1 Mayıs 2026 Cuma

Azar Azar Değişmek

 

Merhabalar, nasılsınız? Hayat nasıl gidiyor? :) Günler hızla geçiyor sanki, bu aralar pek bir şey yaptığım yok. Sanırım bayram geçsin, havalar ısınsın diye bekler oldum. Bu sefer bayram tatili uzun olursa İnşallah memlekete gitmeyi planlıyorum. Bir yandan gidip orayı gezmek istiyor bir yandan istemiyorum. Akrabaların meraklı sorularına ve gereksiz laflarına maruz kalacağımı şimdiden biliyorum. Eskisi gibi değilim, aman kimse kırılmasın, alttan alayım diyemiyorum. Zaten eskiden beri herkesin her dediği batardı bana ama belli etmezdim. Şimdi belli eder oldum, beğenmiyorlarsa çekip gitsinler. Kafam götürmüyor artık. Çalıştığım ve başka yerde yaşadığım için mesafeli duruşumu bu kez de kibirlilik olarak görecek, değişti diyeceklerdir.

İyi ki buraya gelmişim, çok şükür kendime göre yaşayabiliyorum. Yeri geliyor ailemle bile konuşmak içimden gelmiyor. İnsan sessizliği seçebilir, gülmek istemeyebilir, yorgun olabilir hemen mutsuz diye yaftalamak ne kolay. Ben sadece kendim olmak, içimden geldiği gibi davranmak istiyorum. Bende ne akraba hayranlığı var, ne de geniş sosyal çevre açlığı. Az ve sağlam bağ kurmak daha önemli benim için. Sessiz olunca çok kişi de bana dert anlatmaya çalışır. Dinlemek istiyor mu, içi şişer mi diyen yok. Bana ciddi anlamda kim derdimi soruyor acaba? Anlatmıyorum da zaten kolay kolay. Çünkü şu ana kadar anlaşılmaya çalışılan biri olmadım pek. Kendimi anlatmamayı öğrendim ben, nasılsa karşımda dinleyecek kadar sabırlı, istekli biri yok. Hislerimin yok sayılmasını da geri plana atılmasını da sevmem ben. O zaman tümden geri çekilirim. Esas iç sıkıntılarımı anneme bile anlatmam. Çünkü o sadece kendi dertlerine, hastalıklarına odaklı. Ben az bir şey anlatmaya kalksam teselli lafı şu "şükret" ya da "sen halledersin". Benim iç dünyamın çok az bir kısmını bilirler. Çünkü onlar hep mutlu, pozitif olayım, elalem "ne iyi evlat yetiştirmiş" desinler istiyorlar. Bir de anne babalar artık bağlılık ve bağımlılığı karıştırmasa, her şeyi dramatize etmese, biz de insanız bunalıyoruz ve onlar üzülmesin diye kendimizi harap ediyoruz.

Ya ben kendime olan beklentimden bile bıkmışım. Önümde önemli bir hedef olsun istemiyorum. Yaşayıp gideyim yetiyor bana şükür. Şimdi inadına kendi kabuğuma çekiliyorum, dışarıda ne olup bittiği umurumda değil. Kendimi düşünüp az da olsa bencil olmaya karar verdim. Bazen çok ruhsuz bazen de duygusal hissediyorum. Üzülmem gereken şeylere üzülmüyor, sevinmem gerekenlere sevinmiyorum falan. 😅 Değişken bir ruh halim var, o yüzden sık sık kalabalıktan kaçmaya meyilliyim. :) Emin olduğum kesin bir şey varsa ben dert dinlemek, kimsenin yaslandığın biri olmak istemiyorum. Çünkü ben kolayca yardım isteyebilen biri değilim, şikayet etmek ise benim için yenilgi gibi. Bir de kendi fikrime kimseyi dahil etmek istemem, kafama bir şey yatmadıkça ikna olan biri değilim. O yüzden dışarıdan birinin yorumu, vereceği akıl beni rahatsız eder. Ben kendi kendime yeterim diyerek dik durmaya çalışan biri değilim sadece bazı şeyleri kabul etmek ya da itiraf etmek bana aşırı zor geliyor. Aylarca, yıllarca bile sabrederim ta ki umudum bitip pes edene kadar. Ben yıllar süren mutsuz evliliğimi bile boşanma kararımı açıklayana kadar belli etmemişim. İşte bu saklamaya meyilli yapım beni tüketen asıl şey oldu. O yüzden kafa yapımı değiştirmem gerek biliyorum. Biraz huysuzluk ediyorum artık, benden beklenenin tersini yapmaya çalıştığım oluyor. 

Burada biraz dır dır ettim evet en azından okumak isteyen okur. :) Ve burası benim için kaçış noktası gibi, yazmak iyi geliyor. Buradaki insanlar da bir parça beni anlayabilir gibi hissediyorum. Hayırlı akşamlar arkadaşlar. 


 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Azar Azar Değişmek

  Merhabalar, nasılsınız? Hayat nasıl gidiyor? :) Günler hızla geçiyor sanki, bu aralar pek bir şey yaptığım yok. Sanırım bayram geçsin, hav...