden gerçek bir ölüm makinesi çıkarttı.

Çünkü bazı yaraları zaman bile iyileştiremez. Özellikle de o yaralar pişmanlık, nefret, öfke ve intikam hırsıyla derinleşip yer ettiyse...

Maske takmasının nedeni de, gerçek kimliğini gizleyerek kırılgan tarafını korumak istemesiydi. Gerçek yüzüydü kırılgan tarafı; kimliğiydi, ona geçmişini hatırlatan her şeydi.

Naruto'yu tüm hikaye boyunca, düşmanlarının fikirlerini değiştirebilen, hiç değilse önceki hallerine döndürebilen biri olarak görürüz. Hep iyi niyetli, hep şefkatlidir o. Karşısındakini o noktaya neyin getirdiğini öğrenmek ister her zaman. Sonra da, sadece sözcükleriyle bile tepetaklak çevirebilir karşısındakinin hayatını.


5 Kasım 2023 Pazar

Kan ve Şeref (Kitap)

 


 Sonunda bitirdim. :) Kitap Nick Caramandi'nin eski üyesi olduğu azılı Scarfo çetesinin yükselişi ve düşüşünü anlatıyor. Kitabın başında 8 sayfalık bir isim listesi, işlenen cinayetlerin yıllara göre listesi ve mahkumiyet cezaları yer alıyor. Okurken sanki uzun bir haber bülteni dinliyor gibi hissettim. Pek duygulara yer verilmeden olduğu gibi olaylar anlatılıyor. Zaten kitap belgesel roman olarak geçiyor. Karga lakaplı Caramandi tanık koruma programı sayesinde tüm bildiklerini anlatmış. Suç araştırmacısı muhabiri olan George Anastasia da bunu başarılı şekilde kitaplaştırmış.

 Çetenin uzlaşmacı olan eski lideri Angelo Bruno 1980'de bir suikaste kurban gidince olaylar başlıyor. Bir süre sonra çetenin başına acımasız ve şiddet yanlısı Nicodemo Scarfo geçiyor. Scarfo, Bruno'nun aksine pek çok kişiyi kurban ediyor. Örgüt içindekileri bile öldürtüyor.

 Caramandi'nin çocukluk ve gençliğinden başlayan konu onun adım adım çeteye nasıl yaklaştığı ile devam ediyor. (Kariyerine oyuncak tabanca ile dükkan soyarak başlayıp ileride mafya reisinin temsilcisi olacaktır.) Karga, çeşitli suçlar işleyerek, bağlantılar kullanarak çete için çalışmaya başlar. Çeteye üyelik ise kolay değil. Yıllarca onlara bağlı çalışır. Kendisi dolandırıcı olduğu için amacı çeteye katılıp daha fazla para kazanmaktır. Bir süre sonra adam öldürmek bile işinin bir parçası haline geliyor. Genelde zaten suça bulaşmış kişileri öldürdüğü için vicdan azabı da duymuyor.

 Sonunda bir gün Caramandi bir törenle çeteye üye yapılır, kanlı bir yemin eder. Artık çeteyi daha yakından tanıyan adam akıllıca davranıp sadece verilen emirleri yerine getirip ve başka şeye burnunu sokmaz, şikayet etmez. Çünkü çete içinde çok kıskançlık var ve çeşitli entrikalar dönüyor. Zamanla çete lideri Scarfo ile daha yakın olur ve ona çok para kazandırır. Ancak Caramandi'nin hesaba katmadığı bir şey vardır. Scarfo kimseye tam anlamıyla güvenmeyen, paranoyak biridir. Geçmişte en yakınındaki kişiyi bile çeteden azledip öldürtmüştür. Karga çok çalışır, sadıktır. Zamanla zirveye tırmanır ama onun için işler tersine döner. Bir gün tutuklanır ve çete ona sırt çevirir, öğrenir ki Scarfo onu suçlamakta ve ölümünü istemektedir.

