20 Kasım 2022 Pazar

Drizzt Efsanesi 6.Kitap Buçukluğun Mücevheri



 Serinin altıncı kitabı ile yazıma devam ediyorum. Yine çok güzel,  bol maceralı bir bölümdü, Drizzt'i okumalara doyamıyorum. Hatta kitap kapaklarında Drizzt'in yüzü çok belirgin değil diye sizler için artbreeder sitesinden kendi ellerimle temsili bir Drizzt yaptım, her şey sizin için. 🤭 Bence çok güzel olmuş, tam kafamdaki Drizzt karakterine uydu. 😄 Şimdi konuya geçebilirim. :))

  Kiralık katil Entreri tam üç yıldır izini sürmüş olduğu hırsız Regis'i kaçırınca Drizzt ve Wulfgar ikisinin ardından yola çıkar. Takip çok uzun sürer. Regis'i ölüme terk etmek istemeyen dostlar onu kurtarmak için her şeyi yaparlar, denizleri ve çölleri aşarlar. Bu süreçte cüce ve onun büyüttüğü Catti-brie de onlara yetişir. Drizzt arkadaşı için olduğu kadar kiralık katille yüzleşmek için de çabalamaktadır. 

 Drizzt'in sohbet ettiği anlar keyifle okuduğum kısımlardı. Karakterin düşünce yapısı ve duruşunu çok iyi yansıtıyor bu anlar. Her ne kadar dostlarının sayısı giderek artsa da Drizzt kendi farklılığının farkında hep. Gemi yolculuğu sırasında kaptanla olan sohbeti onun ince detaylara bile önem verdiğini ve insanları daha iyi tanımak için uğraştığını gösteriyor. 


 "Ve belki de, öyle bir saldırı olursa onların yardımına koşacağımızı düşünüyorlardır, değil mi?" diye sormakta çabuk davrandı Drizzt.

Deudermont, Drizzt'in aslında öyle bir saldırıda Su Perisi'nin diğer gemiye yardıma gidip gitmeyeceğini öğrenmeye çalıştığını biliyordu. Deudermont anlamıştı ki; Drizzt'in şeref duygusu çok büyüktü.


 Kiralık katil konusunda Drizzt'in kafasına takılan bir şeyler vardı ve düşüncelerini çekinmeden belirten Catti-brie ile konuşması bir şeylerin farkına varmasını da sağlamıştı.


 "Entreri," diye yanıtladı Drizzt yavaşça.

 "Onu öldürmeye mi niyetlisin?"

 "Öldürmek zorundayım."

 Catti-brie bu sözleri düşünüp tartmak için arkasına yaslandı. "Eğer Entreri'yi Regis için öldüreceksen," dedi en sonunda, "ya da başka birilerine zarar vermesini engellemek için öldüreceksen, kalbim bana bunun iyi bir şey olduğunu söylüyor.... ama bunu kendini kanıtlamak ya da onun kişiliğini reddetmek için yapacaksan, kalbim hüzünle doluyor."

 

 Kara elfimiz sonunda Entreri ile mücadeleye giriyor. O kadar atıp tutan ve prensipleri yüzünden elfi küçük gören kiralık katilin ne kadar boş biri olduğunu da görüyoruz. Drizzt ile tamamen zıt olan Entreri yine şaşırtmadı. 

 Guenhwyvar, bundan pek bahsetmedim şu ana kadar. Drizzt'in farklı bir düzlemdeki yol arkadaşı, kara panter. Heykelciğe sahip olan onun efendisi oluyor ve o emirlere itaat eden karanlık bir varlık. Daha doğrusu öyle idi ama gururlu bir elfin gururlu panteri olur. :)) Yıllar onu da çok değiştirdi ve sahibi ile derin bağ kurdukça bazı pişmanlıklar hissetti ve içine sinmeyen emirlere itaat etmemeyi öğrendi. Seride en hoşuma giden bu ikisinin sarsılmaz dostluğuydu. Öyle ki Guenhwyvar geçmişteki zalim efendilerinin acımasız emirlerine boyun eğmek zorunda kaldığı günlerden elfle şakalaştığı günlere geçince huzuru buldu diyebilirim. Drizzt ve dostları onun için çok önemli hale geldi.

 Konuştukça konuşuyorum ben, en iyisi lafın bir kısmını sonraki kitaplara saklayım. Görüşmek üzere. :))


12 Kasım 2022 Cumartesi

Sessizliğe Övgü

 


 Her şeye övgü yapan kitaplar var ben de sessizliği öveyim bari dedim. 😅 Beni dinlendiren tek şey huzur dolu bir sessizlik sanırım. Her şeyin sustuğu ve zihnimin gevşediği o anları çok seviyorum. Başka şeyler düşünmek yerine sessizliğin mükemmelliğine odaklanıyorum o an. Sanki yoğun bir trafikte düğmeye basılmış da tüm arabalar birden yok olmuş gibi bir his, öyle bir rahatlama...

