Burada yaz mevsimi nemli havaya rağmen düşündüğümden güzel gidiyor. Gezmek istediğim çok yer ama hem arkadaşların hem benim koşullar şu an pek uymadığı için şimdilik yerimizde sayıyoruz. Ben yine ani kararlar alabiliyorum. Birden ehliyet kursuna yazılmaya karar verdim, ağustosta dersler başlayacak. En azından bir deneyim bakalım ehliyet alabilecek miyim. :)) Gergin ve heyecanlı bir yapım olunca şu ana kadar araç sürme fikri bana hiç cazip gelmemişti. Şimdi küçük bir şehirde olunca alışabilirim belki, denemekten ne çıkar dedim. Son bir iki yıldır dikkatsizlik de var bende, odaklanmak zor gelebiliyor. Vitaminlere falan dikkat ediyorum artık.
Şu an fantastik bir seri okuyorum, beğendiğim için serinin devamını da almayı düşünüyorum. Yine vurdulu kırdılı bir Kore dizisinin daha sonuna geldim. Kızı kaybolduğu için tekrar ortaya çıkan gizli bir ajanı anlatıyor dizi. Bir süredir anime izlemedim, Sevdacım haber verdi Bleach'in yeni bölümleri gelmiş. Bölümler biraz biriksin bakarım.
Bu aralar bir liste yapıyorum, burada da dursun. Yaşamak istediğim/hayalini kurduğum şeyler:
Batı Karadeniz turuna çıkmak
Umreye gitmek
Araba almak (tabi önce ehliyet lazım)
Yalnız yaşamak
Çimenlere uzanıp yıldızlı göğü izlemek
Ormanda bir yürüyüş
Ata binmek
Pozitif olmak
Çok düşünmekten kurtulabilmek
Kitabımın basılması
Hep doğayla iç içe olmak
Lavanta bahçesinde dolaşmak
Anlaşılabilmek
Liste uzayıp gider, şimdilik bu kadar yeter. Yakın zamanda ailem yine yanıma geldi. Yardımları çok oluyor elbette ama ben eski ben olmadığım için biraz huysuz davranabiliyorum. Önceden hayır diyememe, sınır koyamama gibi huylarım vardı şimdi daha tavizsiz ve memnuniyetsiz olduğum için biraz zorlanıyoruz. :) Öğrenecekler yeni beni, yapacak şey yok. Hayat insanı çok değiştiriyor. İçime attığım her şey bana sadece yük bindirdi, artık sıkıntım varsa dile getiriyorum. Şimdi acayip tahammülsüzüm, en yakınlarıma bile bunu gösteriyorum. Hissizleştim diyeceğim ama aniden duygusala da bağlıyorum tabi bu kendimle alakalı konularda oluyor genelde. İnsanlardan uzak durma isteğim hiç bu kadar yoğun olmamıştı. Eve bir akrabanın gelecek olması düşüncesi bile sinirimi bozuyor mesela. Neden insanlar sadece evin büyüğünü dikkate alır da o evdeki diğer bireyler rahatsızlık duyacak mı acaba diye düşünmeden misafirliğe giderler. Bizim toplumda evlatlar birey gibi görülmüyor zaten. Anne babalar evlatları kendilerine bağımlı kılmak ve sürekli el üstünde tutulmak istiyorlar. Siz yuva kurarken iyi, çocukları neden yamacınızda tutma ihtiyacı duyuyorsunuz. Bırakın onlar da kendi düzenini, hayatını kursun. Çok sevmek demek yapışık gibi takılmak anlamına gelmiyor. Lafı uzattım da ben kimsenin benim adıma şunu istiyordur, bunu düşünüyordur diye çıkarım yapmasını istemiyorum artık. Sizi mutlu edecek şeyin beni de mutlu etmesini bekliyorsunuz. Sonra susup düşüncemi (nasılsa anlaşılmayacağım diye) kendime saklayan biri haline geliyorum. İstanbul'da geçirdiğim anlamsız yıllardan sonra gergin birine dönüştüm. Canımı sıkan en küçük şeye tepki verebiliyorum. Yıllarca anlaşılmadığı, görülmediği zaman insan bir daha herkese tereddütlü yaklaşıyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder