31 Ocak 2026 Cumartesi

Love Through a Prism (Anime)



Londra'da bir sanat akademisine giden Japon Lili'nin yeni ortama ve arkadaşlarına alışma sürecini izliyoruz.  Resim yapmayı çok seven Lili'nin amacı birinci olabilmek. Çünkü annesi onu bu şartla Londra'ya göndermiştir. Lili tesadüfen karşılaştığı Kit'i başta çok garip bulsa da onunla aynı sınıfta olduğunu öğrenince çok şaşırır. Dahası silik biri gibi görünen Kit resimde bir dehadır ve görünenden çok daha farklı biridir. Kit hem bir rakip hem insan olarak zamanla kızın ilgisini çeker.

Animede farklı kültürden insanları bir arada görmek güzeldi. Özellikle tablo gibi olan arka planlara bayıldım. Neredeyse her sahneye özenilmiş. İnsanın ekranı durdurup manzarayı izleyesi geliyor. 😊 Animeyi severek izledim. Kit olmasa sıkılabilirdim. Animeyi taşıyan o olmuş bence. Lili klasik saf ama azimli karakterimiz olarak karşımıza çıkmışken Kit başka bir boyuttaydı. Tavırları, duruşu, bakışı ile kendini etrafından soyutluyor gibiydi. Onun karakterlerce de geç tanınması, anlaşılması üzücü geldi biraz. Hislerini dışarı vurmasa da onun neyi neden yaptığı açıkça anlaşılıyordu bence. Gemideki hüzünlü bakışları bile her şeyi anlatıyordu. Ağzının fazla sıkı olması bence kendini kelimelerle ifade edemeyecek olmasındandı. Sanki karşısındaki kendini anlayabilsin diye bekliyordu, yani en azından Lili anlasın diye. :) İkisinin de sevdiği işte en iyisini ortaya koyma çabası ve daha yükseklere ulaşması anlamlıydı. Kit ve manzaralar için izleyin derim. Kızın bazı hareketlerine gıcık olduğumdan onu katmıyorum. 😅 Tatlı bir animeydi, tavsiye ederim. 






17 Ocak 2026 Cumartesi

Biomortem (Kitap)



Yazardan okuduğum ilk kitap, akıcı ve merak uyandırıcıydı.

Kitap, Falin adlı yaşı ilerlemiş bir adamın Biomortem denen bir merkezde yaşadıklarıyla başlıyor. Falin, bu merkezin belli şartlarını kabul ederek gelmiş. Biomortem,  bedenini dondurup gelecekte tekrar uyanmak isteyenlere imkân sağlayan bilimsel bir merkez. Falin'in bunu için  kendince önemli sebepleri olsa da kuşku da duyar. Acaba kandırılıyor mu, ya bir daha uyanamazsa? Bu sorular aklını hep kurcalasa da yanıtlanan soruları kendisini daha iyi hissetmesini sağlar.

Heyecanı kaçmasın diye sonrasını anlatmıyorum. Hayat ve ölüm arasındaki bağı bilimsel açıdan detaylıca anlatıyor kitap. Konuya ilgisi olanlar sevecektir. Ölümün aslında başka bir başlangıç olduğu mesajı güzel verilmiş. İnsanlar hep bilinmeyenden, öncesini bilmediği yaşamın sonrasından da korkar. Sadece hatırlananlar mı gerçektir? Sonunun nereye bağlanacağını merak ederek okudum. Biyoloji konusuna çok yer verildiği için romandan ziyade biraz belgesel tadı verdi bana. Yani karakterlerle pek de bağ kurduğumu söyleyemem. Yine de hikayeyi ilgi çekici buldum, insanı düşünmeye itiyor. 


Hayatımda ilk kez karımdan gizli bir şey yapmıştım ve evren tüm listelerde beni bir numara yaparak karıma ispiyonlamıştı.

En büyük hatamız ne biliyor musunuz? Ölümü tanımlama şeklimiz.

Düşünsene öldükten iki gün sonra bile vücundaki binden fazla gen hiçbir şey olmamış gibi aktiftir.

Yeryüzünün ilk ve en fedakâr canlısı olan mitokondrinin hikâyesi bu.