 Caramandi Scarfo'nun inadını iyi bildiği için tek kurtuluşu itirafçı olmakta bulur. Çıktığı mahkemelerde ifade verir ve onlarca kişinin mahkum edilmesini sağlar. Scarfo çetesi de bu şekilde çökmüş olur. Caramandi sonradan bir pişmanlığını dile getiriyor. Derdi sadece Scarfo ile olduğu için yetkililerle anlaşmış ve doğruları açıklamak zorunda kalmıştır. İşlediği suçlardan değil de yakalattığı diğer kişiler için üzülmektedir. Caramandi ölüm listesinde olduğu için kimlik değiştirerek yaşar ve sonunda kendini kimliksiz olarak tanımlar. Artık yaşlandığı için de yalnız kalmıştır.

 Kitapta çeteye dair çok detay var. Ne işler yaptıkları, işlerini nasıl yürüttükleri, kimlere tuzak kurdukları vs. Bu yüzden pek akıcı değildi ama ara ara merak uyandırıcı gelişmeler olmaktaydı. Bir de bu suç dünyası nesnel bakış açısı ile anlatıldığı için olanlara pek üzülmedim. Çoğu kişi ettiğini buluyor. Bu tarz konulara ilgisi olanlara tavsiye ederim. Benim için farklı bir deneyim oldu.

 

Fakat, bu üyelik merasiminden iki yıl sonra, Nick Caramandi, Scarfo'nun paranoyasının bir hedefi haline geldi. Böylelikle, aileye düşman oldu. Caramandi, bir düzineden fazla büyük jürinin önüne çıkıp, on bir farklı davada ifade vererek, hayatı pahasına korumaya yemin ettiği Philadelphia örgütünü çökertti.

Fakat, Scarfo örgütünün içinde, üç boyutlu bir satranç oyunu oynanıyordu. Birkaç düzeyde plan kurulup, entrika çevriliyor; çeşitli düzlemlerde çatışmalar yaşanıyordu.

Bütün öğleden sonrasını, hayal ya da gerçek, ölüm fikriyle geçirmişti. Hayatının hiçbir anında, kendisini, bu denli tehdit altında hissetmemişti. 

Bu sefer, kapana kısılmıştı. Çetenin merkezine doğru yaklaşıyordu fakat, yaklaştıkça, geri adım atmak, daha da imkansız hale geliyordu. Artık cinayet, hayatının bir parçasıydı.

Caramandi, toplam on bir davada tanıklık edecek ve elli iki kişinin hüküm giymesine neden olacaktı.

31 Ekim 2023 Salı

Link Click 2.sezon (Anime)

 


 Daha yeni ilk sezonu izleyip paylaşmıştım ama 2. sezon öyle iyiydi ki söylemek istediğim çok var, o yüzden yeni başlık açtım. Tek kelimeyle bayıldım animeye. :)

 Bu sezon da 12 bölümden oluşuyor. İlk sezonda iki arkadaş aracılığıyla farklı kişilerin hayatlarına tanık olmuştuk. Son bölümlerde işin seyri birden değişmişti. 2. sezon tamamen polisiye gerilim üzerine kurulmuş. Bölümler öyle bir yerde bitiyor ki ne olduğunu öğrenmek için hemen sonraki bölüme geçmek zorunda kaldım.

 Lu Guang ve Cheng karakterlerini daha bir sevdim. Bunların ev sahibi olan kızla iyi bir üçlü oldular. Aralarındaki güven ve bağlılık çok iyi yansıtılmış. İlk sezonun aksine burada kendi başları belada. Oyun isteyen, tuzak kuran birileri var. Üçlü ne yapsa da bazı sorunları aşamıyor. Gerilim ve gizem son bölümlere kadar sürüyor. Suçlunun kim olduğunu ve nasıl suç işleyebildiğini çözebilmek güçtü. Her şey ince düşünülmüş, akıl oyunlarını çok sevdim. Lu Guang gerçekten zeki ve soğukkanlı. Cheng de güçlü ve azimli biri. Finale doğru olaylar çözülürken farklı gelişmeler açığa çıktı. Yani anime henüz bitmemiş. 🥲 3. sezon kim bilir ne zaman gelir, beklemek zor olacak.

