9 Ağustos 2023 Çarşamba

Şanzelize Düğün Salonu (Kitap)

 


 Dizisinin ilk bölümünü izledikten sonra merak edip kitabı aldım. Çok beğenerek okudum.

 Babası şeyh olan karakterimiz okulda bir kızla tanışıyor ve o günden sonra tüm hayatı değişiyor. Eda'ya aşık olduğu için başka hiçbir şeyi görmez oluyor, önce bulunduğu yer ve kendinden kopuyor. Dergahtan ayrılıyor, Eda ve çevresi ile takılıyor hep. Zararlı alışkanlıklara bulaşıyor, onun için tek önemli olan şey Eda'nın yanında olmak artık. Bu süreçte kafasının içi karman çorman, her şeyi anlamsız görüyor. Dergahtan birileri de onu görmeye geliyor. Niyetleri onu geri döndürmek ama o gittiği yoldan dönmemekte ısrar ediyor.

 Bir gün düğün salonunda çalışan arkadaşı bir düğünden gelini kaçırıp bunun evine getiriyor. Gelinin ailesi de sorunlu, yakalanırlarsa öldürüleceklerini biliyorlar. Karakterimiz, ismi hiç geçmiyor kitapta, bir çıkmazın içinde. Çalıştığı iş yüzünden kafası da bulanık. Yasal olmayan şekilde bir ilaç firmasında denek olarak çalışıyor ve çok para alıyor. Zamanla yan etkiler kendini gösteriyor. Yine de bir şey yok gibi yoluna devam ediyor. Eda'ya olan takıntısı hiç bitmiyor. Sonunda yolu yine dergaha düşüyor.

 Yazarı ilk kez okudum ve anlatımına bayıldım, cümlelerindeki güce, olayları ifade tarzına. Karakterin iç dünyası, o boşvermişliği çok iyi yansıtılmış. Kurgudan çok bu kısmı sevdim. Karakter aslında her şeyin, hatalarının farkında ama kendini bataklıktan çıkarmak için de hiç çabalamıyor. İç dünyası çok karışık, halüsinasyonlar da peşini bırakmıyor. Sonuna kadar merakla okudum ama bir şeyler eksik kalmış hissi de oluştu bende.

Karakterin Eda'ya olan aşkını anlamlandırmak zor. Aşık olduğu için yoldan çıkmadı da tam tersi gibi geldi bana. Zaten kafasına yatmayan şeyler vardı ve aşka hayattan kaçış bahanesi olarak yapışmış gibiydi. Savruldukça özgürleştiğini hissetti ama gerçekte öyle miydi? Kitap bitti ama yine de tam yanıt bulamadım buna. Sanki kendisi de ne istediğini bilmiyordu.

 Altını çizdiğim o kadar yer var ki hepsini yazamam. Birkaç tanesini seçeyim. 


 Mucize değil de buna lanet diyebiliriz; kötülüğün kalp çarpıntısını bile fark edebildiğin halde ortaya çıkmasına engel olamamak, mucize değil olsa olsa lanettir.

 Kapının önünde karşı karşıya duran dört kişiden birinin konuşması gerekiyordu ve fakat ilk konuşan kadim bir lanetin pençesine düşecekmiş gibi karşılıklı susuluyordu.

 Dudaklarımdan aptalca şeyler dökülecek diye ödüm kopuyordu. Her bir kelimenin sırtını okşayarak, sakinleşmesini sağlayarak, öfkesini yatıştırarak yolladım.

 Üzerimdeki deriyi soyar gibi, benliğimle iç içe geçmiş, varlığımın temelinde duran ve ayakta kalmama destek olan bütün istinat duvarlarını ellerimle yıkmaya başlamıştım. 

 Yan yana iki koltukta o kendi miracına yükselirken ben kendi cehennemimin dipsizliğine yuvarlanıyordum; koltuklarımızda otururken omuzlarımız birbirine değiyordu ama varoluşlarımız arasında ölçülmesi imkânsız mesafeler oluşuyordu.


5 Ağustos 2023 Cumartesi

Katmandu'ya Yol Arkadaşı Aranıyor (Kitap)

 


 Yazar belgesel ve sinemayla ilgileniyor. Uzun yıllar İHH'da yayın koordinatörü olarak görev yapmış. Pek çok ülke gezmiş, bu kitapta da şahit olduklarını, dinlediklerini aktarıyor.

