26 Temmuz 2026 Pazar

Temmuz Ayı

 


Burada yaz mevsimi nemli havaya rağmen düşündüğümden güzel gidiyor. Gezmek istediğim çok yer ama hem arkadaşların hem benim koşullar şu an pek uymadığı için şimdilik yerimizde sayıyoruz. Ben yine ani kararlar alabiliyorum. Birden ehliyet kursuna yazılmaya karar verdim, ağustosta dersler başlayacak. En azından bir deneyim bakalım ehliyet alabilecek miyim. :)) Gergin ve heyecanlı bir yapım olunca şu ana kadar araç sürme fikri bana hiç cazip gelmemişti. Şimdi küçük bir şehirde olunca alışabilirim belki, denemekten ne çıkar dedim. Son bir iki yıldır dikkatsizlik de var bende, odaklanmak zor gelebiliyor. Vitaminlere falan dikkat ediyorum artık.

Şu an fantastik bir seri okuyorum, beğendiğim için serinin devamını da almayı düşünüyorum. Yine vurdulu kırdılı bir Kore dizisinin daha sonuna geldim. Kızı kaybolduğu için tekrar ortaya çıkan gizli bir ajanı anlatıyor dizi. Bir süredir anime izlemedim, Sevdacım haber verdi Bleach'in yeni bölümleri gelmiş. Bölümler biraz biriksin bakarım.

Bu aralar bir liste yapıyorum, burada da dursun. Yaşamak istediğim/hayalini kurduğum şeyler:

Batı Karadeniz turuna çıkmak

Umreye gitmek

Araba almak (tabi önce ehliyet lazım)

Yalnızlık

Çimenlere uzanıp yıldızlı göğü izlemek

Ormanda bir yürüyüş

Ata binmek

Pozitif olmak

Çok düşünmekten kurtulabilmek

Kitabımın basılması

Hep doğayla iç içe olmak 

Lavanta bahçesinde dolaşmak

Anlaşılabilmek

Kendim olarak kalabilmek


Liste uzayıp gider, şimdilik bu kadar yeter. Yakın zamanda ailem yine yanıma geldi. Yardımları çok oluyor elbette ama ben eski ben olmadığım için biraz huysuz davranabiliyorum. :) İnsanlardan uzak durma isteğim hiç bu kadar yoğun olmamıştı. Eve bir akrabanın gelecek olması düşüncesi bile sinirimi bozuyor mesela. Çünkü kimse sana sormaz gelip giderken, evin büyüğüyle muhatap olurlar sadece. Bizim toplumda evlatlar birey gibi görülmüyor zaten. Evlatları neden hep yamacınızda tutma ihtiyacı duyuyorsunuz. İstanbul'da geçirdiğim anlamsız yıllardan sonra iyice gergin birine dönüştüm. Yıllarca anlaşılmamışsan kendi kabuğuna çekilmeyi öğreniyorsun.


2 Temmuz 2026 Perşembe

Teach You a Lesson

 


Dizi okullardaki zorbalıkla mücadele etmek için kurulmuş olan bir ekibi konu alıyor. Gerekirse şiddete şiddetle karşılık veren ekip zorbalığa uğrayan öğrenci ve öğretmenleri korumayı amaç edinmiş. Tabi sert yöntemleri çok eleştiri alsa da okullarda sorunlar bir bir çözülünce insanlar yardım istemek için onlara başvurmaya başlıyor.

Son zamanlarda okullarda sorunlu öğrenciler giderek artarken böyle bir diziye ihtiyaç varmış diye düşündüm. Her bölümde ayrı okul ve konu işleniyor. Bir öğrencinin intiharı ile başlıyor olay. Zorbalar kadar diğer insanların da umursamaz davranışı can sıkıcıydı. Yani sınıf arkadaşları ölmüş ama birçok kişi duyarsız buna, sebep olanlar zaten üstüne bile alınmıyor. Böyle bir ortamda "çocukları kazanmalıyız, psikolojilerini düşünelim, genç onlar" demek yerine özel eğitimli Hwa Jin hepsini doğduklarına pişman ediyor. Bir bakıma zorbaları kendi silahları ile vuruyor. Fiziksel dayanıklılığı, gücü ve cesareti ile de karşısındaki belalı tipleri kolayca hallediyor. İzlerken içimin yağları eridi.

Sınıflar o kadar bozuk ki madde kullanan, diğerlerini kumara alıştıran, iftira ile birilerinin ölümüne sebep olup hâlâ sosyal medyada keyifle takipçi kasan, çok ilgili ebeveyn ayağına bir öğretmeni hayattan soğutanlar... Bu sistemi düzeltmek için biri elini taşın altına koyuyor ve sorunları çözmeye başlıyor. Ekibinin sonuna kadar arkasında duran bakanı takdir ettim. Tek derdi mağdurları korumak ve kurtarmaktı. Dizi çok güzel mesajlar veriyor, kesinlikle tavsiye ederim. Sosyal medya ve oluşturulan algılar neticesinde öğretmenlerin eli kolu bağlandı, veliler zaten en küçük şeyde kıyameti koparıyor, öğrenciler çığırından çıktı. Düzen ve disiplinin sağlanamadığı yerde her şey gibi eğitim de yara alıyor. Malesef her şey sosyal medyada göstermelik yaşanmaya başladı, her şeyi kutlama ya da linçleme malzemesi yapmak anlamsız, özümüze döneriz İnşallah. 

Gün Batımı

  Gün batımı ayrı güzel bu şehirde. Akşamları yürümeyi seviyorum. Babamla sahile indik ve fotoğraf çekmek için hafifçe suya girdim. Dalgalar...