 Lu Guang bir sır saklıyor, bildiği şeye şaşırdım, umarım gerçekten değiştirebilmiştir yaşanacak olanları. (Bazı şeyler karmaşıktı, tam anlamadım ama 3.sezonda her şey netleşecektir.) Bu kadar sakin kalıp acı gerçeği kendine saklaması bile nasıl sağlam bir karakterde olduğunu gösteriyor. Bu sezonda Lu Guang'ı çok benimsedim, saygımı kazandı. Soğukkanlılığını ilk kez yitirdiği bir sahne vardı, çok etkileyiciydi. Cheng ile olan dostluğu takdir edilesi boyutta. Lu Guang'ın en baştan beri neden biraz içine kapanık, düşünceli olduğunu daha iyi anladım. Bayağı ters köşe oldu benim için. Kendisi üstüne basa basa geçmiş geçmişte kalmalı, kuralların dışına çıkılmamalı diyordu bir de. 

 Kızın adını unuttum o da bayağı iyiydi bu sezonda. Bu üçlünün yaptığı dövüşlere bayıldım. Dövüş sahneleri gerçekçi ve havalıydı. Çizimler de oldukça iyi. Animenin opening ve ending müzikleri de harikaydı. Onları da paylaşacağım, izlerken gözlerimi alamadım. 3.sezon çabuk gelsin. 🥺 İlk video opening, 2.video ending.





28 Ekim 2023 Cumartesi

Link Click (Shiguang Daili Ren) Anime

 

 "Neden ölmüşlere kelimeleri iletmeyi kabul ettiğimi biliyor musun? Bu kelimeler ölmüşlerin kaderini değiştiremez. Ama kelimeler yaşayanların pişman olmamasını sağlayabilir."



 Merhabalar çok ilginç, kısa bir anime ile geldim. Başta dilinin Çince olması kulağıma garip gelse de sonra o kadar sardı ki bir günde bitirdim bölümleri. Hemen konusuna geçeyim. :) (gifler:tenor.com)





  İki arkadaşın alışılmışın dışında bir fotoğraf dükkanı var. Dükkan sahibi de ayrıca arkadaşları, onlara sürekli müşteri getiriyor. Lu Guang (beyaz saçlı olan) bir fotoğrafa bakınca o ana dair 12 saatlik görüntüler görüyor. Cheng ise fotoğrafların içine girip müşterinin istediğini yapmaya çalışıyor. Tabii Lu Guang'ın yönlendirmesi ile hareket ediyor. Eğer geçmişte önemli bir değişiklik yaparsa gelecekte olumsuz sonuçlar doğabilir. Duygusal ve fevri olan Cheng bir de içine girdiği bedenlerin hislerini de paylaştığı için genelde kendini tutmakta zorlanıyor. Lu Guang'ın sürekli onu uyarmasına rağmen bazen bildiğini okuyor ve işleri karmaşık hale getiriyor.

 İlk bölüm heyecanlı başladı. Sonra biraz daha psikolojik ve duygusal ilerledi. Sonlara doğru gerilim arttı, polisiyeye döndü. Finali çok şaşırtıcıydı, hiç beklemiyordum. Kısaca bayılarak izledim ve 2.sezonu olduğunu da görünce mutlu oldum. Çünkü devamı muhakkak gelmeliydi, öyle bir yerde bitti ki. Karakterleri çok sevdim. Esas yük Cheng'de gibi görünse de sakinliğini hep koruyan ve olacakları gören Lu Guang'ın da düşünceli hallerini çok görüyoruz. İyi bir ikili oldular bence. Cheng ağır durumlardan sonra hep çökmüş gibi görünse de azimli olması ve elinden geleni yapmasıyla kendini sevdirdi. Son bölümler gayet zekiceydi ve merak unsuru ön plandaydı. İlginç bir şeyler izlemek isteyenlere muhakkak tavsiye ederim. :) 