 Kitap kısa bölümlerden oluşuyor, her bölümde farklı ülkeleri, hayatları görüyoruz. Adını bile duymadığım bazı ülkeler var içlerinde. Bilmediğimiz nice hayatlar var, dışarıdan bakıp yorum yapmak kolay gelebilir. Yoksulluk, göç, afetler, savaşlar vb. konular üzerinde duruluyor. İnsanlar birbirine derman olmak yerine birbirinin üstüne bastığı sürece bu karmaşa da bitmeyecek gibi.

 Bazı bölümler gerçekten etkiledi beni. Rahatça evimizde otururken ne küçük şeyleri dert ediniyoruz, dışarıda çok başka yaşamlar var oysa ki. İnsanlık el ele verse çözülemeyecek sorun yok ama birilerinin zevk sefa içinde yaşaması için birilerinin sömürüldüğü, ölüme terk edildiği bir dünyadayız maalesef. Kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Bazı bölümlerin sonunda ilgili durumlara ait belgesellerin adı da yer alıyor. Hatta iki üç tanesini önceden izlediğimi anımsadım. 


 Çocukları, eşleri, anneleri, babaları, akrabaları gözleri önünde öldürülmüş, her gün ölüm görmüş insanları kurtuluşa inandırmak zordur.

 O tarihlerde Fransa Cumhurbaşkanı olan François Mitterrand'ın bir konuşma sırasında Ruanda soykırımı için şöyle dediği kayıtlara geçti: "O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil."

 Bekleyenlerin diyarına geldim, dururken bekleyenlerin, durmadan bekleyenlerin, giderken bekleyenlerin.

 Köleler ağır koşullarda çalışıp ölürken Fransa'da edebiyat, sanat, bilim ve felsefe gelişiyordu. Köle olmayı reddeden insanları öldürenler sanatta yeni akımlar keşfediyordu. Ölmeyecek kadar az gıdayla tüm gün tarlada çalışan kölelerin ürettiği maddi değer, edebiyat ve felsefe yapmak için yeterli rahatlığı sağlıyordu.

 Birleşmiş Milletler Myanmar'a baskıyı artırmayı amaçlayan şirin tasarılar düzenleyecek. Bilmem hangi devlet başkanı işe yaramayan açıklamalar yapacak. Arakanlı Müslümanların tükenen umudu, en büyük soykırımlardan daha büyük bir suç olarak tarihin yakasına yapışacak.

 Daha sonra soranlara "Kapitalizmi eleştirmeye gittik ancak paramız yetmedi," diyecektim.


26 Temmuz 2023 Çarşamba

Drizzt Efsanesi 9.Kitap Karanlığın Kuşatması

 


 Merhabalar, kitabı çeşitli sebeplerden okumam vakit aldı. Şu sıralar kafam ve ilgim başka yerdeydi. :)

 Serinin 9. kitabı kara elf diyarındaki karışıklıkla başlıyor. Gücünün büyük çoğunluğunu büyüye borçlu olan kara elfler büyünün bozulması sonucu büyük bir karmaşa yaşamaktadır. İnandıkları Örümcek Kraliçe Lolth kimsenin çağrısına yanıt vermemektedir. Bu yüzden herkes yer altı şehrinin ilk evi olan aileyi suçlar, çünkü Dtizzt'i ellerinden kaçırmışlardı ve düzenledikleri tören mahvolmuştu.

 Kötü kalpli Lolth büyünün geri dönmesi üzerine yine karanlığını saçmaya ve suçlanan aileyi desteklemeye devam eder. Cüceler mekanına yapılacak fethi de onaylamaktadır. Ancak şehirde dengeler çok bozulduğu için kimse kimseye güvenmemektedir.

 Tüm bunlar olurken yüzeyde dostlarıyla yaşayan Drizzt de yakın arkadaşı panteri kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalır ve panteri yaşatmak için elinden geleni yapar. Aynı zamanda Catti-brie ile arasında duygusal bir gerilim yaşanır. İkisinin de birbirine karşı hisleri vardır ama ikisi de bir aşk için henüz hazır değildir. 

