22 Haziran 2023 Perşembe

Tale of the Nine Tailed (dizi)



 Serinin ilk sezonunu izledim. Oldukça keyifliydi, uzun süredir bu kadar hızlı bitirmemiştim bir diziyi. :) 

  Hikaye çok eskilere dayanıyor. Asırlardır yaşayan dokuz kuyruklu tilki Yeon bir dağ ruhuyken bir insana aşık olur. Onu yenmeye çalışan büyük düşman ise bunu kullanır ve ikisini ayırır. Yeon çok üzülüp aradan geçen asırlara rağmen kızın yeniden doğmasını bekler. Bir gün sevdiği ile aynı yüze sahip kızla karşılaştığında olaylar yeniden başlar. Yeon'un başı bir de kardeşi Rang ile derttedir. Rang da asırlardır abisinden intikam alacağı günü bekleyerek yaşamıştır.

 Dizide beklenmedik gelişmeler ve sürprizlerin bol olması heyecanı hep dozunda tutmuş, bu yüzden hiç sıkılmadan izledim. Her ne kadar konu bir aşk hikayesi üzerine kurulu olsa da ben abi kardeşin hikayesini daha çok sevdim. Zaten daha diziye başlamadan Rang karakterini sevmiştim, çünkü onu Kim Bum oynuyor. Aradan geçen yıllara rağmen hiç değişmemiş.😃 En güzel gülüşe sahip olduğunu düşündüğüm oyuncuyken şimdi bir de en güzel ağlayan olduğunu gördüm. :)) Rang diziye en renk katan karakter olmuş bence, abisine olan aşırı sevgisi onda takıntıya dönüşmüş. Ters köşeleriyle hep şaşırttı bizi. 





(gifler: tenor.com)

 Aksiyon sahnelerini sevdim, dizi boyunca gizem ve belirsizlik hep devam etti,  final benim için dramatikti. İzlediğime çok memnun oldum. Biraz ara verip sonraki sezona geçeceğim. :) Tanıtım videosunu koymak isterdim ama boşver dedim iki kardeşin videosu ile veda ediyorum, spoiler içerir. 😀 



13 Haziran 2023 Salı

Harikalar Çıkmazı Alis (Kitap)

 



 Bu kitaba biraz kafam dağılsın diye başlamıştım, bu sıralar okuma konusunda yavaşım ve çok iyi geldi. Sevgili kitapkeşfine tekrar teşekkür ediyorum, sayesinde bu güzel kitabı okuma fırsatım oldu. 😊Spoiler vermeden konuyu anlatmaya çalışayım. Pek bilgim olmadan başladığım için pek çok şey sürpriz oldu bana da. :)) 

 Ece tek başına yaşayan ve geçimini zar zor sürdüren bir genç kız. Geçmişindeki acılarını hâlâ unutamamış, bir gün eski arkadaşı Arzu arayıp önemli bir haber verince mahallesine dönüyor. Uzun süredir annesini arayan Ece annesinden gelen bir notla daha da şaşkına dönüyor. Arzu'nun yardımı ile geçmişteki bazı sırları ortaya çıkarabilme umudu ile Karhan Holding'de işe girer. Çünkü yıllardır sonuçlanmasını beklediği dava zaman aşımına uğramak üzeredir. Ancak onla aynı anda işe başlayan takım yöneticisi Mete zorlu biridir ve kızın burnundan getirir. Ece'nin üç ay boyunca her şeye sabretmesi gerekmektedir.

 Şirkette herkesin oynadığı ve dilinden düşürmediği Allies oyunu ihanet üzerine kurulu dünya çapında bir oyundur. Ece ise hep çok çalışmak zorunda kaldığı için oyun hakkında pek fikri yoktur. Söylentilere göre oyunun kurucusu bir Türktür ve kimse onun kim olduğunu bilmemektedir. 

