Geçenlerde bu kitabı görünce hemen aldım. Cengiz Aytmatov' un henüz hiçbir kitabını okumamıştım. Kitap durağan başlayıp yavaşça insanı içine çekiyor. İlk elli sayfadan sonra daha ilgiyle okumaya başladım.
Akrabalarıyla yaşayan çocuğun hayal dünyası, dedesine ve onun anlattığı boynuzlu maral hikayelerine olan bağlılığı içinize işliyor. Çocuk o kadar masum ki balık olup uzaklara gitmek istiyor. Yazar çocuğun içindeki özlemi farklı şekillerde çok güzel aktarıyor okuyucuya. Dede Mümin hep hor görülen biri. Kızı (çocuğun teyzesi) kısır olduğu için içkici damadının zorbalıklarına katlanmak zorunda kalması iç burkucu.
Kitap boyunca güçlü olanın zayıfı ezmeye çalışması, zayıfın çeşitli gerekçelerle ses çıkaramaması, anlayışsız ve çıkarcı insanların çıkardığı sorunlara şahit oluyoruz. Bunlardan en çok çocuk etkileniyor, kalbi parçalanıyor adeta. Tüm olanlardan kaçmak istiyor.
Yazarın dili akıcı ve üslubu etkileyici. Kitabın sonunda daha buruklaşıyor insan. O insanların hepsine sinir oldum okurken. Boş sohbetlerine, anlamsız kahkahalarına, arsızlıklarına... Romanın sonunda yer alan, yazarın kitap hakkındaki açıklamaları da çok değerliydi. En azından kitabı hangi hislerle yazdığını daha iyi anlıyoruz. Herkese okumasını tavsiye ederim.