 Sonunda hazinelere konmak isteyen kara elflerin saldırısı başlar ve iki taraf yoğun bir mücadeleye girer. Cücelerle ittifak kurmaya pek çok şehirden savaşçı gelir. Sayıları az olsa da cüceler umudunu yitirmeden dövüşmeye devam eder. 


 Öncelikle 8. kitabı okuduktan sonra burada kiralık katili görmeyi umuyordum, biraz hayal kırıklığına uğradım. Çünkü yer altındaki kara elflerin kaosundan çok beklenmedik karakter olan Entreri'yi okumak daha ilgimi çekiyor. Şu ana kadar Drizzt ve Catti-brie arasındaki durumdan hiç bahsetmedim, çünkü onaylamıyorum ama bu kitapta hisleri iyice açığa çıkınca bahsetmek zorunda kaldım. Kız öncesinde başkasını seviyor ve evlenecekken aynı anda Drizzt'e de dostluğun ötesinde yakınlık duyuyor, bu hoş değildi bence. Yazara burada sinir olduğumu söyleyebilirim, sanki Drizzt çok kusursuz, bir hata ekleyim bari demiş. Kara elfler yüzlerce yıl yaşadığı için yaş farkından dolayı da çok uyumsuz olduklarını düşündüm. Keşke hep ilk zamanlardaki gibi dost olarak kalsalardı.

 Bu kitapta çok yan karakter olması hep onların dövüşünü okumamız beni biraz sıktı. Açıkçası Drizzt, panter ve kiralık katil dışındakilerin dövüşü pek ilgimi çekmiyor. :)) Bakalım sonraki kitap nasıl olacak?


 Geleceğin geçmişten veya bugünden daha iyi olacağına inanmazsak ya drow toplumundaki gibi her gün nefsimizi tatmin etmek uğruna boş bir mücadeleye gireriz ya da umutsuzluğa kapılıp ölümü bekleyerek hayatımızı heba ederiz.

 İçgüdülerimizin sık sık sevdiğimiz kişiler için beslediğimiz gerçek arzularla taban tabana çelişmesi ne kadar da ironik.

 Onların değil asıl bizim gerçek bir toplu amacımız vardı. Onlar değil biz birliktelik nedir anlıyor, paylaşılan daha ulvi bir prensip için savaşıyor, yapmamızın gerekebileceği her türlü fedâkarlığın diğer herkese yarar sağlayacağını biliyorduk.

 Ağır yaralı olduğunu biliyor ama yine de gülümsüyordu. Gümüşay Hanımı bu gece ölse bile gülümseyerek ölürdü çünkü yüreğinin sesini dinliyordu. 


26 Haziran 2023 Pazartesi

Silmarillion (Kitap)

 

"Ilúvatar, Ainur'un şarkısını izlenir görülür bir hayale çevirdi ve onlar da seyrine daldılar, karanlıkta parlayan bir ışık gibi; işte bu Müzikte can verildi Dünya'ya."



 Tolkien'in eseri olan kitap yazarın ölümünden dört yıl sonra oğlu Christopher Tolkien tarafından yayımlanmıştır. Yazarın uzun yıllar boyunca emek vererek yazdıklarını zor da olsa derleyerek kitaplaştırmış Christopher. Bu yüzden onu takdir ediyorum, her evlat anne/babasının eserinin ardında bu kadar güçlü duramaz. Yoğun bir çabanın ürünü olan Silmarillion'un gün yüzüne çıkmadan silinip gitmesi kötü olurdu.  Yüzüklerin Efendisi'nden önceki döneme ışık tutuyor eser. Kitabın başında Christopher'in notları var, ardından Tolkien'in mektubuna yer verilmiş ki bu mektup bile yazarın oluşturduğu dünyaya derin bağlılığını, titizliğini gösteriyor. 