 Kitabı elimden bırakamadım ve kısa sürede bitirdim. Yazarı ilk kez okudum ama anlatımı çok iyi, akıcıydı. Yazar merak unsurunu hep ön planda tuttuğu için dizi izler gibi okudum resmen. Bana Kore dizilerini anımsattı, keşke dizisi çekilse de izlesek. :)) Kitapta şaşırtan şeyler olduğu gibi bir kısmı önceden tahmin edilebilirdi. Yine de bu heyecan duymamı engellemedi. Sonunu sevdim, yüzümde bir tebessümle bitirdim. Yerli bir yazardan böyle hayal gücüne dayalı ve bulmaca çözer gibi ilerlediğim bir kitabı okumak beni mutlu etti. Kitabın daha tanınmış olmasını isterdim, çok sevdim. Tavsiye ederim herkese. :)) Yazmadan edemeyeceğim Mete ve Sarp'ı çok sevdim ve tabi çocuk ruhlu Ece'yi de. 😊

 "Belki belli bir başlangıcı, sırası yoktu bu kâbusun; içi kirlenmiş ikiyüzlü beyazlar, acının derinliğine has bir kırmızı ve her defasında yeniden denemesi için onu kandırıp sahte umutlar saçan grilerle doluydu. Ama sonu hep aynıydı. Derin, sessiz bir karanlık..."

 "İşte az önce aklımda taslak halinde kalmış mutluluğun, gereksiz satırlar gibi üstü çizildi..."

 "Bazı insanlara mal mülk miras kalırken bazılarına da bedeller miras kalır."

6 Haziran 2023 Salı

Drizzt Efsanesi 8.Kitap Yıldızsız Gece


  Seriye çok ara verdiğimi fark edince hemen devam etmeye karar verdim. 😀

 Drizzt Do'Urden, kara elflerin cücelerin diyarına saldırması üzerine kendini suçlu hisseder. Saldırıların arkasının geleceğini ve ırkının kendini bırakmayacağını düşünen Drizzt dostlarını terk eder ve Karanlıkaltına geri döner. Ancak hesaba katmadığı bir şey vardır, onu çok önemseyen insan dostu Catti-brie Drizzt'in arkasından yollara düşer. 

  Yeraltının tehlikeleri ile tekrar yüzleşir Drizzt ve savaşmaya başlar. Bir an gelir ki her şeyin kendi kibrinden kaynaklandığını, bu kadar kişiye karşı asla kazanamayacağını anlar. Öldü sandığı kiralık katil Entreri ile orada karşılaşması ise onun için tam bir sürpriz olur. Bir kara elf olan paralı asker Jarlexle için çalışmak zorunda kalan Entreri için hayat çekilmez hale gelmiştir. Artık tek amacı onu tekrar yüzeye çıkaracak bir yol bulmaktır.

 Bu kitabı da keyifle okudum. Yazarın anlatımı akıcı, ne ara bitti anlamadım. Düşünceli Drizzt'in bazı şeyleri gözardı edip kendi yolunu çizmesi onu savunmasız hale getirmiş. Çünkü ne olursa olsun her şeyi tek başına halletmeye alışkın biri ve fazla gururlu. Seçimleri onu hızla çıkmaza sürüklerken ummadığı gelişmeler yaşanır. Halkının zulmüne yine tanık olduğunda kendi seçimini bir kez daha sorgular.

 Bu kitapta paralı asker Jarlexle'e daha çok yer verilmiş. Diğer acımasız kara elflere göre renkli ve dikkat çekici olduğu kesin. Kendisi gizli bir casus gibi hareket ettiği için herkesin sırrını ve açıklarını iyi biliyor. Korkusuz ve oyuncu yanı onu hep üst mevkilere taşımış. Bu kez oynadığı oyun ve incelikli planını ilgiyle okudum. Kaosu seven biri olduğu için ortalığı karıştırmaya bayılıyor. Özellikle kendi ırkına karşı takındığı tavrı okumak keyifliydi.

 Entreri ise en nefret ettiği kişi, Drizzt'i zalim elflerin eline bırakmamakta kararlı. Her zaman durumu lehine çevirmeye çalışıyor. Onu gördükçe geçmişini daha merak ediyor ve bilgi sahibi olmak istiyorum. :) 


 O ışıksız koridorlara geri dönüşüm hayatımda yaşadığım en zor yolculuk olup çıktı. Yine o vahşi avcıya dönüşmek, hayatta kalabilmek için her an o içgüdüsel hazır olma durumunu yaşamak zorunda kaldım.

 Entreri neredeyse bir drow olmayı, felaketin eşiğinde oyun oynayıp tıpkı Jarlexle'ın yaptığı gibi kendisine bir mevki edinmeyi dileyecekti. Neredeyse.