6 Ocak 2026 Salı

Orange / Honey Lemon Soda (Anime)

 

Bu aralar sakin, tatlı animeler izliyorum. Uyumadan önce bir doz almak iyi geldi. :))





Orange

Bir süredir izlemeyi düşündüğüm animeydi. Nedense ben romantik komedi sanıyordum, drammış. İsmini o kadar duymama rağmen konusuna bile bakmamışım. :) Lise öğrencisi Naho bir gün gelecekteki kendinden bir mektup alır. Mektupta önemli uyarılar vardır ve ileride pişmanlık yaşamaması için uyarılmaktadır. Her şey sınıfa yeni gelen öğrenci Kakeru ile ilgilidir. Naho gelecekte olacakları önlemek için elinden geleni yapar. Daha fazla açıklama yapıp etkisini azaltmak istemiyorum. Kakeru hislerini belli etmeyen biriydi. Onu anlamak zor olsa da arkadaşları onun için çok uğraştı. Animede en sevdiğim kişi ise Suwa oldu. Bence esas övgüyü hak eden kişiydi. Arkadaşlarını her şeyden önce tuttu. Gerçek hayatta kim bu kadar olgun ve anlayışlı olabilir bilmiyorum. Ana karakterlerden fazla onu sevdim o yüzden.




Honey Lemon Soda

İçine kapanık ve utangaç İshimori ortaokulda yaşadığı zorbalığın ardından lisede değişmek için çabalar. Aynı sınıfta olduğu gösterişli, dikkat çekici Kai de onun bir bakıma destekçisi olur. Aslında İshimori bir şekilde Kai'ye bağlanmış Kai de hocasıymış gibi ona yol göstermiştir. Tabi bu garip durum okulda çok söylenti çıkmasına ve kıskançlığa da sebep olmaktadır. İshimori aslında ailesinin fazla korumacı davranması yüzünden bu haldedir ve Kai sayesinde zamanla kendini düzgünce ifade edebilir hale gelir. Tatlı bir animeydi. 

26 Aralık 2025 Cuma

Forest of Piano (Anime)

 


Geçenlerde denk gelip de öylesine izlediğim animeyi bu kadar seveceğimi tahmin etmemiştim. Neyse ki iki sezonu varmış, bol bol izleyebildim. :)

Kai İchinose henüz çocukken ormanda bulduğu piyanoyu sahiplenir ve içinden geldiği gibi onu çalar. Ancak ondan başka kim çalmaya kalksa piyanodan ses çıkmaz. Bu durum öğretmeni Ajino'nun dikkatini çeker. Kai'nin müziğe olan yatkınlığını fark eden öğretmen onu eğitmek ister. Bu da daha önce Ajino'dan ders almak için girişimde bulunan Kai'nin sınıf arkadaşı Amamiya için hiç iyi olmaz. Amamiya'nın hayali büyük bir piyanist olmaktır. Kai'nin çalışına olan ilgi ve hayranlığı zamanla kıskançlığa dönüşür. Kai ise onu hep arkadaşı olarak görüp takdir edecektir.

Aradan yıllar geçip de ikili aynı yarışmaya katılınca dünya tatlısı Kai'nin hiç değişmediğini, geçmişte haksızlığa uğrasa da kendi tarzında çalmayı sürdürdüğünü görüyoruz. Çünkü o kimseyle rekabet etmiyor, müziğini dünyaya duyurmaya çalışıyor. Çok saf, temiz kalbi var. O üzüldüğünde gidip sarılasım geliyor. Kendi ışığı çok parlak olduğu için bazı jüri üyeleri onu tehlikeli olarak görüyor. Bir yerde de adaletsizlik olmasın ya diye diye izledim animeyi.

Müzikler çok güzeldi, hissettirilen etkiyi sevdim. Özellikle Kai'nin performansı eşliğinde ormanın içinde gibi hissetmek güzeldi. Mozart, Chopin gibi sanatçıların eserlerini karakterlerin kendi tarzında dinledik. Animenin dingin yapısını, yarışmanın verdiği atmosferi sevdim. Amamiya'ya kızsam da acıdığım anlar da oldu. Hayatın içinden bir karakterdi aslında, insanların genelini yansıttığını düşünüyorum. Diğer karakterler de dikkat çekici ve renkliydi. Övmem gereken bir kişi de Ajino'ydu. Kai'yi elinden tutup, elmas gibi işleyen ve dünyaya sunan oydu. Öğrencisine hep inandı, en çok da kalbini gördü. Onu asla istemediği bir rekabete zorlamadı. 