  Kitap destansı bir şekilde Ilúvatar'ın Ainur'u ve ardından yaşanan karmaşa sonrası dünyayı yaratışı ile başlıyor. Ainur kelimesi çoğul olarak kullanılmış. Onların hepsi Ilúvatar'ın amacına hizmet ederken içlerinden sadece Melkor (Morgoth) kötülüğün sembolü haline dönüşüyor. Arda (dünya) şekillenmeye başladığında Valar olarak adlandırılan Ainur çok çalışır. Ancak Melkor Valar olarak adlandırılmaz, o kibirine yenilmiştir ve kötülük peşindedir. Kendi ordusunu toplayıp gizli işlere kalkışır, Valar'ı karşısına alır. Aralarında çatışma başlar ve Melkor dünyanın güzelleşmesi için çalışan Valar'a karşı koyar. Sonra cüceler, elfler var olur. Elflerin Valar'a olan saygısını çekemeyen Melkor türlü dedikodularla onları isyana teşvik eder. Dünya hep karanlık ve aydınlık arasında gidip gelir Kitaba ismini veren Silmaril denen benzersiz mücevherler de bir elf tarafından yapılıp içine ışık konmuştur. Melkor bu kez Silmarillere göz diker. Sonda ise yüzüklere ve bildiğimiz karakterlere değinilmiş.  Onları okumak güzeldi. :)

 Tolkien Silmarillion ile oluşturduğu fantastik dünyayı Yüzüklerin Efendisi'ne göre çok daha geniş bir açıdan ele almış. Yüzüklerin Efendisi bir evin penceresinden dışarıya bakmak gibiyse Silmarillion o evin hiç olmaması, yani her yanı görebilmenizdir. O yüzden çok fazla karakter ve mekân var. Tüm bunların kafada bir bütünlük oluşturması zor. Yani sakin kafayla ve dikkatli okunması gereken bir kitap. Bu yüzden bitirmem bayağı vakit aldı. Kitabın sonunda da uzun bir isimler indeksi var. 

 Gizli Gondolin şehri, Beren ve Lúthien'in romantik ve hüzünlü hikayesi, Húrin'in soyunun laneti de ilgi çekiciydi. Bu kitapta temeli oluşturulan bu şehir ve karakterleri farklı kitaplarda görebilirsiniz. (Gondolin'in Düşüşü, Húrin'in Çocukları, Beren ile Lúthien) Yan karakterlerden Huan ve Beleg'i çok sevdim, ikisi de mertti ve iyi ki varlar dedirtti bana. Onları daha fazla okumak isterdim. :) Kitap bittiğinde koca bir ansiklopedi bitirmiş gibi hissettim ama okuduğuma değdi. 😊


 Fakat Melkor'un patırtısı yükseldi yeniden başkaldırarak bu yeni ezgiye ve eskisinden de şiddetli bir savaş koptu sesler arasında, ta ki Ainur'un büyük bir kısmı derin bir yılgınlıkla kesene dek şarkılarını orta yerinde.

 Işık yenildi ve soldu, fakat arkasından gelen Karanlık, kaybolan ışıktan daha çoktu. 

  Ve sonra verdi son nefesini, ama ne bedeni toprağa gömüldü, ne de bir mezarı oldu, çünkü ruhunun aleviyle bedeni küle döndü ve duman olup süzüldü.

 Onların kılıçlarının da öğütlerinin de iki yüzü var.

 Ama senin için verilmiş hükmü reddetmezsen, Lùthien ya terk edilip kuşkusuz yalnız ölecek, ya da senin önünde uzanan umutsuz ve aynı zamanda belirsiz yazgıya seninle birlikte kafa tutacak.

 Sürünerek gelen kötülüğün sizi bulamaması için gururunuzun taşlarını söküp atın gürültülü nehre.


22 Haziran 2023 Perşembe

Tale of the Nine Tailed (dizi)



 Serinin ilk sezonunu izledim. Oldukça keyifliydi, uzun süredir bu kadar hızlı bitirmemiştim bir diziyi. :) 

  Hikaye çok eskilere dayanıyor. Asırlardır yaşayan dokuz kuyruklu tilki Yeon bir dağ ruhuyken bir insana aşık olur. Onu yenmeye çalışan büyük düşman ise bunu kullanır ve ikisini ayırır. Yeon çok üzülüp aradan geçen asırlara rağmen kızın yeniden doğmasını bekler. Bir gün sevdiği ile aynı yüze sahip kızla karşılaştığında olaylar yeniden başlar. Yeon'un başı bir de kardeşi Rang ile derttedir. Rang da asırlardır abisinden intikam alacağı günü bekleyerek yaşamıştır.