24 Ekim 2023 Salı

Beni Onlara Verme (Kitap)

 


 Yazardan okuduğum üçüncü kitap oldu ve yazar hiç pişman etmiyor. Çarpıcı ve düşündürücü anlatım tarzını yine korumuş. Bu kitap aynı mahallede yaşayan farklı karakterlerin gözünden yazılmış kısa hikayelerden oluşuyor. Her hikayenin sonunda durup nefes alma ihtiyacı hissediyor insan.  Hüzün akıyor hikayelerden, insanın içini sızlatıyor. İçlerinden bazılarını daha etkileyici bulmakla birlikte konular genellikle hayal kırıklığı, gerçekleşmemiş beklentiler, çekilen acılar ve mutsuz sonlardan oluşuyor.

 Kitabın dili akıcı olsa da bazı şeyler insanın içine oturup kalıyor. Yazarın iyi bir gözlemci olduğunu düşündüm, karakter analizi çok iyi. Sanki her bir olay kendi başından geçmiş gibi samimi ve gerçekçi yazmış. Kalemi çok kuvvetli. Daha fazla uzatmadan alıntılara geçeyim. (Yine de favori kitabım Şanzeli Düğün Salonu oldu, onda farklı bir hava vardı.)


Kendimi bilmeye başladığım yaşlarda, içinde yaşamak zorunda kaldığım hayatın bende baş edilmesi güç bir nefes darlığı ve kopkoyu bir iç sıkıntısı yarattığını derin bir acıyla fark ettim.


İş bulmak bir yana, kapkaranlık gecelerin içinde uykuyu, sokağa çıktığımda yolumu, dünya denen cehennemde kendimi bulamıyordum.


Kendimle aramdaki mesafe gitgide artmaya başladı. Bir süre sonra tam ortadan ikiye bölündü hayatım. Bir yanım diğer insanları oyalarken, diğer yanım yavaş yavaş ölüyordu.


Kimseler bilmese de çaresizliğim geçmiyor bir türlü. Kuyular var, derin ve fakat ben Yusuf değilim. Yusuf olmayınca her kuyu derin insan için.


Gizlediğin o acıdan küçücük bir parça bile dışarı taşsa görenlerin içinde sızı kalıyor. Gördüm. Ben de saklıyorum herkesten. Ben de saklıyorum çok şeyi, ondan biliyorum.


Atılan ilk kurşunlar, mevzilerinde kanatsız kalmış çocukların hayallerine saplanır ki, sonrasında hayalsiz kalmış çocuklar gözlerini kırpmadan karşı mevzidekileri yok etmenin peşine düşsün.


15 Ekim 2023 Pazar

Otori Efsaneleri 1.Kitap Bülbül Döşemeler

 


 Kitap hayali bir ülkede feodal zamanlarda geçmektedir. Üç Büyük Ülke sınırları içinde yaşayan klanlar savaş dönemlerinden geçmiştir. Kendi halinde yaşayıp, farklı bir inanca sahip olan Mino kasabasındaki insanlar bir gün saldırıya uğrar, katledilir. Sadece Tomasu ismindeki genç kurtulur. Kasabaya saldıranlar onu da öldürmek için peşine düşer. Tomasu Otori klanından Shigeru adındaki bir efendi tarafından kurtarılır, evlat edinilir ve ismi Takeo olarak değiştirilir.

 Aradan geçen zaman içinde Takeo her şeyi çok iyi duyabildiğini fark eder. Sahip olduğu yetenekleri daha iyi kullanabilmek için çalışır. Shigeru'nun ise çok düşmanı vardır ve günün birinde evliliğe zorlanır. Shigeru aklındaki planları uygulamaya koymak için evliliği kabul eder ve harekete geçer. Ona bağlı olan Takeo da ne olursa olsun onu bırakmamaya kararlıdır.

