8 Nisan 2026 Çarşamba

Küçük Anlar

 



Bazı anlar vardır, zaman dursun istersiniz o anlarda. Güzel bir manzaraya bakarken, kuş cıvıltıları etrafı sardığında, bir kedi yere kıvrılıp dünyadan habersiz uyuduğunda... Ama gerçekliğe dönmek zorundasındır. Durup etrafa bakınca koca dünyanın küçük bir alanına sıkışıp kalmış gibi hissedersin. Oysa her şey iç dünyanın yansıması. Bazen özgürleşen ruhumuz fazla genleşir, yayılır. Kapsadığımız alan büyür, hissederiz insanı, doğayı. Bazen de tam tersi sıkılaşır ruh, öyle ki onla birlikte dünya da üstünüze geliyordur sanki. Öyle anlarda nereye gideceğinizi bilemezsiniz.

Bazı şeyleri kabullenmek uzun sürer o yüzden. Pes etmekten çok bunu kabul etmek, itiraf etmek zor gelir. Beklemeye alışamaz insan, beklemek bir şeylerin damla damla senden kopup gitmesidir. Sonunda eski sen değilsindir, beklediğin şeyin de hiç önemi kalmamıştır. Yönünü çevirirsin. Geniş güzelliklere dalmak istersin. Mavi gökyüzü, yeşil ağaçlar, renkli çiçekler... Bakınca onlarda takılı kalmak istersin. Onlar seni bekletmez çünkü, baktığın her an oradadırlar.

Beklentilerini düşürmek en mantıklı şey gibi geliyor artık. İnsanın kendinden bile beklentisini düşürmesi ferahlatıcı oluyor. Sadece elinden geleni yap ve sonucu bile bekleme. Olacak olan oluyor, gidecek olan gidiyor. Kontrolcülüğü bırakıyorum yavaşça, hafiflik için bu şart. Dünyaya kendi dışından bakabilince ya da insanı kendi dışından hissedince her şey daha normalmiş gibi geliyor. Tabi bunu sık sık kendine hatırlatmak, kafadaki kalıpları yıkmak gerek. Yıllar geçtikçe insan nasıl dönüştüğüne, daha doğrusu dönüştürüldüğüne hayret ediyor. Duygusal biri olsam da bazen çok ruhsuz hissediyorum. Bazen durup "Bu kişiye karşı biraz üzgün hissetmem gerekiyordu" diyorum ama bir şey hissetmiyorum. Belki de çok kullanılan şey zamanla köreliyor. Huysuzluğum ağır basıyor uzun zamandır. Kendimi değiştirmemek için etrafımı daraltmaya çalıştığım da doğru. Sizin için kılını kımıldatma niyetinde olmayanlar için değişmek hiç de gerekli değil. Kendin ol yeter, böylesi daha güzel. :)

Yukarıdaki resmi daha önce paylaştım mı hatırlamıyorum. Bir fotoğrafa bakarak yapmıştım ama ortaya çıkanın gerçekle zerre alakası yok. 😅 O ay niye puslu ve kendini gökten soyutlamış gibi duruyor ben de anlamadım. Gece göğü ve ağaç da birbirine karışmış gibi. Yıldızları da umut çiçekleri gibi serpiştirmişim. :) Konya'ya gidince bunu getirip odama koyacağım. Bu renk cümbüşüne bakmak içimi ısıtıyor. :)

16 yorum:

  1. Çok hoş bir resim bu. Sanki manzaranın sana hissettirdiği hisler tabloya yansımış gibi. Biraz soyutluk da var yani ve en çok bu hoşuma gitti. Renk geçişleri de güzel. Zaten mavi ve yeşil en sevdiklerimdir :) Özellikle de ağacın dallarındaki iki tonun birbirine karışmasını sevdim. Yazına da baştan sona katılıyorum. Elinden geleni yap, kimseden bir şey bekleme ve yaşamı olabilecek en güzel şekilde yaşa. Aslında belki de formül budur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için teşekkür ederim, beğenmene sevindim. Böyle birkaç deneme yapmaya çalışmıştım ama en iyisi bu oldu, diğerleri bir şeye benzemedi. :)) Mavi yeşil uyumunu çok severim ben de. Haklısın, öyle yaşamak lazım. Bir şeylere takılıp kalmak, bir şeyleri beklemek insanın kendini sınırlandırması oluyor. :)

      Sil
  2. Yazının içeriği insanın yaşamda deneyimlediği ruh hali ve hissettirdiklerini, senin dilinden, yüreğinden güzel aktarmış. Ama ben en baştaki çizilmiş resme takıldım kaldım. Renkler, ağaç, dallar, ay, yıldızlar ve göğün birbirleriyle uyumlu yerleşim biçiminin, bana verdiği his çok güzeldi. Özellikle ağacı izlemekten kendimi alamadım. Eline sağlık, çok sevdim bu çalışmanı. Devam et bence. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne tatlı bir yorum olmuş. Yazıyı da resmi de beğenmene sevindim. İçimden geldiği gibi yapınca böyle bir şey çıktı ortaya. :) Devam etmek istiyorum ben de resme, bakalım. Teşekkürler. :)

      Sil
  3. İç Dünya'nın genişleyip daralma manzara şeysi ehe. Aslında çok güzel bir realistik kısım var, beklentiyi düşürmek bir ferahlıktır her daim. Şimdiden güzel yolculuklar ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de beklentileri düşürmek en iyisi. Yorum için teşekkürler. :)

      Sil
  4. "Kalemine sağlık, öyle güzel özetlemişsin ki o içsel genleşme ve daralma hallerini... Bazen dünya üstümüze gelirken aslında kendi zihnimizin duvarlarına çarpıyoruz, dediğin gibi her şey iç dünyanın bir yansıması. Beklentileri serbest bırakmak, o 'hafiflik' için atılan en büyük adım; insan kendini akışa bıraktığında gerçekten özgürleşiyor.
    Resmine gelince; gerçekle alakası olmaması onu daha da özel kılmış. O puslu ay ve ağaçla karışmış gece göğü, aslında tam da anlattığın o 'ruhun yayıldığı' anların bir tasviri gibi. Yıldızları 'umut çiçekleri' olarak görmen ise harika bir detay. Konya’daki odanda bu renk cümbüşüne her baktığında, o anki huzuru ve kontrolü bırakmanın verdiği hafifliği tekrar hatırlaman dileğiyle. :) Kendi rengini koruman her şeyden daha değerli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için teşekkürler. Düşüncelere fazla dalan insanlar bir şekilde normale dönmenin yolunu bulmalı. Resim hakkındaki güzel sözlerin için de teşekkürler. :)

      Sil
  5. Beklentileri en aza indirgemek insanı hafifletiyor. Bence daha çok resim yapmalı ve bizimle paylaşmalısın sevgili Duygu :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Sibel, resim yapmak istiyorum da gözümde biraz büyüyor. İleride belki başlarım bir yerden. :))

      Sil
  6. resim çok güzelmiş :) düşünmeden hafif yaşamakta fayda var :)

    YanıtlaSil
  7. Kendin olabilmek, kendin gibi kabul edilebilmek çok önemli.
    Resim çok güzel olmuş ellerine sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, yorumun için. Çok haklısın. :)

      Sil
  8. Bence gayet güzel olmuş ellerine sağlık kardeşim😌

    YanıtlaSil

Azar Azar Değişmek

  Merhabalar, nasılsınız? Hayat nasıl gidiyor? :) Günler hızla geçiyor sanki, bu aralar pek bir şey yaptığım yok. Sanırım bayram geçsin, hav...