 Dizide beklenmedik gelişmeler ve sürprizlerin bol olması heyecanı hep dozunda tutmuş, bu yüzden hiç sıkılmadan izledim. Her ne kadar konu bir aşk hikayesi üzerine kurulu olsa da ben abi kardeşin hikayesini daha çok sevdim. Zaten daha diziye başlamadan Rang karakterini sevmiştim, çünkü onu Kim Bum oynuyor. Aradan geçen yıllara rağmen hiç değişmemiş.😃 En güzel gülüşe sahip olduğunu düşündüğüm oyuncuyken şimdi bir de en güzel ağlayan olduğunu gördüm. :)) Rang diziye en renk katan karakter olmuş bence, abisine olan aşırı sevgisi onda takıntıya dönüşmüş. Ters köşeleriyle hep şaşırttı bizi. 





(gifler: tenor.com)

 Aksiyon sahnelerini sevdim, dizi boyunca gizem ve belirsizlik hep devam etti,  final benim için dramatikti. İzlediğime çok memnun oldum. Biraz ara verip sonraki sezona geçeceğim. :) Tanıtım videosunu koymak isterdim ama boşver dedim iki kardeşin videosu ile veda ediyorum, spoiler içerir. 😀 



13 Haziran 2023 Salı

Harikalar Çıkmazı Alis (Kitap)

 



 Bu kitaba biraz kafam dağılsın diye başlamıştım, bu sıralar okuma konusunda yavaşım ve çok iyi geldi. Sevgili kitapkeşfine tekrar teşekkür ediyorum, sayesinde bu güzel kitabı okuma fırsatım oldu. 😊Spoiler vermeden konuyu anlatmaya çalışayım. Pek bilgim olmadan başladığım için pek çok şey sürpriz oldu bana da. :)) 

 Ece tek başına yaşayan ve geçimini zar zor sürdüren bir genç kız. Geçmişindeki acılarını hâlâ unutamamış, bir gün eski arkadaşı Arzu arayıp önemli bir haber verince mahallesine dönüyor. Uzun süredir annesini arayan Ece annesinden gelen bir notla daha da şaşkına dönüyor. Arzu'nun yardımı ile geçmişteki bazı sırları ortaya çıkarabilme umudu ile Karhan Holding'de işe girer. Çünkü yıllardır sonuçlanmasını beklediği dava zaman aşımına uğramak üzeredir. Ancak onla aynı anda işe başlayan takım yöneticisi Mete zorlu biridir ve kızın burnundan getirir. Ece'nin üç ay boyunca her şeye sabretmesi gerekmektedir.

 Şirkette herkesin oynadığı ve dilinden düşürmediği Allies oyunu ihanet üzerine kurulu dünya çapında bir oyundur. Ece ise hep çok çalışmak zorunda kaldığı için oyun hakkında pek fikri yoktur. Söylentilere göre oyunun kurucusu bir Türktür ve kimse onun kim olduğunu bilmemektedir. 

 Kitabı elimden bırakamadım ve kısa sürede bitirdim. Yazarı ilk kez okudum ama anlatımı çok iyi, akıcıydı. Yazar merak unsurunu hep ön planda tuttuğu için dizi izler gibi okudum resmen. Bana Kore dizilerini anımsattı, keşke dizisi çekilse de izlesek. :)) Kitapta şaşırtan şeyler olduğu gibi bir kısmı önceden tahmin edilebilirdi. Yine de bu heyecan duymamı engellemedi. Sonunu sevdim, yüzümde bir tebessümle bitirdim. Yerli bir yazardan böyle hayal gücüne dayalı ve bulmaca çözer gibi ilerlediğim bir kitabı okumak beni mutlu etti. Kitabın daha tanınmış olmasını isterdim, çok sevdim. Tavsiye ederim herkese. :)) Yazmadan edemeyeceğim Mete ve Sarp'ı çok sevdim ve tabi çocuk ruhlu Ece'yi de. 😊

 "Belki belli bir başlangıcı, sırası yoktu bu kâbusun; içi kirlenmiş ikiyüzlü beyazlar, acının derinliğine has bir kırmızı ve her defasında yeniden denemesi için onu kandırıp sahte umutlar saçan grilerle doluydu. Ama sonu hep aynıydı. Derin, sessiz bir karanlık..."