Kai karakteri benim için bozuk düzen içinde açmış nadide bir çiçek gibiydi. Onu izlemeyi çok sevdim. Doğallığı, nezaketi, içtenliği, özgür ruhu ile bambaşka biriydi. Animeyi henüz bitirmeden paylaşımımı yaptım, sonunu merak ediyorum. 😊 



21 Aralık 2025 Pazar

Yeni kitaplarım




Bu aralar sık kitap alışverişi yapar oldum. İnsanı mutlu ediyor, ne yapayım. Daha geçen ay bir külliyat almıştım, bitirmem iki yılı bulur diye düşünüyorum. Yine de farklı türde kitaplar okumak iyi oluyor. Delirmeler Sarayı Güray Süngü'nün yeni çıkan kitabı. İsmi bile çok ilgi çekici bence. Biomortem de Serkan Karaismailoğlu'nun yeni kitabı. Yazarı hep merak ediyordum, önceki kitapları yerine neden bundan başlamak istedim ben de bilmiyorum. Sanırım konusu çok ilgimi çekti. :) Dazai'den de hiç kitap okumamıştım, en azından Pandora'nın Kutusu'nu okuyum dedim. Umarım tarzını severim. Carl Jung hakkında çok videoya denk geliyorum, merak uyandırıcı geliyordu. Bilinç ve Bilinçdışı konusunu daha iyi kavramak için bu kitabı da aldım. Karakterleri psikolojik açıdan yazarken de bana faydası olabileceğini düşündüm. O yüzden ilk bu kitabı okumaya başladım. :)


Uzun süredir almak istediğim Risalei Nur Külliyatını da sonunda aldım. Kitaplığımın en güzel köşesinde yerini aldı. Set 14 kitaptan oluşuyor. Okuma sırası hakkında çok yorumlar var ama genelde Sözler ile başlanıyormuş, ben de ondan başladım. Kitabı okumak o kadar kolay değil ama çabalamak lazım. Çok fazla bilmediğimiz eski kelime barındırıyor. Yine de okurken verilen mesaj az çok anlaşılıyor. Bu yüzden tek tek kelimelerin anlamını bulmak yerine sezgi yoluyla anlamaya çalışıyorum. Zaten ilk olarak hızlı okunması da tavsiye ediliyor. Yoksa ilerlemek çok zor olur. Sözler ders verici, çeşitli kısa hikayeler ve Allah'ı tanımak, kulluk üzerine derin açıklamalar içeriyor. Okudukça kulluğumuz konusundaki eksiklikleri daha iyi anlıyoruz. Yazar gerçeği daha iyi görmemiz için bize farklı bir pencere açıyor da diyebilirim. Kitabı bitirince alıntılara da yer vereyim, şimdi kısa keseyim. Dediğim gibi bunları bitirmem kısa zamanda mümkün değil. Her gün birkaç sayfa da olsa okuyup feyz almak istiyorum. 

13 Aralık 2025 Cumartesi

Jujutsu Kaisen: Execution (Anime)

 


 Bugün sinemada uzun süredir beklediğim Jujutsu Kaisen'in yeni filmini izledim. Arkadaşlarımla gittiğim için çok keyif aldım. 😊 Film, ikinci sezonun özeti ve gelecek üçüncü sezonun ön gösterimi olarak harmanlanmış. Zaten bunu bilerek gittim ama netteki yorumlara bakınca ilginç şekilde eleştirilmiş bu durum. İnsanlar da tuhaf doğrusu, bir yanıltma yok bir şey yok ortada.

 1.5 saate ne sığdırabilecekler diye merak ediyordum ki ikinci sezon da zaten kesitler halinde sunulmuş. Bunun kötü yanı her şeyin çok hızlı ilerlemesiydi, animeyi bilmeyen arkadaşlarım kafa karışıklığı yaşadı biraz. İkinci sezonu ezbere bilen biri olarak ilk yarım saatteki hızlı geçişler benim bile adapte olmamı zorlaştırdı. İyi yanı ise neredeyse her önemli olaya, dövüşe yer verilmiş olmasıydı. Görsel olarak yine iyi iş çıkarmışlar, bayılarak izledim. Bir diğer şikayetim animedeki favorim olan Gojo'yu çok az görmemiz, sahnelerini toplasak iki dakika etmez galiba.