 Menzoberranzan adındaki örümcek ağının etrafımı sarmaladığını fark ettiğim zaman hatamı anladım: hatam kibirdi.

 Eğer kalbi bu kadar bozulmuş olmasaydı onun nasıl biri olacağını sık sık merak ederim. Ama merakımı acımayla karıştırmıyorum. Entreri'nin şartları benimkinden iyi değildi. Bu mücadeleden hem vücuduyla, hem de kalbiyle galip çıkabilirdi.


3 Haziran 2023 Cumartesi

Okuduklarım, izlediklerim, hediyelerim...

 

 


 Merhaba arkadaşlar. Okuma konusunda biraz yavaşladım, sizin nasıl gidiyor? :) Pek işim de yok aslında ama harekete pek geçemiyorum. Bu aralar tembellik var üzerimde. :) Şu an Silmarillion ve Drizzt Serisi'nin 8. kitabı Yıldızsız Gece'yi okuyorum. 😊

 Sevgili kitapkesfi bana güzel bir sürpriz yaptı. Hediyelerini çok sevdim, Pirinç Kenti'ni çok merak ediyordum, teşekkürlerimi iletiyorum kendisine. 😊🌺💓

 



  İzlediklerim ise Demon Slayer'in trende geçen ek bölümleri. Daha sonra 2.sezondan devam ederim. Bir de bir Kore dizisine başladım. Her yerde o kadar çok rastladım ki izleyim artık dedim. :) Tale of the Nine Tailed. Güzel gidiyor, bakalım ne zaman bitirebileceğim. :) 


20 Mayıs 2023 Cumartesi

Badem (Kitap)

 

 "Onu neden bulmak zorundasın?" diye son kez sordu.

 "Çünkü o benim arkadaşım."

 


 Sevgili kitapkeşfinin hediye ettiği kitaplardan biriydi. Konusu farklı olduğu için ilgiyle okuduğumu söyleyebilirim. Beklediğimden çok daha güzeldi. 😊

 Kitap aleksitimi (duygusal sağırlık) hastalığından muzdarip bir karakterin gözünden anlatılıyor. Doğduğundan beri hiç gülmeyen ve duyguları anlayamayan Yunjae herkesin dikkatini çekmektedir. Nerede nasıl davranacağını bilemeyen ve olaylar karşısında tepkisiz kalan biridir. Bu yüzden annesi ve ninesi onu bir süre eğitir, daha doğrusu yapması gerekenleri ezberletirler. Ancak genç yaşında bir başına kalan Yunjae bir şekilde yaşamını sürdürmeye, okuluna gitmeye devam eder. Günün birinde toplum tarafından dışlanmış, serseri Gon ile tanıştığında hayatında farklılıklar meydana gelir. İki zıt karakterin birbirini anlama süreci başlar.

 Aleksitimi hakkında farkındalık oluşturan kitabı ilgiyle okudum. Yazarın akıcı ve sıkmayan anlatımı ile sayfalar su gibi akıyor. Karakterimiz farklılığı yüzünden çok yadırganıyor, ancak zaten hisleri olmadığı için bu duruma aldırmıyor. Onun gözünden dünyayı görmek güzeldi, bir şeyleri anlamlandırma çabasını dokunaklıydı. Özellikle son kısmı çok etkileyici buldum, değişik hislere büründüm. Badem benim için özel kitaplar arasında yerini aldı. Yazar kitabın sonundaki notunda bu iki karakteri nasıl oluşturduğunu ve hislerini de aktarmış. İyiki de yazmış böyle bir kitabı. 😊


 Bense hissettiklerimi ifade edememekten ziyade öncelikle ne hissettiğimi tanımlayamıyordum.

  Korkunun bilinmemesi, yüreklilik değildir.

 Daha fazla insanla tanışıp, daha derin sohbetler ederek insanoğlunun tam olarak ne olduğunu öğrenmek istiyordum. 


8 Mayıs 2023 Pazartesi

Deliliğin Dağlarında (Kitap)

 

 Bilinmeyenin dehşeti her yanımızı sardı. Yüce Eskiler uyanıyor.



 Kitap, jeolog olan karakterimizin yeni keşifle ilgili endişeleriyle başlıyor. Engellemeye çalışsa da sözünü dinletemediğinden bahsediyor. Devamında hikayenin başına dönülüyor. 