 "İşte az önce aklımda taslak halinde kalmış mutluluğun, gereksiz satırlar gibi üstü çizildi..."

 "Bazı insanlara mal mülk miras kalırken bazılarına da bedeller miras kalır."

6 Haziran 2023 Salı

Drizzt Efsanesi 8.Kitap Yıldızsız Gece


  Seriye çok ara verdiğimi fark edince hemen devam etmeye karar verdim. 😀

 Drizzt Do'Urden, kara elflerin cücelerin diyarına saldırması üzerine kendini suçlu hisseder. Saldırıların arkasının geleceğini ve ırkının kendini bırakmayacağını düşünen Drizzt dostlarını terk eder ve Karanlıkaltına geri döner. Ancak hesaba katmadığı bir şey vardır, onu çok önemseyen insan dostu Catti-brie Drizzt'in arkasından yollara düşer. 

  Yeraltının tehlikeleri ile tekrar yüzleşir Drizzt ve savaşmaya başlar. Bir an gelir ki her şeyin kendi kibrinden kaynaklandığını, bu kadar kişiye karşı asla kazanamayacağını anlar. Öldü sandığı kiralık katil Entreri ile orada karşılaşması ise onun için tam bir sürpriz olur. Bir kara elf olan paralı asker Jarlexle için çalışmak zorunda kalan Entreri için hayat çekilmez hale gelmiştir. Artık tek amacı onu tekrar yüzeye çıkaracak bir yol bulmaktır.

 Bu kitabı da keyifle okudum. Yazarın anlatımı akıcı, ne ara bitti anlamadım. Düşünceli Drizzt'in bazı şeyleri gözardı edip kendi yolunu çizmesi onu savunmasız hale getirmiş. Çünkü ne olursa olsun her şeyi tek başına halletmeye alışkın biri ve fazla gururlu. Seçimleri onu hızla çıkmaza sürüklerken ummadığı gelişmeler yaşanır. Halkının zulmüne yine tanık olduğunda kendi seçimini bir kez daha sorgular.

 Bu kitapta paralı asker Jarlexle'e daha çok yer verilmiş. Diğer acımasız kara elflere göre renkli ve dikkat çekici olduğu kesin. Kendisi gizli bir casus gibi hareket ettiği için herkesin sırrını ve açıklarını iyi biliyor. Korkusuz ve oyuncu yanı onu hep üst mevkilere taşımış. Bu kez oynadığı oyun ve incelikli planını ilgiyle okudum. Kaosu seven biri olduğu için ortalığı karıştırmaya bayılıyor. Özellikle kendi ırkına karşı takındığı tavrı okumak keyifliydi.

 Entreri ise en nefret ettiği kişi, Drizzt'i zalim elflerin eline bırakmamakta kararlı. Her zaman durumu lehine çevirmeye çalışıyor. Onu gördükçe geçmişini daha merak ediyor ve bilgi sahibi olmak istiyorum. :) 


 O ışıksız koridorlara geri dönüşüm hayatımda yaşadığım en zor yolculuk olup çıktı. Yine o vahşi avcıya dönüşmek, hayatta kalabilmek için her an o içgüdüsel hazır olma durumunu yaşamak zorunda kaldım.

 Entreri neredeyse bir drow olmayı, felaketin eşiğinde oyun oynayıp tıpkı Jarlexle'ın yaptığı gibi kendisine bir mevki edinmeyi dileyecekti. Neredeyse.

 Menzoberranzan adındaki örümcek ağının etrafımı sarmaladığını fark ettiğim zaman hatamı anladım: hatam kibirdi.

 Eğer kalbi bu kadar bozulmuş olmasaydı onun nasıl biri olacağını sık sık merak ederim. Ama merakımı acımayla karıştırmıyorum. Entreri'nin şartları benimkinden iyi değildi. Bu mücadeleden hem vücuduyla, hem de kalbiyle galip çıkabilirdi.


3 Haziran 2023 Cumartesi

Okuduklarım, izlediklerim, hediyelerim...

