22 Mart 2026 Pazar

Romanov Komplosu (Kitap)

 



Kitap son Rus Çarı ve ailesinin infazını konu alıyor. Gerçeklerden yola çıkarak yazılan roman dikkat çekici. Araştırmacı Laura geçmişin sırlarını öğrenmek adına uzun bir yolculuğa çıkar. O günkü toplu infazdan sağ kurtulan oldu mu? Bu sorunun cevabını bulmak hiç kolay olmayacaktır.

Kitabı okuyana kadar bu aileyi bilmiyordum açıkçası. Tarihte yazılanlar bize çok uzak bir geçmiş gibi gelse de okurken o dönemin sorunlarını hissedebiliyorsunuz. Kanlı dönemin acımasız yüzünü yazar iyi yansıtmış. Anlatımını güçlü buldum, bu da karakterlerin gerçekçiliğini artırmış. Okurken ne kadarı kurgu ne kadarı gerçek acaba diye düşünüyor insan. Birbirinden çok farklı insanın kesişen hayatları ve Çar ailesini kurtarma girişimlerini merakla okudum. Bazı durumlar adeta pamuk ipliğine bağlıydı ve kitabın sonlarına doğru o gerilim hissediliyor. Finalin nasıl olacağını merak ediyordum ve o infaz sahnesi beklediğimden daha üzücüydü. İnsanlar neden hep bu kadar kötü olmak zorunda? Yeni bir şey yaparken eskinin hatalarına düşmek tamamen akıl dışı. İnsan bir şeye bağlanmadan önce vicdanını ön planda tutmalı. İnsanlıktan çıkmanın bu kadar kolay olduğunu görmek üzücü.

Masum yüzlü insanlar tarafından yapılmış o kadar çok zulüm var ki, diye düşündü.

Sanki odadaki herkes bir şeyler olacağını hissediyor ama ne olacağını kestiremiyordu. Yoksa bu duygu sadece düş ürünü mü?

"Devrim, devrik Çar Nikolay Romanov'un halkına karşı sayısız suç işlediğine ve kurşuna dizileceğine karar verdi."

"Bir düşünün. Bütün o ateşten sonra, her yer kana bulanmışken, korkunç bir kargaşa yaşanmış olmalı. Havadaki barut dumanı yüzünden soluk alınamıyor, kan ve vücut sıvıları odanın zeminini kaplıyor..."


15 Mart 2026 Pazar

Neler yapıyorum

 

Bu aralar yoğun geçiyor günlerim. Sonunda aylardır ertelediğim göz doktoruna gidebildim. Bir süredir gözlüğe rağmen daha bulanık görmeye başlamıştım. Dereceler artmış, astigmat da eklendi. Doktor yakına çok odaklanmışsın günde 4 5 saat kitap mi okuyorsun dedi. Kitap da okuyorum ama daha çok telefondan anime/dizi falan izliyorum diyemedim tabi. 😅 Kitap okurken gözlüğünü çıkarma dedi, farkında olmadan kitabı, teli fazla yakın tutuyorum gözlüğü çıkarınca. Bu vesile ile sinirimi iyice bozan gevşemiş gözlük çerçevesini de değiştirmeye karar verdim. 

Bayram yakın diye temizlik yaptım, kardeşim ziyarete geldi. Henüz yıllık iznim yok, o geldi artık. Birlikte bayram alışverişi de yaptık. Bir şey anlamadan haftasonu da geçip gitmiş oldu. :)

Günlük rutinlerim biraz sekteye uğradı ama olsun, devam edeceğim. Romanov Komplosu'nu okumaya devam ediyorum. Sonlara yaklaşırken acaba aileye ne olacak diye merak ediyorum. Gerçi gerçekte de aileye ne olduğu hakkında şüpheli durumlar varmış. Kardeşim evden istediğim kitapları da getirdi, yavaş yavaş hepsini okurum artık. 