 Jeolog, Miskatonic Üniversitesi'den bir ekiple araştırma için Antartika'ya gider. Prof. Pabodie'nin geliştirmiş olduğu delgi sayesinde buzulların içine girip fosillerle ilgili kanıtlar toplarlar. Sonra insan ırkından çok daha önce orada yaşamış olan beklenmedik bir türe rastlarlar. Ekipten Lake bunların bitki mi hayvan mı olduğunu kestirmekte zorlanır. Kamp yerinden ekibin geri kalanına sürekli mesaj yollar ama fırtına yüzünden bir süre sonra iletişim kesilir. Sonunda arkadaşları Lake'in kampına vardığında orada büyük bir yıkım yaşandığını görür.

 Yazardan okuduğum ikinci kitap ve yazarın üslubunu seviyorum ben. Kendinden emin şekilde yazdığını hissedebiliyorum okurken, o yüzden bir yandan gerçekçi geliyor o olağanüstü hikaye. En çok bunu seviyorum sanırım, doğaüstü bir konunun gerçek gibi önümüze serilmesini. Gelgelelim kitapta o kadar detay, açıklama, betimleme var ki bir yerden sonra okumakta zorlandım. Sanki roman değil, bilimsel bir makale okuyordum. Yazar biyoloji, tarih, coğrafya, bilim her şeyi kullanmış. Her ne kadar ortada dehşetli bir şeyler varmış gibi anlatsa da pek bana geçmedi. Çünkü sadece anlatıp duruyor, diyalog yok denecek kadar az, siz bir yerden sonra kopuyorsunuz. Yazarın Karanlıkta Fısıldayan adlı kitabı çok daha heyecan vericiydi, okumak isteyen ondan başlayabilir. Buna rağmen yazarın emeği göz ardı edilemez.


 Bulutlu günlerde karla kaplı yerin ve göğün, ikisi arasında ayrım yapmayı sağlayacak görülebilir bir ufku olmayan, gizemli, menevişli bir boşluk halini alma huyu yüzünden uçmakta zorlanıyorduk.

 Yapılan üstünkörü otopsi, bu görülmedik varlığı sınıflandırmaya yardımcı olacağına, onun gizemini daha da derinleştirmişti.

 O günden sonra onumuz da -ama herkesten çok ben ve öğrencilerden Danforth- duygularımızdan hiçbir şeyin silip atamayacağı ve eğer yapabilirsek insanlıktan saklayacağımız, gizli dehşetlerin iğrenç bir şekilde güçlenmiş dünyasıyla yüz yüze gelmek zorundaydık. 



8 Nisan 2023 Cumartesi

Tomorrow (Dizi)

 

 


 Ne zamandır Kore dizisi izlemediğim için Tomorrow'a başladım, beklediğimden daha güzeldi. 

 Uzun süre işsiz kalmaktan bunalan Choi Joon Woong köprüye gider ve orada birinin intihar etmek üzere olduğunu görür, adama yardım etmeye çalışırken kendi de düşer ve komaya girer. Sonra ruhu bedeninden ayrılır ve karşısında garip birileri belirir. Ölüm meleği olduğunu söyleyen kişiler onu alıp kendi mekanlarına götürür. Eğer Choi 6 ay yanlarında çalışırsa komadan çıkacaktır.

 Böyle başlayan dizi her bölümde farklı olayın işlenmesi ile devam ediyor. Choi'nin katıldığı Risk Yönetim Ekibi'nin görevi intihara meyilli kişileri durdurmaktır. Konu intihar olunca genelde dramatikti bölümler. Kişinin içinde birikenlerin aniden patlak vermesi ve son ana kadar kimsenin tehlikeyi fark etmemesi detayları üzücüydü. Dizi ilerlerken aynı zamanda ekiptekilerin de geçmiş yaşamlarını öğreniyoruz. Hepsinin acı hikayeleri vardı. Son birkaç bölüm özellikle heyecanlıydı, pek çok sır çözüldü.

 Diziyi değindiği konular nedeniyle etkileyici buldum. İnsanlardan baskı görme, psikolojik ya da fiziksel şiddete maruz kalma büyük hasarlara yol açabiliyor. Açıkçası ekiptekilerin kendini tutamayıp suçlu kişileri öldüresiye dövdüğü yerlerde içime su serpildi. Bazı insanlar akıllanmıyor çünkü ve merhameti hak etmiyor.