 

 


 Merhaba arkadaşlar. Okuma konusunda biraz yavaşladım, sizin nasıl gidiyor? :) Pek işim de yok aslında ama harekete pek geçemiyorum. Bu aralar tembellik var üzerimde. :) Şu an Silmarillion ve Drizzt Serisi'nin 8. kitabı Yıldızsız Gece'yi okuyorum. 😊

 Sevgili kitapkesfi bana güzel bir sürpriz yaptı. Hediyelerini çok sevdim, Pirinç Kenti'ni çok merak ediyordum, teşekkürlerimi iletiyorum kendisine. 😊🌺💓

 



  İzlediklerim ise Demon Slayer'in trende geçen ek bölümleri. Daha sonra 2.sezondan devam ederim. Bir de bir Kore dizisine başladım. Her yerde o kadar çok rastladım ki izleyim artık dedim. :) Tale of the Nine Tailed. Güzel gidiyor, bakalım ne zaman bitirebileceğim. :) 


20 Mayıs 2023 Cumartesi

Badem (Kitap)

 

 "Onu neden bulmak zorundasın?" diye son kez sordu.

 "Çünkü o benim arkadaşım."

 


 Sevgili kitapkeşfinin hediye ettiği kitaplardan biriydi. Konusu farklı olduğu için ilgiyle okuduğumu söyleyebilirim. Beklediğimden çok daha güzeldi. 😊

 Kitap aleksitimi (duygusal sağırlık) hastalığından muzdarip bir karakterin gözünden anlatılıyor. Doğduğundan beri hiç gülmeyen ve duyguları anlayamayan Yunjae herkesin dikkatini çekmektedir. Nerede nasıl davranacağını bilemeyen ve olaylar karşısında tepkisiz kalan biridir. Bu yüzden annesi ve ninesi onu bir süre eğitir, daha doğrusu yapması gerekenleri ezberletirler. Ancak genç yaşında bir başına kalan Yunjae bir şekilde yaşamını sürdürmeye, okuluna gitmeye devam eder. Günün birinde toplum tarafından dışlanmış, serseri Gon ile tanıştığında hayatında farklılıklar meydana gelir. İki zıt karakterin birbirini anlama süreci başlar.

 Aleksitimi hakkında farkındalık oluşturan kitabı ilgiyle okudum. Yazarın akıcı ve sıkmayan anlatımı ile sayfalar su gibi akıyor. Karakterimiz farklılığı yüzünden çok yadırganıyor, ancak zaten hisleri olmadığı için bu duruma aldırmıyor. Onun gözünden dünyayı görmek güzeldi, bir şeyleri anlamlandırma çabasını dokunaklıydı. Özellikle son kısmı çok etkileyici buldum, değişik hislere büründüm. Badem benim için özel kitaplar arasında yerini aldı. Yazar kitabın sonundaki notunda bu iki karakteri nasıl oluşturduğunu ve hislerini de aktarmış. İyiki de yazmış böyle bir kitabı. 😊


 Bense hissettiklerimi ifade edememekten ziyade öncelikle ne hissettiğimi tanımlayamıyordum.

  Korkunun bilinmemesi, yüreklilik değildir.

 Daha fazla insanla tanışıp, daha derin sohbetler ederek insanoğlunun tam olarak ne olduğunu öğrenmek istiyordum. 


8 Mayıs 2023 Pazartesi

Deliliğin Dağlarında (Kitap)

 

 Bilinmeyenin dehşeti her yanımızı sardı. Yüce Eskiler uyanıyor.



 Kitap, jeolog olan karakterimizin yeni keşifle ilgili endişeleriyle başlıyor. Engellemeye çalışsa da sözünü dinletemediğinden bahsediyor. Devamında hikayenin başına dönülüyor. 

 Jeolog, Miskatonic Üniversitesi'den bir ekiple araştırma için Antartika'ya gider. Prof. Pabodie'nin geliştirmiş olduğu delgi sayesinde buzulların içine girip fosillerle ilgili kanıtlar toplarlar. Sonra insan ırkından çok daha önce orada yaşamış olan beklenmedik bir türe rastlarlar. Ekipten Lake bunların bitki mi hayvan mı olduğunu kestirmekte zorlanır. Kamp yerinden ekibin geri kalanına sürekli mesaj yollar ama fırtına yüzünden bir süre sonra iletişim kesilir. Sonunda arkadaşları Lake'in kampına vardığında orada büyük bir yıkım yaşandığını görür.