 Kitabın başlarında biraz sıkıldığımı söyleyebilirim. Yazarın anlatımı biraz sade geldi bana ama okudukça olaylar merak uyandırıcı bir hal aldı. Çıkar çatışmaları ve entrikalara bol bol yer verilmiş. Gücü elinde tutan acımasız ve arsız erkekler, köle gibi oradan oraya sürüklenen ve söz hakkı olmayan genç kızlar, güçsüz olduğu için kolayca yok edilenler... Kızdığım çok şey vardı. Kitap sonlara doğru daha akıcı oldu. Kafama yatmayan bazı şeyler vardı. Kitap bazı yönlerden bana masalsı geldi. Kurgu sanki daha derin olabilirmiş. En çok Shigeru karakterini sevdim. Finalini daha farklı bekliyordum. Serinin devamını okur muyum bilmiyorum. :)


 Hakkında hiçbir şey bilmediğim bu yeni dünya, klanların katı kuralları ve acımasız kanunlarıyla doluydu. 


 Artık sessiz, kibar görünüşlü Takeo'ydum. Her şeyi duyan kulakları, her şeyi gören gözleri ve intikam derslerini öğrenmeye başlamış bir kalbi saklayan, biraz sıkıcı bir maske takmış biriydim. 


 "Ama her evin zaten kendi şarkısı varken, döşemelerinin kuş gibi şakımasını kim ister ki?"


11 Ekim 2023 Çarşamba

Kitap Alışverişim 7 (2023)

 

 Bir süredir kitap alışverişi yapmamıştım. Geçen gün aldığım iki kitapla birlikte hepsini koyuyorum. :) Çok şükür uzun süredir hayalini kurduğum kitabıma da kavuştum. Kardeşimin verdiği sipariş ulaştı elime ama olsun onu da ekleyim. Yayınevi bana birkaç adet yollayacaktı, daha elime ulaşmadı.




 Bu ikisini daha önce almıştım. Hayal Meyal'i okudum bile, çok güzeldi. :)



 Amazon'dan 40 TL indirim kodu geldi bana. Fırsatı kaçırmayıp birkaç kitap daha aldım. Dördünü 116 tl'ye aldım. Bu aralar Tarık Tufan kitaplarına taktım. :)) Şedaraban'ın konusu çok ilginç geldi bana, fiyatı da çok uygundu, kaçırmayım dedim. Diğer iki kitabı da bana faydalı olacağını düşünerek aldım. Şimdilik benden bu kadar. 😊



6 Ekim 2023 Cuma

Hayal Meyal (Kitap)

 


 Tarık Tufan'dan okuduğum ikinci kitap oldu. Bunu da oldukça beğendim. İki günde bitirdim, elimden bırakmak istemedim. :)

 Kitap karakterimizin bir doktorla olan muhabbeti ile başlıyor. Anlıyoruz ki karakter hep yalnız geliyor doktorun yanına. Hastalığı iyice ilerlediği için ailesinin yanına, mahallesine dönme kararı alıyor. Ancak geçmişle yüzleşmek kolay değil, pek çok hatıra ile dönüyor.

 Zamanında mahallenin kızı İlknur ile onu yakıştırdıkları için nişanlanmışlardı. Ancak İlknur'un önemli bir derdi, yarası varmış. Bu yüzden ayrılık da kaçınılmaz olmuş. Sonrası iki taraf için de acı dolu.

 Kitap kısa olduğu için daha fazla detay vermek istemiyorum. Yazarın üslubunu çok seviyorum. Karakterin iç dünyasını akıcı ve etkileyici şekilde aktarmayı başarıyor. Daha ilk sayfalarda kitaba kapılıp gittim. Nasıl ilerleyeceğini merak ederek okudum. Sonu gerçekten ters köşe oldu. İnsanın üzerine seçme şansı tanınmadan ağır yükler bindirilmesi ve sonuç olumsuz olunca da kişinin hemen suçlanması ne üzücüdür. Hassas kalpler için yaşananlar dayanılmaz olabiliyor.

  Yazarın başka kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Bu kitabının biraz daha uzun olmasını isterdim, karakteri biraz daha tanımak isterdim.