 Filmin ikinci yarısında üçüncü sezonun başlangıcını gördük. Bu kısımlar daha yavaş aktığı için ve görselliği yine çok iyi olduğu için beğendim. Mangasını okumuş olsam da unuttuğum kısımlar vardı ve anime stüdyosu çıtayı yükseltmiş. Ana karakterin talihsizlikleri ve ruhsal dönüşümü iyi yansıtılmış. Öyle ki sesi, duruşu bile farklıydı. Bu kısımda İtlaf Oyunlarına giriş olacak sanmıştım ama tam ölüm oyunu başlayacakken sonlandı. Neyse ki yakında animenin 3. sezonu başlayacağı için devamını izleyebileceğim.

 Ana karakter İtadori odaklıydı film. Başına gelmeyen kalmadığı için bu normaldi. Bu kadar çöküşten sonra ancak İtadori gibi duyguları sağlam biri toparlanabilirdi. (Biliyoruz ki onun sınıf arkadaşı benzeri imtihanları yaşarken ruhsal olarak fena çökmüş, kalkamamıştı.) O yüzden İtadori'nin yıkılmayışlarına, bir nevi tekrar tekrar doğuşlarına hayranım. :) Üsttekilerin sinir bozucu kararları da yine çileden çıkaracak boyutta. Gojo mühürlü ya tabi meydan hem lanetlere hem bu çıkarcılara kaldı. Fırsat bulmuşken birkaç kişinin infaz kararını çıkardılar hemen. Neyse ki ileri görüşlü Gojo'muz bazı tedbirler almıştı. Düşündüm de Gojo engellemese lanetlerle savaşmak yerine kendi kendilerini yiyip bitirecek bunlar. Gojo öfkelenirse hepsini ezerdi, bu gerçeği bildikleri için hep korkak davrandılar. Oturdukları yerden, sahaya inip de lanetlerle ölümüne savaşanların kuyusunu kazmak nasıl bir seviye? İnsan ırkına şaşırmamak gerek gerçi. Konuyu daha fazla uzatmayım. Üçüncü sezonu izledikten sonra nasıl olsa yine damlarım buraya. 😅 İlgimi çeken bir diğer nokta animesinde çalan bazı müziklere filmde yer verilmemesiydi. Yokluğunu hissettim açıkçası. Telif meselesiyle ilgili mi neden böyle oldu acaba? Fragmanı da bırakıp gidiyorum, iyi geceler. 




28 Kasım 2025 Cuma

Gece Açan Çiçekler (Kitap)

 



Tarık Tufan'ın Gece Açan Çiçekler kitabı ismi ve kapağı ile ilgimi çekmişti. Yazarın kendine has dramatik tarzı okurken yine kendini belli ediyor. Şanzelize Düğün Salonu ve Heyal Meyal benim için daha çarpıcı, dikkat çekici kitaplardı. Bu da ilgi çekici ama bir yerden sonra belki yazara alışınca daha sıradan geldi. Tabii finali etkileyiciydi orası ayrı. :)

Hikaye Uğursuz Konak olarak adlandırılan Canfeda Konağı'nda geçiyor. Konaktan artık kurtulmak isteyen Halide ve konağın satışı için eve gelen kardeşlerinin hikayelerini okuyoruz. Kitap bir yandan da bizi geçmişe, Derviş Ali'nin acı dolu hayatına götürüyor. Konak tüm isimlerin ortak noktası.

Uzun zaman sonra konakta bir araya gelen kardeşler birbirleriyle yüzleşiyor. Geçmiş hepsinde yara bırakmış ama onlar kenetlenmek yerine başkalarını suçlamaktan öteye gidemiyorlar. Yüzleşmek bir şeyleri değiştirecek mi? Acılar her ne kadar Derviş Ali'ye kadar uzanıyor gibi görünse de kardeşlerin annesi esas sorunu yaratan kişi bence. Masumlar Apartmanı'ndaki anneyi hatırlattı bana. Hayal kırıklığı yaşayan kadın tüm hıncını çocuklarından çıkarmış, hepsine düşman olmuş adeta. Bu da zamanla kardeşleri farklı yerlere, yanlışlara savurmuş.

