29 Şubat 2024 Perşembe

Ölümden Uzak Bir Yer (Kitap)

 


 Okudukça güzelleşen bir kitap. İçeriğini pek bilmeden almıştım kitabı, beklediğimden farklı ve güzel çıktı.

 Sait uzun süredir çocuk istiyor, hayaller kuruyordu. Eşi Ömür ise her zamanki gibi hazır olmadığını dile getiriyor, araları açılıyor. Bir zaman sonra Ömür hamile kalıyor ve ikisi de mutlu oluyor. Yusuf doğduğunda herkes onda bir farklılık seziyor, özellikle de Sait. Herkes kendi evladında özel bir yan olduğunu düşünür ama Sait ve Ömür çifti buna fazlasıyla inanıyor. Bir gün ilginç bir deneyim yaşıyorlar ve bunu başkalarından gizliyorlar. Ömür önemli bir hastalık atlatıyor, aile birbirine daha kenetleniyor. Zaman geçince her şey yeniden sıradanlaşıyor, çocuk büyüyor. Sait, oğluna hatta bazen eşine dair anlamlandıramadığı bir şeyler hissediyor. Kafası karışık, bazen çok öfkeli, bazen durgun. Sürekli kafasında bir şeyler kuruyor. Yıllar geçiyor kayıplar yaşanıyor ve Yusuf farklı hallere bürünüyor. Sait ne yapacağını bilmez halde.

 Kitap her ne kadar sıradan, günlük hayatları anlatıyor gibi görünse de arka planda insanın iç dünyasını iyi yansıtıyor. Sait'in kafasında kurduğu onca şey, içine attıkları, bazen tutamayıp dile getirdikleri öyle gerçekçi geliyor ki kendinizle karşılaştırıyorsunuz. Çoğumuz içimizdekileri tam olarak yansıtmayız karşı tarafa. Bir an çok sinir olduğumuz şey iki gün sonra anlamsız gelir. İnsanın karışık ve düzensiz ruh hali Sait üzerinden iyi yansıtılmış. Ömür hep korumacı, oğluna çok bağlı ve bazı şeylere fazla anlam yüklüyor. Yusuf büyüdükçe içinde de bir boşluk büyüyor, kendini farklı bir dünyaya ait hissediyor. Sonunda kendine bir yol çiziyor, içinden taşan hislerin karşısında duramıyor. Üç karakteri de tanıdığım için mutluyum. Onlar sanki içimizden birileri gibiydi, bazen çok iyi anlayabildiğimiz bazen hiç çözemediğimiz. Final ilginçti ama sevdim ben. Yusuf'un mektubu insanı oradan oraya sürüklüyor, farklı bir hayatın mümkün olabileceğinin hayalini kurduruyor. Tavsiye ederim. :)


Mutsuz bu çocuk, diye düşünüyor Sait, hamurunda mutsuzluk var belki, neden olmasın?

Fakat esas olan ne hissettiğindir, insanın önce içinde bir ışık görmesi gerekir, kendi ateşini içindeki kordan yakması gerekir ve bu kolay değil.

Bazı hakikatler insanın içini kaplar, bütün damarlarına, sinir uçlarına kadar her yerini doldurur ama bir damlasını bile dışarı atamazsın, kimseye bir şey anlatamazsın, büyük hakikatler böyledir işte, kimse bir şey anlamaz, kimse bir şey demez, sen kendi muhteşem hayatında tek başına kalırsın.


18 Şubat 2024 Pazar

Dil Belası (Kitap)

 


 İmam Gazali'nin kitaplarından biri. Dil konusunda farkındalık sağlıyor. Çoğumuz günlük hayatta kitapta belirtilen hatalara düşüyoruzdur, bu yüzden tekrar tekrar okuyarak kitaptan yararlanabiliriz.

 Dilin afetleri bölüm bölüm sıralanmış. Her bölüm ayet veya hadislerle desteklenmiş. Genelde ihmal edilen ve önemsiz görülen dile hakim olma konusunun ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Fuzuli konuşmak, yapmacık konuşmak, münakaşaya girmek, lanet etmek, yalan konuşmak, gıybet etmek konu başlıklarından bazıları. Ders çıkarılacak çok şey var. Dilini tutmak ve doğru konuşmak gerçekten önemli. Çoğu insan için hepsine dikkat etmek zordur ama bir şeyi alışkanlık haline getirmek yapmayı kolaylaştırıyor. Zararın neresinden dönsek kârdır bence, herkese tavsiye ederim. Altını çizdiğim çok yer vardı ama sadece bir kısmını paylaşacağım.


Dilin dizginini serbest bırakan ve ihmal eden kimseyi şeytan her yere götürür. 

"Kulun kalbi doğru olmadıkça, imanı düzgün olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz. Komşusu kötülüklerinden emin olmayan kimse cennete giremez."