29 Mart 2023 Çarşamba

İrade Terbiyesi (Kitap)

 


 Kitabı kurstan bir arkadaşım ödünç verdi. O yüzden alıntılara daha fazla yer vereceğim. Böylece zaman zaman gelip okur, bilgilerimi tazelerim. Kitap 1909 yılında yayınlanmış ama okurken o kadar güncel geldi ki sanki günümüzü anlatıyor. İrade konusunda demek hâlâ pek bir yol kat edilememiş.

  Yazar başarısızlıklarımızın sebebinin irade zayıflığı olduğunu, devamlı bir çabaya karşı nefret duyduğumuzu belirtiyor. Pek çok şeyin tembelliği tetiklediğinden bahsediyor, durumu örneklerle açıklıyor. İrade nedir, tembellikten nasıl kurtuluruz bunlara yanıtlar buluyoruz. Kitapta irade terbiyesinin psikolojik ve fiziksel yönlerine de yer veriliyor.

 Kitabı çok beğendim, her şey kısa ve öz olarak anlatılmış. Farkında olmadan yazarın bazı tavsiyelerini zaten yapmakta olduğumu fark ettim. Eksiklerimin de farkına vardım, plan yapmanın ve hedefine doğru yavaş yavaş ilerlemenin önemini daha iyi anladım. Herkese tavsiye ediyorum.


İrade gücü, çok çaba harcamaktan öte zihnin bütün güçlerini aynı amaca ve aynı yöne doğru yönlendirmek olarak izah edilebilir. 

Esas zihinsel çalışma, bütün uğraşların açık ve kesin bir hedef ve sonuca doğru yönelmesiyle yapılan çalışmadır.

Zaten hiçbir sınavda adayın ne olduğu ve ne olması gerektiği sorunuyla ilgilenen çıkmaz. Yalnızca bilgi çokluğu aranır ve bu sebeple hafızanın doldurulmasından başka bir şey istenmez. Bu yüzden öğrencinin zeka seviyesi, öğrendiği bilgiyle yükseleceği yerde düşmektedir. 

Bir fikrin veya hissin kendimize mâl edilmesi ve hayatımızda etkili olabilmesi için, onun bilincimize yerleşmesi veya sık sık akla gelmesi ve başka fikirlerle bağlantılı olması gerekir.

İnsan, kendini kontrol etmenin paha biçilmez bir değer olduğunun zamanla farkına varacaktır.

Fikir, duygusuz kaldığı takdirde hiçbir güce sahip değildir. 

Gerçekte, duygusal ruh hâllerinin şiddetine maruz kalan zekâ, irade karşısında çok fazla memnuniyet duymaz. İrade ise zekâdan aldığı emirleri yerine getirmeyi sevmez. Duygusal gücünse daha çok tutku ile renklendirilmiş duygusal emirlere ihtiyacı vardır. 

Bizim yapmamız gereken sadece kötü alışkanlıklar yerine azar azar iyilerini koymak. Amacımız, arzularımızı ve tembelliği makul sınırlar içinde tutmak, kilit vurup tamamen ortadan kaldırmak değil. 

Unutmayalım ki, başladığımız bir işi tekrar etmez, onu tamamlamak ve çizgileri kuvvetlendirmek için çalışmazsak, dışsal teşvik ve tahrik dalgaları yeniden bilincimize işler ve daha kısa süre içerisinde hepsini -şimdiye kadar yapılan her şeyi- siler. 

Tembel insanların düşünceleri, sürülmemiş ve ekilmemiş bir tarlada olduğu gibi birçok zararlı ot barındırır. Bu insanlar zamanlarını boş fikirlere ve bayağı hislere kurban ederler.


24 Mart 2023 Cuma

Küçükbey (Kitap)

 


  Yazardan okuduğum ikinci kitap oldu. Akıcı olduğu için de çabuk bitirdim.