 Bize olanaksız gibi gelen onlarca şey başkalarının günlük hayatının bir parçası değil mi?

 Hayal kırıklığı yüzlerine yerleşmiş insanların acıklı umursamazlığı, bütün sokağı kaplayan bir çığlığa dönüşür.

 Mahallede yaşayanların evlerinde sakladıkları fotoğraflarda, kesilmiş tarafta kalan bir yüzüm var benim.

 Kafeden, benim dünyamdan, gelecek kurgularımdan çıktı ama uykularımı bölen kâbuslardan çıkaramadım yüzünü.

 "Evlat, insanlar hakkında Allah'a uy, Allah hakkında insanlara uyma!"

 "Ansızın değil. Anlamak istemediğiniz bu. Ben bağıra çağıra gittim. Ama duymak istemeyenler için ansızın gibi geliyor."


29 Eylül 2023 Cuma

Drizzt Efsanesi 11.Kitap Sessiz Kılıç

  


 Kitabı okumam biraz vakit aldı ama sonunda bitirdim. :) Bu bölümde Drizzt yine önemli bir görev edinir ve bunun için yollara düşer. 

 Büyülü ve tehlikeli bir nesnenin yok edilmesi gerekmektedir. Bu nesne kişilerin iradesini eline alıp onları istediği gibi kullanmaktadır. Drizzt ve dostları onu yok edecek kişiye ulaştırmaya çalıştıkça nesne yüzünden etraflarını çeşitli düşmanlar sarar. Bu sırada eskiden yaşadığı şehre geri dönen kiralık katil Entreri hayattaki amacını yitirmiş gibidir. Açık açık herkese meydan okurken içten içe ölümü de beklemektedir. Ölümle burun buruna geldiğindeyse kara elfler onu kurtarır ve şehirdeki konumunu yükseltirler. Kurnaz kara elfin derdi ise Entreri ve Drizzt'i tekrar karşılaştırıp aralarında amansız bir dövüşün başlamasını sağlamaktır. Tabi kendisinin de bundan çıkarı vardır. 

 İkilinin karşılaşması kitabın sonunda oldu ve büyük buluşma oldu benim için. Sanırım  kitabın en çok finalini sevdim bu yüzden. Entreri'yi biraz daha tanıyabildik. Drizzt yine prensiplerinden taviz vermedi. İkisinin dövüşünü okumak keyifliydi, yazarın güzel anlatımıyla da gözümde canlanabildi hamleler. Yavaş yavaş Entreri'nin değiştiğini de görebiliyoruz. 

 Diğer karakterlere gelecek olursam zaten onları pek sevmiyorum. Bu bölümde bazı şeylere gıcık oldum, aldatma, şehvet vb. konulardan hiç haz etmem. Drizzt ve Entreri karşılaşması için okuduğuma değdi diyebilirim. Sonraki kitabı ne zaman okurum bilmiyorum, evde kaldı, yanıma da fazla kitap almadım. 


 Errtu'nun pençelerinde çektiği ıstırap, diğerlerinin acılarından anlama becerisini kaybetmesine sebep olacak kadar zorlu ve çetin miydi? Onların haykırışlarını duyamayacak kadar fazla dehşet ve acı mı yaşamıştı?

 Hepimizin kendimize ait bir yolu vardır. Çok basit ve bariz bir düşünce gibi görünüyor ama birçok kişinin gerçek hislerini ve arzularını diğerlerini düşünerek bastırmaya dayalı ilişkilerle dolu bir dünya içinde doğru yoldan sapıp birçok adım atıyoruz. 

"Kalbindeki delik bu. Onunla yeniden, kendi seçtiğin şartlarda dövüşmelisin. Çünkü kibrin, sen o  meseleyi halletmeden önce hayatında başka bir sayfa açmana asla izin vermeyecek." 


23 Eylül 2023 Cumartesi

My Happy Marriage (Anime)

 


 Merhabalar. Memleketime döndüm, kafamı dinleyeceğim biraz. Yeni bir hayata başlamayı planlıyorum. Hakkımda hayırlısı İnşallah. 


 Kısa, romantik ve fantastik bir anime izledim. İlk sezonu yeni bitti, 12 bölümden oluşuyor. Çerezlik niyetine izlenebilir, daha fazla beklentim vardı.

   Miyo, küçük yaşta annesini kaybeder ve babası başka kadınla evlenir. Yıllarca eziyet ve baskı altında yaşayan Miyo içine kapanık, sessiz birine dönüşür. Özel gücü olmadığı için babası onu hor görür. Bir gün nişanlanması için genç bir adamın yanına gönderilir. Söylentilere göre Kiyoka soğuk ve sert biridir ama Miyo söylentilerin doğru olmadığını görür. Kiyoka asil, anlayışlı biridir, kıza hep destek olmaya çalışır. 

 Kiyoka karakteri mükemmeldi bence. Animenin en önemli detayıydı. Miyo'nun başta fazla çekingen olması sıktı ama zamanla kendini buldu. Kurgu olarak daha etkileyici ve derin bir çalışma beklerdim. Düşündüğümden biraz daha sönük bir animeydi. Tam sırlar çözülüyor derken sezon bitti. 2. sezon çıkarsa sırf Kiyoka karakteri için izlerim ama.



15 Eylül 2023 Cuma

Şifacının Kalbi (Kitabım Çıktı)

 


 Merhaba arkadaşlar. Bir süredir heyecanla kitabımın çıkmasını bekliyordum. Şimdilik kitap ön siparişte, buradan bakabilirsiniz. 😊


 Arka Kapak Yazısı 


 Birkaç yüzyılda bir tekrar eden felaket bir kez daha kapıya dayanır. Ölüm Terzisi bu defa kaybetmemekte kararlı. İnsanlar için kâbus dolu günler başlar. Ruh Budayanların aniden ortadan kaybolması, karanlığın giderek güçlenmesi ve uğradığı saldırılar Şifacı Ubin’i tedirgin eder. Prensle başlayan dostluğu onun bir yolculuğa çıkmasına vesile olur. İnsanları kurtarmakta kararlı olan Ubin için esas sınav gizemli Rubaro ile karşılaşmasıyla başlar. Bir seçim yapmak zorundadır.

Karanlık ve aydınlığın savaşında silahlardan daha güçlü bir şey varsa o da sarsılmaz bağlardır. Asırlar öncesine dair bilgiler tahrip edilmişken acımasız Ölüm Terzisi’ni yenmek mümkün olacak mı?


“Ben bile isteye bıraktım seni çünkü seçtiğin tüm yollar ölümden geçiyordu.”


Konusu

 

 Beş yıl önce Ruh Budayanlar aniden kaybolduğunda kimse ne olduğunu anlamamıştı. Ancak tehlike yeniden baş gösterince insanların çok eski bir düşmanı olan Ölüm Terzisi'nin tekrar harekete geçtiği anlaşılır. Bir Şifacı olan Ubin uğradığı saldırıdan sonra insanlara yardım etmek için bir ekibe katılır. Ruh Budayanların fedakarlığını boşa çıkarmak istemeyen ekibin karşısına türlü engeller çıkar.

 Ubin kaderine doğru yol alırken seçim yapmak zorunda kalacağı bir an gelir. Dahası sadece o değil başka kişiler de önemli seçimler yaparak Ubin'in ilerleyeceği yolu şekillendirmiştir. 


 Umarım okuyacak olan herkes beğenir. Şu ana kadar blogda beni destekleyen herkese teşekkür ederim. ☺️🌺 




27 Ağustos 2023 Pazar

Tale of the Nine Tailed 1938 (Dizi)

 


 Dizinin ikinci sezonunu da bitirdim. Bu sezonda bayağı farklılık vardı. Dokuz kuyruklu tilki olan Lee Yeon gizemli bir kişinin taşı çalması ile 1938 yılına gitmek zorunda kalır. Orada kardeşiyle karşılaşır ve beklenmedik gelişmeler yaşanır. İşgalci güçler nedeniyle ortalık da karışıktır. Lee Yeon hem insanlara yardım etmek için çabalar hem de taşı bulup geri dönmek için uğraşır. Zamanı kısıtlıdır.