"Mâlâyâniyi (kendisine bir fayda vermeyen söz ve işleri) terketmek, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir."

"Bilgisizce husumet içinde mücadele eden kişi, mücadeleden vazgeçinceye kadar Allah'ın gazabına mâruz kalır."

Yine Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki: "Benim için en sevimsiz olanınız ve meclisimden en uzak olanınız, çok konuşup gevezelik yapan, ağzını sağa sola bükerek yapmacık konuşan kimselerdir."

İbn Abbas (r.a) şöyle demiştir: "Gülerek günah işleyen kimse, (tövbe etmezse) ağlayarak cehenneme girer."

Üstü kapalı söylemek, fiil ile belirtmek de açıkça söylemek gibidir. Bu hususta, kardeşinin arkasından işaret, ima, göz işareti, yazı, hareket gibi şeyler de gıybet sınıfına girer. Böyle yapmak haramdır.


17 Şubat 2024 Cumartesi

Rüya Günlükleri 1 (Hikaye)

 


(Serdar, müzisyen, 26 yaşında)


Son gördüğüm ürpertici rüya beni derinden sarstı. Aslında ortada dişe dokunur bir şey yoktu ve beni saran bu korkuya bir anlam veremiyordum. Daha önce de garip ve ürkütücü rüyalar gördüğüm olmuştu. Aradan dakikalar geçmesine rağmen kâbusun etkisi üzerimden gitmiyordu.

 Kalkıp camı açtım, karanlığı biraz olsun aydınlatan sokak lambası sayesinde etrafa bakındım. Çıt çıkmıyordu, sessizlik içimi kemirmeye başladı. Sanki algılarım kapanmaya başlamıştı. Az önce parkelerin üzerinde yürürken de hiç ses çıkmamıştı. Yoksa çıkmış mıydı? Tüm bunların aksine kalbimin hızla atışı kulaklarımda çınlıyordu. Elimi çırptım, ses uzaklardan geliyor gibiydi. Boğazım kurumaya başlamıştı. Yatağın kenarındaki sazı elime aldım, tellerine dokunduğumda en ufak ses titreşimi bile hissedemedim. Sanki havasız bir ortamdaydım ve sesler gittikçe beni terk ediyordu. Dehşet içinde sazı yere bıraktım, derin bir nefes aldım. Kafamı toplamaya çalışarak yatağın ucuna oturdum, rüyamda ne gördüğümü detaylarıyla hatırlamaya çalıştım.

 Sabahın erken saatlerinde kalkıp durağa doğru yürüdüm. Güneş henüz doğmaya başlamış, gökteki karanlık tam olarak çekilmemişti. Birden bulunduğum yere çakılmama sebep olan bir şey gördüm. Birkaç metre uzunluğunda, siyah renkli, sürüngenimsi ve yuvarlakça bir şey karşı durağın önünde duruyordu. Balinanın suda yüzmesi gibi karnının üzerinde yavaşça ve rahatlıkla ilerlemeye başladı. İnsanlar onu göremese de yoğun bir endişeye kapılıp kaçıştı. Hepsi büyük tehlikenin izlerini hissediyordu.

 Gözlerimi ayırmadığım o şeyin amacını bilmiyordum, öğrenmek de istemezdim. Varlığı benim kusurummuş gibi suçluluk hissettim. Sanki benim yüzümden oraya gelmişti, beni arıyordu. Bir felaketin alametiymiş gibi içimi titretiyordu, kımıldamaktan korkuyordum. Herkes çil yavrusu gibi dağılmıştı ama içlerinden ikisi zehirlenmiş gibi tuhaf hareketler sergilemeye başladı. Siyah sürüngen ya da her neyse  işte asfalt yolda ilerledikçe ecel terleri döküyordum. Gözümde herkesi yutmaya çalışan bir kara delikten farkı yoktu. Beni görürse diye ödüm kopuyordu. Dalından kopmuş, kuru yaprak gibi savrulup gideceğimi hissetsem de yere çakılmıştım adeta. Sonra beyaz bir sis tabakası her yeri sardı. Artık onu göremiyordum, her yerde olabilirdi, bir şeyin ayaklarımdan yukarı doğru tırmandığını fark ettim. Sıçrayarak uyandım.

 Yatağın ucundan kayıp aşağı düştüm. Ses yok, his yok, duyular yok... İçimde yükselen itiraz çığlığı boğazıma takılıp kaldı. Açık camdan içeri süzülen sise boş boş baktım. Sis etrafımı sardıkça gevşediğimi hissettim. Göz kapaklarım ağırlaşıyordu, direnmeye çalıştım. Uyandığımda yerde, halının üzerinde yatıyordum ve her şey eski haline dönmüştü. Şaşkınlıkla doğruldum, rüya nerede bitmişti, gerçek nerede başlamıştı emin değildim. Uyumak artık tekinsiz gelmeye başlamıştı.