 Küçükbey çocukluğundan beri saf ama dürüst biri. Aklından geçeni doğrudan söyler hep. Ailesi tarafından pek sevilmeyen biriydi. Onlar ölünce abisi de kendi yolunu çizdi. Tek destekçisi ev işlerine bakan yaşlı kadındı. Küçükbey eğitimini tamamlayıp kırsalda matematik öğretmenliği yapmaya başlar. Gittiği ortamı pek sevemez, istifa etme fikri sürekli kafasındadır. Bazı öğretmenlerin entrikaları ve öğrencilerin kötü şakaları onu bıktırır. Doğru sözlü olduğu için sık sık alay konusu olur. Yediği yemekten, nerelere gittiğine kadar anında herkesin haberi olmaktadır. 

 Yazarın anlatımı akıcı, kitap bir çırpıda okunabilir. Küçükbey garip ve dikkat çekici bir karakter. Saflık boyutunda dürüstlüğü var. Öğretmenlik yapacağı okula ilk gittiğinde müdür bir öğretmenden beklediği prensipleri sıralayınca 'asla dediğiniz gibi biri olamam," diyip geri dönmeye yeltenen biri. Çabuk öfkelenmesi ve herkesle inatlaşması yönüyle de kendime benzettim biraz. 😅 Kitabı genel olarak sevdim, derin bir konusu yok ama insanın yeni girdiği farklı ortamlarda kolayca kandırılıp dışlanabileceği, arkasından ne tür entrikalar döndüğünü fark etmesinin zor olacağı gibi detaylara yer verilmiş. Ya uyum sağlayıp onlara benzemek ya da uzaklaşmaktan başka seçenek pek yok gibi. Yazarın kendi hayatı da zor geçmiş, belki de bu karakteri yazarken kendi sıkıntılarını da aktarmıştır. Mizahi anlatımı da karakteri daha ilginç biri haline getirmiş. Kitabın sonu biraz sönük geldi, daha uzamalıydı diye düşündüm yani. :) 


"Eğer kötü değilsen toplum başarılı olamayacağına inanıyor gibi. Arada bir dürüst, temiz birini gördüklerinde acemi, toy diyerek hatalarını bulup küçümsüyorlar."

"Saflığın ve dürüstlüğün gülünç bulunduğu bir dünyada yapacak başka bir şey yoktu."

"Başkalarının yaptığını yapmak zorundaysam buna katlanmam mümkün değildi. Eğer aldatanı aldatmadan üç öğün yemek yenemeyeceğine karar verirsem hayatta oluşumu yeniden düşünmem gerekirdi. Böyle bir durumda ölmek çok daha iyi bir tercih gibi geliyordu."


22 Mart 2023 Çarşamba

Martin Eden (Kitap)



 

  Kitabı azar azar okuduğum için bitirmem uzun vakit aldı. :)

 Martin Eden bir gün üst sınıflardan birinin evine davet edilir, orada tanıştığı Ruth'a aşık olur. O evdeki herkesin üstün ve nazik olduğunu düşünür. Ruth'a denk olmak, ona yakın olabilmek için kendini geliştirmeye karar verir, kitaplara gömülür. Kısa sürede çok şey öğrenirken insanlara olan bakışı da değişir. Önceki fikirleri yerle bir olur ve ulaşmak istediği konum yerdiği bir konuma dönüşür. Her şeye rağmen Ruth'a olan tutkusu devam eder.

 Çok çalışkan, azimli bir genç adamın hayatını anlatıyor kitap. İnsan öğrendikçe farkındalığı artıyor doğal olarak, düşünce yapısı değişiyor. Martin herhangi birinden çok daha okuma, öğrenme, yazma sevdalısı. Asla durmuyor.

 Ben Martin karakterine pek ısınamadım. Çabalaması, çok çalışması güzel ama tavırlarındaki keskinlik ve hırçınlık bir süre sonra okurken yordu beni. Sanki hayattaki tek amacı haklı çıkmaktı, bu kısımlarda biraz sıkıldım. Sevdiğim kısımlar onun edebiyata düşkünlüğü ve yazma konusunda hiç pes etmemesiydi. Kendine güveninin tam olması iyiydi. Ruth ile olan aşkı ise bana hiç geçmedi açıkçası. Baştan beri ikisinin birbirine uymadığını düşündüm. Sonlara doğru Martin'in bir şeylerin farkına varıp kendi içine dönmesini sevdim, en azından daha samimi geldi bana.