Derviş Ali ve Halide çektikleri ile en ilgimi çeken karakterlerdi. Kendini suçlayan, aşka düşen ve sonunu bekleyen Ali; herkes için çırpınmışsa da hiç görülmemiş, anlaşılmamış olan Halide... Kesişen hayatları okumak güzeldi. Sonunu oldukça etkileyici buldum, çok güzel bağlanmış. Bazı yerleri klişe gelse de genel olarak sevdim.


Yüreği hassas, kalbi incelikli insanlar, her an bir azabın içindeydiler.

Çünkü insan ölünce bedeni çürür, geriye yalnız hikayesi kalır ve bütün hikayeler gece anlatılır.

Hatıralarının içinde hüzünle dolaşmanın ne demek olduğunu bilenler beni nasılsa anlayacaktır.

Kalbimizdeki yanık izleri hiç geçmedi.

15 Kasım 2025 Cumartesi

Sonlu Olasılık (Kısa Hikaye)

 

Sıcak yaz günleri Ender için hep zorlu geçerdi. Aksi gibi vantilatör de bozulmuş nemli ve bakımsız dükkânda çalışmak çile halini almıştı. Oysa Ender'in hayali bambaşkaydı, hukuk okumak isterken kitapların arasında pinekleyen birine dönüşmüştü.

Nemlenmiş saçlarını eliyle geriye tarayınca geniş alnı açığa çıktı. İri gözleri, çıkık elmacık kemikleri, sert olmayan yüz hatları ile gülümser gibi bir ifadesi vardı. Dış görünümünün aksine ruh hali çalkantılıydı. İçindeki sıkıntı giderek büyüyordu. Havalardan olsa gerek, diye düşündü.

Sabahtan beri tek müşteri gelmemişti. İç geçirdi, söylediği soğuk soda nerede kalmıştı?  Masada duran ince kitabı alıp yüzüne doğru sallamaya başladığı sırada kapıda bir müşteri belirdi. Resmi giyimli adam kararlı adımlarla yürüyerek Ender'in karşısında durdu. Çok önemli bir şeyi dile getirecekmiş gibi görünüyordu. Ender ifadesizce süzdüğü müşterinin bakışlarında beliren kınamayı fark edince şaşırdı. “Ne var?” dedi kendini tutamayarak.

“O, yelpaze niyetine kullandığınız Karabibik değil mi? Bir sahaftan böylesine pervasızlık beklemezdim.”

Ender içinden geçenleri bastırıp yapmacık bir gülümseme ile kitabı elinden bıraktı. “Kitapların kabuğundansa içine değer veririm. Buyurun, ne istemiştiniz?”

“Bunu,” dedi müşteri Karabibik’i göstererek. “Elinizde heba olmasına gönlüm razı olmadı. İçi koruyan kabuktur ne de olsa.” Sesi meydan okur gibiydi. “Ya sabır,” diye içinden geçirdi Ender. Neyse ki burada çalıştığı süre içinde insanların garip tavırlarına alışmıştı. Sandalyesinden kalkarak kitabı poşete koydu. “Başka bir isteğiniz var mıydı?”

“Hayır, bu kâfi. Belki başka sefere.” Müşteri ödemeyi yapıp kapıdan çıkana kadar çatık kaşlarla onu izledi. Sonra çekmeceden bir defter çıkarıp sattığı kitabı not etti. O sırada bakkalın çırağı kapağını açtığı sodayı bırakıp gitti. Ender’in sakarlığı tuttu, uzandığı soda parmağına dokunduğu gibi defterin üzerine döküldü. “Hay aksi!” diye söylendi. Eski bir bezle masayı silmeye koyuldu.

Dakikalar sonra içeriye orta yaşlarda bir kadın girdi. Derli toplu giyimi, topuz yapılmış saçları Ender’de onun öğretmen olabileceği izlenimini uyandırdı. “Hoş geldiniz, nasıl yardımcı olabilirim?”