Not: Bölüm burada bitiyor. Her seferinde farklı bir karakter ve rüya ile devam etmeyi düşünüyorum. Benim için yazması eğlenceli olacak. 😊


11 Şubat 2024 Pazar

Dracula (Kitap)

 


 Benim için keyifli bir okuma oldu ve okuduğuma değdi. Uzun süredir elimdeydi kitap ancak sıra geldi. 

 Jonathan Harker bir görev için uzun bir yolculuğa çıkar ve Dracula'nın şatosuna yaklaştıkça insanların garip tavırları ile karşılaşır. Gittikçe gergin olur, yine de geri dönmeyi düşünmez. Gecenin bir vakti şatonun kapısına geldiğinde onun için gizem dolu günler başlar. Gördüğü şeyler tüylerini ürpertir. Bir süre sonra orada tutsak olduğunun farkına varır.

 Mina, Jonathan'ın sevgilisi, ondan haber alamadığı için endişelidir. Arkadaşı Lucy'nin yanına gittiğinde garip durumlara şahit olur ve buna bir anlam veremez.  Lucy zamanla hastalanır ve bir doktor gelip onunla ilgilenir. Doktor Van Helsing bir şeylerden şüphelenmeye başlar ve Dr. Seward ile Lucy için elinden geleni yaparlar. Beklenmedik gelişmeler umutsuzluğu da tetikler.

 Fakat karanlık daha yayılmaya başlar. Kont Dracula planlarını uygulamaya başlamıştır. Daha çok sayıda insan bundan zarar görürken Mina, Jonathan ve diğerleri birlik olup, cesaret ve azimle konta karşı mücadeleye başlarlar. Ancak bu çok zorlu bir süreçtir. İnanılması zor olsa da bir vampirin varlığını kabul edip, o çeşitli güçlere sahipken, onu yenmeye çalışmak yoğun çaba gerektirir. 

 Kitap günlük ve mektuplardan oluşuyor fakat akıcılık hiç bozulmamış. Merak ederek okudum ve farklı karakterlerin gözünden olaylara bakmak ilgi çekiciydi. Gizemli hava kitap boyunca sürüyor, özellikle kontun şatosu çok iyi tasvir edilmişti, gerilimi hissedebildim. Yine de Dracula'nın kitapta bu kadar az yer almasını beklemiyordum, gerçi bu, onu daha gizemli kılıyor. Diğer kitaplarda ya da filmlerde gördüğümüz vampirler genelde odak noktası haline getirilip parlatılırken (çok havalı gibi gösterilirken) burada Dracula sadece kötü, tekinsiz ve yok edilmesi gereken biri olarak resmedilmişti, bunu sevdim. 

 Karakterler arasında gelişen bağ ve sağlam güven etkileyiciydi. Bazen sıfırdan başlamak gerekse de pes etmemeleri hikayenin dönüm noktasıydı. İç dünyaları, bocalamaları, aldıkları kararların kendi üzerlerindeki etkileri güzel aktarılmıştı. Yazarın anlatımını sevdim, okurken kapılıp gidiyor insan. Tek takıldığım karakterlerin konuşurken bazen gereğinden fazla nezaketli olmalarıydı, bu kadarı gerçekçi gelmiyor insanları düşününce. Yazar sanki karanlık, kasvetli havayı dağıtmak için biraz romantik, tatlı bir anlatım eklemek istemiş. :) Kitabı genel olarak beğendim, finali de beklediğim gibiydi. Verilen mesajlar güzeldi, tavsiye ederim. 


Hiçbir şey dikkate değmeyecek kadar küçük değildir. Sana şunu öğütlüyorum, kuşkularını ve tahminlerini bile kaydet. Daha sonra tahminlerinin ne kadar doğru olduğunu göstermesi açısından ilginç olabilir. Başarısızlıklarımızdan ders alırız, başarılarımızdan değil.

Ah, her şeyin bir açıklamaya ihtiyacı olması bizim bilimimizin bir kusurudur ve eğer açıklanamıyorsa, o zaman ortada açıklanacak bir şey olmadığını söyler bilim.

Kahkaha bir kraldır ve dilediği gibi gelir, gider. Kimseye sormaz; uygun zaman kollamaz.

Ciddi bir görev beni buraya, uykuda ya da uyanıkken, deli ya da değilken kaydettiğim, o acı saatlere dönmeye zorlayabilir.

Beynim sana "Gel!" dediğinde, dediğimi yapmak için ülkeler, denizler aşacaksın; artık bu kadar yeter!"

Kitap Alışverişim

  Ne zamandır kitap sipariş etmemiştim. Birden esince şu kitapları aldım. Üsttekiler Fırtınaışığı Arşivi Serisinin devam kitapları. İlk kita...