 Yazardan okuduğum ikinci kitap ve yazarın üslubunu seviyorum ben. Kendinden emin şekilde yazdığını hissedebiliyorum okurken, o yüzden bir yandan gerçekçi geliyor o olağanüstü hikaye. En çok bunu seviyorum sanırım, doğaüstü bir konunun gerçek gibi önümüze serilmesini. Gelgelelim kitapta o kadar detay, açıklama, betimleme var ki bir yerden sonra okumakta zorlandım. Sanki roman değil, bilimsel bir makale okuyordum. Yazar biyoloji, tarih, coğrafya, bilim her şeyi kullanmış. Her ne kadar ortada dehşetli bir şeyler varmış gibi anlatsa da pek bana geçmedi. Çünkü sadece anlatıp duruyor, diyalog yok denecek kadar az, siz bir yerden sonra kopuyorsunuz. Yazarın Karanlıkta Fısıldayan adlı kitabı çok daha heyecan vericiydi, okumak isteyen ondan başlayabilir. Buna rağmen yazarın emeği göz ardı edilemez.


 Bulutlu günlerde karla kaplı yerin ve göğün, ikisi arasında ayrım yapmayı sağlayacak görülebilir bir ufku olmayan, gizemli, menevişli bir boşluk halini alma huyu yüzünden uçmakta zorlanıyorduk.

 Yapılan üstünkörü otopsi, bu görülmedik varlığı sınıflandırmaya yardımcı olacağına, onun gizemini daha da derinleştirmişti.

 O günden sonra onumuz da -ama herkesten çok ben ve öğrencilerden Danforth- duygularımızdan hiçbir şeyin silip atamayacağı ve eğer yapabilirsek insanlıktan saklayacağımız, gizli dehşetlerin iğrenç bir şekilde güçlenmiş dünyasıyla yüz yüze gelmek zorundaydık. 



8 Nisan 2023 Cumartesi

Tomorrow (Dizi)

 

 


 Ne zamandır Kore dizisi izlemediğim için Tomorrow'a başladım, beklediğimden daha güzeldi. 

 Uzun süre işsiz kalmaktan bunalan Choi Joon Woong köprüye gider ve orada birinin intihar etmek üzere olduğunu görür, adama yardım etmeye çalışırken kendi de düşer ve komaya girer. Sonra ruhu bedeninden ayrılır ve karşısında garip birileri belirir. Ölüm meleği olduğunu söyleyen kişiler onu alıp kendi mekanlarına götürür. Eğer Choi 6 ay yanlarında çalışırsa komadan çıkacaktır.

 Böyle başlayan dizi her bölümde farklı olayın işlenmesi ile devam ediyor. Choi'nin katıldığı Risk Yönetim Ekibi'nin görevi intihara meyilli kişileri durdurmaktır. Konu intihar olunca genelde dramatikti bölümler. Kişinin içinde birikenlerin aniden patlak vermesi ve son ana kadar kimsenin tehlikeyi fark etmemesi detayları üzücüydü. Dizi ilerlerken aynı zamanda ekiptekilerin de geçmiş yaşamlarını öğreniyoruz. Hepsinin acı hikayeleri vardı. Son birkaç bölüm özellikle heyecanlıydı, pek çok sır çözüldü.

 Diziyi değindiği konular nedeniyle etkileyici buldum. İnsanlardan baskı görme, psikolojik ya da fiziksel şiddete maruz kalma büyük hasarlara yol açabiliyor. Açıkçası ekiptekilerin kendini tutamayıp suçlu kişileri öldüresiye dövdüğü yerlerde içime su serpildi. Bazı insanlar akıllanmıyor çünkü ve merhameti hak etmiyor.



Pir-i Lezzet (Kitap)

  Kitap oldukça ilgimi çekti. Hikaye bir beyin konağında verilen ve saraydan önemli isimlerin teşrif ettiği bir ziyafetle başlıyor. Sofrada ...