 Yazarın anlatımı güçlü ve dikkat çekici, benim karakterlerle pek yıldızım barışmadı sadece. :) Yazarın Ateş Yakmak adlı kitabını çok daha sevmiş ve çarpıcı bulmuştum. Sanırım insanın vahşi doğa ile mücadelesi daha ilgimi çekiyor. Yine de tavsiye ederim bu kitabı, genel kültür anlamında insana bir şeyler katacaktır. Sınıf ayrımının  keskinliği, insanların kendi gibi olmayanı hor görüp istediği kalıba sokma çabası güzel yansıtılmış. Bir insanın hayallerini gerçekleştirmek için binbir güçlükle zirveye tırmandıktan sonra gelen hayal kırıklığı ağır olmalı. O yüzden bazı şeyler yaşamadan, tecrübe edilmeden anlaşılamıyor. Martin yaşadığı da tam olarak buydu.


"Yazdıklarına bakarak onun ruhunun ve kalbinin neye benzediğini sezebilir, rüyalarının yapıldığı malzemeyi ve yeteneğinin gücünü az da olsa kavrayabilirdi."

"Geçmişte işçi sınıfına göre daha derli toplu görünen, iyi giyimli kimselerin zekânın iktidarına ve güzelliği takdir gücüne sahip olduğunu sanmakla ne büyük aptallık etmişti."


15 Mart 2023 Çarşamba

Nagasaki'nin Çanları (Kitap)



 Kitap ince olduğu için evde değil de otobüste, kursta okudum. Eskisi gibi hızlı okuyamıyorum meşgul olunca. 

 Atom bombası atıldığında, 1945'te, Nagasaki'de bir hastanede çalışmakta yazar gördüklerini ve yaptıklarını anlatıyor. 1951'de de hayatını kaybetmiş.

 Kitap bomba saldırısının hemen öncesinden başlıyor. İnsanlar başlarına ne geleceğini bilmeden normal hayatlarına devam ediyorlar. Elbette savaş sürdüğü için uçak saldırılarına karşı önlem almaya çalışıyorlar, hastanedekiler plan yapıyor. Ancak o gün öyle bir yıkım oluyor ki insanların hepsi kendi tepelerine bomba düştü sanıyor. Atom bombasının etkisi geniş bir alana yayılıyor, yangınlar çıkıyor. Doktorlar ve hemşirelerin bir kısmı ölürken bir kısmı insanlara yardım ediyor. Yazar kaç kez ölümden dönüyor, yaralı ama durmuyor yine de. İlerleyen bölümlerde tıbbi ve bilimsel bilgiler de yer alıyor ama çok fazla değil, akıcılığı bozmuyor. İnsanların radyasyondan nasıl etkilendiğine, saldırı sonrası hayatlarını nasıl sürdürdüklerine değiniyor yazar. Doktorların kendi aralarında konuştuğu kısımlar çarpıcıydı, insanların acısı olduğu gibi aktarılmış. Olanları hayal etmek bile insanı üzüyor. Yapanların yanına kâr kalması da ayrı bir acı. Zaten bu olay ne zaman aklıma gelse ABD'yi nefretle anıyorum. Kitabı tavsiye ederim, olanları ilk ağızdan öğrenmek önemli.


 Takami, ineğinin yularından çekerek Koba'ya dönme niyetiyle Urakami'den iki kilometre uzaktaki Odorise Yolu'nda yürürken atom bombası patladı. Kuvvetli bir parıltı görüldüğünde mangalın yanındaymışçasına bir sıcaklık hissetti ve ineği de kendi de tutuşup yandı.


"Nedense Nagasaki yok olacakmış gibi hissediyorum."

"Ben de nedense kalacakmış gibi hissediyorum."

Bulundukları yere atom bombası düştü.


 Bilimin zaferi, vatanımın yenilgisiydi. Fizikçilerin sevinci, Japonların kederiydi. Karmaşık duygular yüreğimi yakarken atom bombasıyla kavrulan, sefil durumdaki topraklarda dolandım.


 O gün, o anda bu topraklara yayılan cehennem manzarasına tek bir bakış dahi atsaydınız yeniden savaşmak için aptalca bir duyguya kapılmazdınız kesinlikle.


Kitap Alışverişim

  Ne zamandır kitap sipariş etmemiştim. Birden esince şu kitapları aldım. Üsttekiler Fırtınaışığı Arşivi Serisinin devam kitapları. İlk kita...