Kadın bir kitap ismi söyledi. “Çok gezdim ama baskısı bitmiş, hiçbir yerde bulamıyorum.” Ender kitabın ismini hiç duymamıştı ama dükkânın önceki sahibinin çok eski kitapları bodrum kata indirdiğini biliyordu. “Elimizde bu kitap var mı emin değilim hanımefendi. Vaktiniz varsa ben aşağıya bakayım, siz de oturup dinlenin.”

“Peki, beklerken kitaplara bakayım o halde.”

“Elbette, rahatınıza bakın.”

Ender alt katın düğmesini açıp dar, demir basamaklardan aşağı indi. Her adımında rutubet kokusu yüzüne vuruyordu. Tozlardan nefes almak hayli zordu. Benzer türdeki onlarca kitaba göz gezdirdikten sonra aradığını buldu. “Hah,” dedi büyük bir iş başarmış gibi. Gömleğinin koluyla kitabın kapağındaki tozu sildi. O sırada kitapların arasına karışmış olan deri kapaklı bir defter gözüne ilişti. Aceleyle göz atınca sayfalarının boş olduğunu gördü, sevindi. “Eski ama iş görür, güzel.” Defteri koltuk altına sıkıştırıp bir an önce temiz havaya ulaşmak için basamakları hızla çıktı.

“Bugün şanslı gününüzdesiniz. Kitabı buldum.” Kadın çok teşekkür ederek kitabı aldı, incelemeye başladı. Mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Ender onun neye bu kadar sevindiğini bir türlü anlamıyordu, omuz silkti. Kadın bir de klasiklere göz atacağını söyleyince yerine geçip oturdu. Göz ucuyla bir süre kadını izledikten sonra aşağıdan getirdiği deftere dokundu. Kapak çok yumuşaktı, farklı bir dokusu vardı. Yaprakları tek tek çevirmeye başladığında içinde bir kıpırtı hissetti. Sanki uzun zamandır sahip olmaya çalıştığı şey sonunda eline geçmişti. Kendindeki bu garip değişimi sorgulayan Ender ilk sayfaya döndü. Alışkanlık olduğu üzere üst köşeye o günün tarihini attı. Bazen müşterilerle sorun yaşadığı için sattığı kitapları not ederdi. Henüz bilgisayara ihtiyaç duymuyordu, çok da lazım değildi. Ona vereceği parayla... Aklına düşen bir hatıra içini sıktı. Dudağının bir kenarını huzursuzca kemirmeye başladı. Birkaç saniye sonra ise yüzünde bir gülümseme belirdi. Onu biri görse ruh halindeki bu anlık değişim karşısında hayrete düşebilirdi. Ender’in gözü duvardaki saate kaydı bu kez. Dalgın halde deftere saati de yazdı. 10.40

O anda garip bir şey oldu. Kadın ikinci rafın önündeyken birden ilk rafın önünde belirdi. Ender şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Müşteri ne olduğunun farkında bile değil gibiydi. Elini uzatıp Suç ve Ceza’nın sırtına dokundu. “Ama bu hareketi demin yapmıştı,” diye içinden geçirdi Ender. Ve sonraki hareketini de tahmin edebildiğinde durumun ne olduğunu kavradı. Zamanda iki dakika geriye gitmişti. Çünkü duvar saati normalden iki dakika gerideydi.

Birkaç dakika sonra müşteriyi uğurladıktan sonra heyecanla defterin başına oturdu. Bu, gerçek olabilir miydi? Deftere yazdığı müddetçe istediği her ana gidebilir miydi? Bir süre duruma kafa yorduktan sonra o ana gitmeye karar verdi. Evet, beş yıl önceki o kış gecesine gidip evinde çıkan yangını önleyecekti. Böylece küçük kardeşini kurtarabilecekti. O an cesaretsizliği yüzünden alevlerin içine girememiş olan biteni uzaktan izlemişti. İçinde hissettiği eziklik o kadar büyüktü ki o yangın hiç yaşanmamış gibi hayatına devam etmişti. En büyük pişmanlığı aslında bu yok sayıştı, gerçek bir yas tutamayıştı. Şimdi kardeşini kurtarmak mı yoksa bu takıntıdan özgür kalış mı onu daha rahatlatacaktı emin değildi. Kalbi hızla çarpmaya başladı.