 Toplum içinde yüksek sesle konuşulması çok sinirimi bozar. Kişi haklıysa bile bastıra bastıra konuşması ve ses düzeyini kontrol edememesi beni çileden çıkarıyor. Her yerde vardır böyle insanlar, bir de sinirli ve tez canlı olma bahanesine sığınırlar. Ben de çok gergin ve sinirliyimdir ama bağırarak konuşmam, sinirimi kendi içimde yaşarım. Hiç susmamacasına konuşan insanlar bir süre sonra beynimde zonklama hissetmeme neden oluyor ve bir sussa da kurtulsam diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Lütfen gereğinden fazla konuşmayalım, karşıdakilerin rahatsız olabileceğini de düşünelim. 😣 Bir de toplumda az konuşmak bir problem gibi algılanıyor, bir keresinde bir yaşlı akraba bana az konuşmamın kınanmama sebep olacağını bile söylemişti. Boşuna çenelerini yoruyorlar, ben hep aynı kalacağım. Bence asıl sorun insanların çok konuşması, keşke herkes biraz susmayı öğrense. Ayrıca kavgacı insanların ağzına da bant yapıştırma isteği oluyor bende. 😅

 Sakin insanlara, sakin bir hayata ihtiyacımız var bizim. Yoksa karmaşa ve kontrol edilemeyen öfke bulaşıcı bir hastalık gibi yayılıyor. İş ortamları da bu yüzden en sevilmeyen yerler bence çünkü huzur yok. Sessizlik anında kendimi yenilenmiş gibi hissediyorum, kafamı toparlayabiliyorum, düşüncelerim yoluna giriyor, nabzım bile düzene giriyordur. :))) Sessiz ve mutlu günler diliyorum herkese. 😊

 


8 Kasım 2022 Salı

Mutlu Günlerimiz (Kitap)

 


 Kitap Yu Jong isimli varlıklı ve güzel Yu-Jong ile idam mahkumu Yun-Su'nun keşisen yollarını anlatıyor. Yu Jong geçmişinin travmasını atlatamamıştır. Bu yüzden hırçın ve asi biridir. Birkaç kez intihar girişiminde bulunduktan sonra rahibe olan halası onu cezaevine götürür. Orada Yun-Su ile karşılaşır, onu gözlemler, onun nasıl biri olduğunu anlamaya çalışır, sonunda birbirlerine benzediklerini düşünür.

 Başta Yu Jong'u pek sevemedim. Bir yandan 15 yaşında atarlı biri gibi davranırken bir yandan çok olgun düşünebiliyor. Çok tutarsız buldum bunu ama zamanla alıştım. Kitabın ortalarına doğru daha iyi anlamaya başlıyoruz karakteri. Yaşadıkları çok zor ama belki de acısını unutmak için isyankar davranıp kendini belalara bulaştırmasının yüreğini ferahlattığını hiç sanmıyorum. Aslında kendine yapıyor ne yapıyorsa. Yun-Su'nun hikayesi de üzücü, çok şeyle baş etmek zorunda kalmış.

 Kitapta verilen mesajlar farkındalık oluşturuyor ama yine de katılmadığım bazı noktalar vardı. Her suçlu için geçmişte şunu yaşamış da o yüzden böyle olmuş, hadi affedelim gitsin demek fazla uçuk geliyor bana. Affedebilmek de kolay değildir, özellikle bunu mağdur ya da yakınlarından beklemek. Suçlular suç işlerken kurbanla hiç empati yapıyor mu peki? En büyük ceza belki vicdandır ama vicdansız çok insan da var. İnsanı suça teşvik eden sebepler önceden ortadan kaldırılmaya çalışılsa çok daha iyi olur. 

 Bazı şeyler sanıldığı ya da görüldüğü gibi olmayabiliyor. Kitapta bu güzel işlenmiş. Adalet sistemine eleştiriler var. Mahkumların hapisteki zor koşullarına çokça değinilmiş. Hak etmediği cezayı çekenler olması da üzücü. Kitap durağan biraz ama dili akıcı olduğu için kolay okunuyor. Sonu duygusaldı, değişik hissediyor insan. Okurken altını çizdiğim pek çok yer vardı, birkaçını paylaşacağım. Tavsiye edeceğim bir kitap, farklı bakış açısı katacaktır okuyuculara.


"Bana ölüme yaklaşan her insanın değişemeyeceğini ve insan oldukları için ölümle yüzleştiklerinde sadece kendi kabahatlerinin farkına varanların daha sonrasında yeni biri olabilme yeteneklerini keşfedeceğini anlatıyordu."


"Ölmek istediğini dile getirmek belirli bir düzen içinde yaşamak istemediğini söylemenin başka bir yoludur. Belli bir düzen içinde yaşamak istemediğini söylemek ise iyi bir hayata sahip olmak istediğini dile getirmenin başka bir yoludur... Öyleyse ölmek istiyorum demek yerine daha iyi bir hayata sahip olmak istiyorum demeliyiz."


"Size yemin ediyorum ki, insanlar iki ayaklarının üstünde yürümeye başladığı günden bu yana şiddet vakalarını ortadan kaldıracak hiçbir çözüm metodu geliştirilememiştir... Bir tane bile."


Nisan Yağmurları

  Merhabalar, hayatın akışına kapılıp burayı unutuyorum bazen. :) Eskisi kadar kitap, anime tanıtımı falan yazasım da yok. Ben zaten her zam...