19 Nisan 2026 Pazar

Nisan Yağmurları

 



Merhabalar, hayatın akışına kapılıp burayı unutuyorum bazen. :) Eskisi kadar kitap, anime tanıtımı falan yazasım da yok. Ben zaten her zaman içimden nasıl geliyorsa öyle takılmayı sevmişimdir.

Burası genelde kapalı ve yağmurlu. Konya'nın kuru havasından sonra iyi bir bakıma ama yazın zor olacak galiba. Tabi ben evden işe giderken o minicik mesafeyi bile dağa, denize bakarak kat ediyorum. Konya'da yeşillik mi gördüğümüz vardı. :) Bazen yan yola sapıp yemyeşil dağlara doğru yürüyesim geliyor ama işe geç kalmak olmaz.

Bu aralar kitap okuma ve video izleme dışında pek bir şey yapmadım. En son Glenn Meade'den Brandenburg okudum. Hep dikkat çekici konulara odaklanıyor yazar ve çok fazla karakterle hikayeleri aktarıyor. Bu kitabı da nazilerle ilgiliydi, tavsiye ederim. Düş Kesiği ve Bitmeyecek Öykü kitaplarına devam ediyorum. Düş Kesiği ana karakterin büyük oranda iç sesini okuduğumuz bir kitap, kafası oldukça dolu karakterimizle kendi aramda az biraz bağ kurmam pek hoşuma gitmedi. :) Bitmeyecek Öykü ise tatlı ve ilginç bir kitap. Kendini farklı bir dünyada buluyorsun ama çok da etkisi altına girdiğimi söyleyemem. 

Yağlı boyaya başlamak istiyorum fakat harekete geçme konusunda tembelim. Anneme kuş almak istiyorum dedim, sen bakamazsın diyor. O kadar mı umutsuz vakayım. 😅 Ama ben muhabbet kuşlarına hastayımdır, evet bir tane almam gerek. 

Bu aralar Hakan Mengüç dinliyorum, sesi çok huzur verici değil mi. Dediği şeylere hemen ikna oluveriyorum dinlerken. 😊 Bahsetmişken hemen bir videosunu da paylaşayım. Carl Jung konulu videolar da ilgi çekici geliyor şu sıralar ve tabi vazgeçemediğim, durup durup tekrar başladığım, kendime geldiğim Hayalhanem videoları... 


Bazen de yeter bırak artık şu telefonu bir kenara diyorum ama bir iki saati pek geçmiyor. :)) Canım arkadaşımın (Tefrikacım selam 😊) mesajlarını nasıl es geçebilirim, görüntülü konuşmalarımızı bile sabırsızlıkla bekliyorum ki ailemle bile pek görüntülü konuşan biri değilimdir. :)

Bahar çoktan geldi, planlar yapıyorum şimdiden. 😅 Yıllarca evde takılmaktan plan nasıl yapılır unutmuşum, birilerinin beni bir yerlere sürüklemesini bekliyorum. Neyse ki hoş arkadaşlar da edindim burada, artık yaz gezmelerine başlarız. Gezi yazılarımı burada paylaşmak için sabırsızlanıyorum. :) Hâlâ ufak tefek eksiklerim bitmedi, çoğu şeyi yoluna koydum. Çok şükür iyi gidiyor hayat, iş, iyi hissediyorum. Geçmişi geride bırakmak güzelmiş. Yeni bir çevreye yeni bir ben olarak girmek güzel. Sağlık ve huzur olsun gerisi boş. :)


8 Nisan 2026 Çarşamba

Küçük Anlar

 



Bazı anlar vardır, zaman dursun istersiniz o anlarda. Güzel bir manzaraya bakarken, kuş cıvıltıları etrafı sardığında, bir kedi yere kıvrılıp dünyadan habersiz uyuduğunda... Ama gerçekliğe dönmek zorundasındır. Durup etrafa bakınca koca dünyanın küçük bir alanına sıkışıp kalmış gibi hissedersin. Oysa her şey iç dünyanın yansıması. Bazen özgürleşen ruhumuz fazla genleşir, yayılır. Kapsadığımız alan büyür, hissederiz insanı, doğayı. Bazen de tam tersi sıkılaşır ruh, öyle ki onla birlikte dünya da üstünüze geliyordur sanki. Öyle anlarda nereye gideceğinizi bilemezsiniz.

Bazı şeyleri kabullenmek uzun sürer o yüzden. Pes etmekten çok bunu kabul etmek, itiraf etmek zor gelir. Beklemeye alışamaz insan, beklemek bir şeylerin damla damla senden kopup gitmesidir. Sonunda eski sen değilsindir, beklediğin şeyin de hiç önemi kalmamıştır. Yönünü çevirirsin. Geniş güzelliklere dalmak istersin. Mavi gökyüzü, yeşil ağaçlar, renkli çiçekler... Bakınca onlarda takılı kalmak istersin. Onlar seni bekletmez çünkü, baktığın her an oradadırlar.

Beklentilerini düşürmek en mantıklı şey gibi geliyor artık. İnsanın kendinden bile beklentisini düşürmesi ferahlatıcı oluyor. Sadece elinden geleni yap ve sonucu bile bekleme. Olacak olan oluyor, gidecek olan gidiyor. Kontrolcülüğü bırakıyorum yavaşça, hafiflik için bu şart. Dünyaya kendi dışından bakabilince ya da insanı kendi dışından hissedince her şey daha normalmiş gibi geliyor. Tabi bunu sık sık kendine hatırlatmak, kafadaki kalıpları yıkmak gerek. Yıllar geçtikçe insan nasıl dönüştüğüne, daha doğrusu dönüştürüldüğüne hayret ediyor. Duygusal biri olsam da bazen çok ruhsuz hissediyorum. Bazen durup "Bu kişiye karşı biraz üzgün hissetmem gerekiyordu" diyorum ama bir şey hissetmiyorum. Belki de çok kullanılan şey zamanla köreliyor. Huysuzluğum ağır basıyor uzun zamandır. Kendimi değiştirmemek için etrafımı daraltmaya çalıştığım da doğru. Sizin için kılını kımıldatma niyetinde olmayanlar için değişmek hiç de gerekli değil. Kendin ol yeter, böylesi daha güzel. :)

Yukarıdaki resmi daha önce paylaştım mı hatırlamıyorum. Bir fotoğrafa bakarak yapmıştım ama ortaya çıkanın gerçekle zerre alakası yok. 😅 O ay niye puslu ve kendini gökten soyutlamış gibi duruyor ben de anlamadım. Gece göğü ve ağaç da birbirine karışmış gibi. Yıldızları da umut çiçekleri gibi serpiştirmişim. :) Konya'ya gidince bunu getirip odama koyacağım. Bu renk cümbüşüne bakmak içimi ısıtıyor. :)

Nisan Yağmurları

  Merhabalar, hayatın akışına kapılıp burayı unutuyorum bazen. :) Eskisi kadar kitap, anime tanıtımı falan yazasım da yok. Ben zaten her zam...