 Dizinin finalini çok sevdim ama genel olarak bakınca ilk sezon daha güzeldi benim için. Burada konu dağınık ilerliyor, zaman zaman sıkıldığım oldu. Sanki başka bir dizi izliyor gibi hissettim. Özellikle tilkinin kardeşi Rang karakteri burada daha anlayışlı, sakindi. İlk sezondaki çılgın hali yoktu ve yine çok iyi oynamış orası ayrı. İkinci sezonu da onun için izledim. Buradaki aşk hikayesini sevemedim. Ben Rang'ı ilk sezondaki tilki kızla yakıştırıyordum, çok da uyumlulardı. O yüzden romantizm kısmı hiç geçmedi bana. Diğer yan karakterlerin bazılarını da sevmedim. Abartılı karakter ve durumlar vardı. Tilkinin iki eski arkadaşı da garipti, çok tutarsız davranıyorlardı. Finale doğru toparladılar neyse ki. Abi kardeşi yeniden görmek güzeldi. Aralarındaki bağ çok iyiydi. :)

 


23 Ağustos 2023 Çarşamba

Nefs Terbiyesi ve Ahlâkı Güzelleştirme (Kitap)

 


 Kitap kısa ama sindirerek okumak için azar azar okudum, İmam Gazali'nin 'İhyâu Ulûmi'd-Dîn' adlı eserinin bir bölümünün tercümesinden oluşuyor. Ayetler, hadisler ve açıklamalarla güzel ahlak konusu işleniyor. Bu konuda Müslüman birinin neler yapması gerektiği, nefsiyle nasıl mücadele edeceği anlatılıyor. Bahsedilen uygulamaları eski dönemde yapmak belki daha kolaydı ama günümüzde bunları tam uygulayabilen çok çok azdır malesef. Bir çoğumuz dünyalık işlere gömülüp kalıyoruz. Farkındalık açısından güzel bir kitap. Sürekli az uyuma, az yeme ve az konuşmanın öneminden bahsediliyor.

 

Kötü ahlâk ise öldürücü bir zehir, insan beynini târumar eden bir katil, rezil eden bir âdilik, Allah'ın huzurundan uzaklaştıran çirkinliktir. Kötü ahlâk, kişiyi şeytanın yoluna götürür. 

Zira bedeni hastalıklar kişinin fâni hayatını mahvederken, kalbi hastalıklar kişinin baki hayatını mahveder. 

Basîretle idrak eden bir ruh, göz ile gören bir bedenden daha kıymetlidir.

Bu kişinin yapması gereken nefsinde yerleşmiş olan kötülükleri oradan kazımak, nefsine ıslah edici vasıfları dikmektir.

Bu tipler yaptıkları çirkinliklerin kendilerini yücelttiği zannına kapılır. 

İbadetlerdeki gaye kalbe tesir etmesidir. İbâdetlere ne kadar çok devam edilirse, onların kalbe olan tesiri o kadar fazla olur.

Küçük günahları işlemek de aynen böyledir. Biri diğerini çeker, birbirine eklenir, derken son nefeste îmanı temelinden yıkmakla ebedî saadeti de kaçırmış olur.

Öyle bir atmosfer oluştu ki; kalbî hastalıklar da tedavisi de inkâr edilir oldu. Halk dünya sevgisine yöneldi. 

Eğer kul kendi ayıbını bilirse, onu tedavi etmesi mümkün olur. Ancak insanların çoğu kendi nefislerinin kusurları hakkında câhildir.


Nisan Yağmurları

  Merhabalar, hayatın akışına kapılıp burayı unutuyorum bazen. :) Eskisi kadar kitap, anime tanıtımı falan yazasım da yok. Ben zaten her zam...