“Denemeye değer,” diye düşündü. Tamamen değişmiş bakışlarla bambaşka biri gibi görünüyordu, kurşun kalemi eline aldı. Eli titriyordu, kalbi karmaşa içindeydi, boğazı düğümlenirken ne hissettiğinden emin değildi. Tarihi ve saati yavaşça yazdı.

Az önce sahaftan ayrılan kadın bir şey unuttuğunu fark ederek geri döndü. İçeriye baktığında kimseyi göremedi, seslendi ama yanıt alamadı. Durumu garipseyip daha sonra gelmek üzere oradan ayrıldı.

Aniden bir rüzgar çıktı, masada terk edilmişçesine duran deri kapaklı defterin sayfaları çevrildi ve kalın harflerle yazılmış uyarı açığa çıktı.

Bu sırlı bir defterdir, onunla her şeyi yapabilirsin. Dikkat et, o seni en gizli arzularına yönlendirir. Defteri kullandığında bilinçdışına bağlı sayısız olasılıktan birine ulaşırsın. Bir ihtimal karşılaşacağın olasılık eğer sonunsa gerçekte hiçliğe karışırsın. 


Okuduklarım

 


Hayalet Melodi

Blog arkadaşımız Eren Özeren'i yeni kitabı için kutlarım. :)

Kitabın girişi ve kapağı ilgi çekici. Yaratıcı yazarlık dersi veren Filiz Kent Üniversitesinden teklif alınca şehir dışında yeni bir hayat yaşamaya başlar. Taşındığı evde gizemli bir günlük bulur. Zaman içinde günlükte isimleri gizli tutulmuş kişilerin kim olduğunu keşfetmeye başlar. Bu durum onu araştırma yapma ve çeşitli durumları sorgulamaya iter. Günlüğün sonlarına yaklaştıkça beklenmedik gelişmeler yaşandığını öğrenir. Filiz durumu açığa çıkarmak için planlar yapmak zorunda kalır.

Kitap akıcı ve anlaşılır bir dille yazılmış. Karakterler ve konu ilerledikçe daha derinleşiyor. Geçmişte yaşanan bazı skandallar ve bazı karakterlerin uç tavırları onlarla bağ kurmamı biraz zorlaştırdı açıkçası. Kitabın sevdiğim yönü gizemli ilerleyişi oldu, sayfaları merakla çevirdiğim oldu. Filiz'in mesleki tecrübelerine daha fazla yer verilmesini isterdim. Finali beğendiğimi söyleyebilirim, bir hayali gerçekleştirmek güzel gerçekten. Yolun açık olsun Eren, emeğine sağlık. 😊


Sahaf Mendel

Kitabı blog arkadaşlarımızdan Eylül Su arkadaşımız hediye etmişti. 😊 Yazardan okuduğum ikinci kitap oldu.

Kitap üç öyküden oluşuyor ve her birini etkileyici bulduğumu söyleyebilirim. Kitaba ismini veren ilk öykü Sahaf Mendel bir sahafın takıntı derecesinde kitaplara odaklanıp, başka hiçbir şeyi gözü görmemesini konu alıyor. Mendel'in hafızası çok kuvvetli ve kitaplar dışında yaşam amacı yok gibi. Kendini dış dünyadan bu kadar soyutlamış olması bir gün başını fena halde derde sokuyor. Görülmeyen Koleksiyon ise eski bir koleksiyonerin artan enflasyon nedeniyle gözü gibi baktığı, koruduğu şeylerin eriyip gitmesini anlatıyor. Sonuncu hikaye Unutulmayacak Bir İnsan'da paraya hiç önem vermeyen ve gördüğü herkese yardım ederek bir şekilde geçimini sağlayan bir adam anlatılıyor. Hikayelerin hepsi çarpıcı ve akılda kalıcıydı. Okuduğuma memnun oldum. 

27 Ekim 2025 Pazartesi

Kitap Alışverişim ve Hediyem



Bir süredir kitap alışverişi yapmıyordum. Aklımda olan birkaç kitap vardı. Blog arkadaşımız Eren'in kitabını aldım. Psikolojik gerilim sevdiğim için bu kez Sebastian Fitzek'den Göz Koleksiyoncusu'nu aldım. Konusu çok ilgimi çekti ve yazardan aldığım ilk kitap. Kitabın bir diğer ilginç yanı sayfalarının ve bölümlerin sondan başlaması. Giriş bölümü en sonda mesela. Başta basım hatası var sandım. 😅 Hakan Mengüç'ün videoları çok nahif geldiği için bir de kitabını okumak istedim. Tarık Tufan'ı çok okudum ve bu kitabı da eksik kalmasın istedim. Son kitabı da işle ilgili bana yararı olur diye aldım. Bu aralar pek kitap okuyamasam da yeni aldıklarım beni heyecanlandırdı. Akıcı kitapları zaten severek okurum. :))

Bugün canım Sevdacım (Tefrika) bana güzel sürpriz de yaptı. Çok hoş bir çiçek yollamış iş yerime, madama da çok yakıştı. 🥰





12 Ekim 2025 Pazar

Güzel Kokulu Çiçekler Zarafetle Açar (Anime)

 


Animeyi bir yerden haftalık izliyordum ama meğer başka sitede tamamı yayınlanmış. Kaoru Hana wa Rin to Saku ismiyle arayınca buldum ve hemen bitirdim. 13 bölümlük bir anime.

İzlediğim en tatlı animelerden. Rintaro erkek lisesine gidiyor ve ailesi pastane işlettiği için arada onlara yardım ediyor. Normalden uzun boyu ve sert görünümü ile küçüklükten beri korkulan biri. Birkaç arkadaşı hariç konuştuğu kimse yok. Çünkü diğerleri korktuğu için ona yaklaşmıyor. Sürekli yanlış anlaşılmalara maruz kalıyor.


(Böyle bakarsan kim olsa korkar tabii. 😅)

Bir gün pastanede çalışırken bir müşteri onu görünce kaçar. Rintaro kızı korkuttuğunu düşünüp üzülür ama durum düşündüğünden farklıdır. Kız tekrar pastaneye gelip Rintaro ile görüşmek ister. İkili zamanla iyi anlaşır, sohbet eder hale gelir. Ancak bir sorun vardır, Kaoruko elit kız okuluna gidiyordur, Rintaro ise tembellerle dolu erkek okuluna ve iki okul birbirine düşmandır.

Öncelikle animenin tatlı atmosferini çok sevdim. Rintaro'nun düşünceleri ve değişim süreci en sevdiğim kısım oldu. Dış görünüşüne rağmen çok nazik, düşünceli biri ve fazla utangaçtı. Tabi öfkeye kapıldığı anlarda yine sert olabiliyordu. Ondaki değişimi önce sınıfındaki arkadaşları fark etti. Tabi saf Rintarocum duygularını kimseye belli etmediğini sanıyordu. Eskiden düşündüklerini paylaşmayan, içe dönük biriydi ama artık değer verdiği insanlara kendini anlatmaktan çekinmeyen birine dönüşür. 




Anime dostluk ve bağ konusunu güzel anlatıyor. Desteklendiğini ve anlaşıldığını hisseden kişi olumlu anlamda değişiyor ve bunu çevresine de yansıtıyor. İkiliyi ve arkadaş çevrelerini çok sevdim. İnsan öyle bir ortamda bulunabilmeyi istiyor. :))

Rintaro'nun Kaoruko ile olan bağı çok özel ve güzeldi. Bir insan nasıl bu kadar düşünceli olabilir, her açıdan durumu analiz etmeye çalışır, bir yandan da dostlarına karşı hissettiği sorumluluk altında ezilebilir? Kaoruko çok şirin, hislerini hemen belli eden biriydi zaten ama Rintaro'yu özellikle sevdim. Çünkü genelde onun bakış açısından izledik hikayeyi. Kendince zor olan şeyler başardı. Dışlanmaya alışkın biriyken değer görmenin şaşkınlığını yaşadı, aynı zamanda birilerine güven duymanın kıymetini de anlamış oldu. Animeyi izlerken bölümler hiç bitmesin istedim. 🌸🌸



(Babası niye bu kadar yakışıklı ya. Son zamanlarda animelerde babalar oğullardan daha dikkat çekici oluyor. 😅)




Love Through a Prism (Anime)

Londra'da bir sanat akademisine giden Japon Lili'nin yeni ortama ve arkadaşlarına alışma sürecini izliyoruz.  Resim yapmayı çok seve...