Yine bir Kore dizisine başladım. Geçenlerde yazdığım Weak Hero dizisindeki başrol çocuğun tarihi dizisine başladım. Çocuğun garip bakışları burada da devam ediyor, ya da bana öyle geliyor bilmiyorum. 😅 Love Song for İllusion dizinin adı.

Ve tabii pek sevdiğim Jujutsu Kaisen animesinin 3.sezonu geldi. Zaten sinemada sezonun başını izlemiştik. İlk dikkatini çeken görselliğin bayağı değişmesi oldu. Teknikler o kadar farklı geldi ki alışmak zaman alıyor ama ortaya mükemmel bir iş çıkmış gibi de hayran bırakıyor. Aksiyon sahneleri bundan iyi nasıl yansıtılabilirdi bilemiyorum. Olumsuz düşündüğüm tek yan ilk iki sezondaki samimi ruhu burada hissedemiyorum. Bu kasıtlı yapılmış olabilir, çünkü yaşanan o kaostan sonra herkes değişti. Megumicim hariç, insan gram değişmez mi? 😅 Canım arkadaşım ile muhabbetime de yansımıştır Megumi taraftarlığım. Bana bu kadar benzeyen karakter görmedim. 😎😆 (Not: Gojo'nun yokluğu fazlasıyla hissediliyor. 🥲 ) 








2 Mart 2026 Pazartesi

Kitap Alışverişim

 


Bunları tek seferde almadım. Biraz birikince paylaşayım dedim. Ramazan gelince Kur'an meali okumak istedim. Bendeki evde kalmıştı ve baskısı nedeniyle okuması zordu. Bu aldığım büyük boy ve sayfa düzeni okumayı kolaylaştırıyor. Ayrıca ayetlerin ardından açıklamalara yer verilmesi de anlaşılırlığı artırıyor. Oldukça sevdim. Sayfaları fazla ince sadece. Bundan sonra düzenli okumaya gayret edeceğim. 

Cemil Meriç'ten daha önce bir kitap okumuş ve yazarın düşünce yapısını sevmiştim. Bu kitabıyla devam edeyim dedim. Fırsat oldukça diğer kitaplarını da alıp okumayı düşünüyorum.

Şermin Yaşar bu aralar popüler, kitabı severim umarım. En azından bir kitabını okumuş olurum. Kapağı çok hoş, kitap ayracı haline geliyor. 

Glenn Meade, iş yerinden biri bahsedince yazarın kitaplarına bakmıştım. Özellikle Romanov Komplosu konusuyla ilgimi çekti. Tarihi kurgu türünde bir kitap. Okumaya başladım da ve gerçekten kaliteli bir kitap olduğu belli oluyor. 

Brandon Sanderson, yazarı aslında uzun zamandır merak etsem de çeşitli sebeplerle okumadım bir türlü. Fantastik dünya için önemli bir isim olduğunu düşünüyorum. Bu seriden başladım, hoşuma giderse devam kitaplarını da alırım. Kapakları çok beğendim ve kitapların içindeki resimler de çok iyi.

Artık bir süre kitap almayım diyorum. Bayağı stok yapmışım. Kitap alma bağımlısıyım sanırım, bakalım ne kadar durabileceğim. 😊


28 Şubat 2026 Cumartesi

Dalmışsam Uyandırma / Uyu Ay Ormanı Tanrısı (Kitap)

 



Dalmışsam Uyandırma

Sevgili maviye iz süren arkadaşımızın kitabını okudum. Kısa hikayelerden oluşan kitap hayata dair pek çok iz barındırıyor. Yaşayıp giderken belki de farkına varamadığımız pek çok detaya dikkat çekilmiş. Bu da karakterler değişse bile hikayelerin içimizde yer etmesini sağlıyor. Kısa ve derin anlatımla vurucu noktalara değinilmiş. İlk öykü olan İnci Küpeli'yi özellikle sevdim. İnsanı düşünmeye iten ve farkındalığı artıran kitap için arkadaşımızı tebrik ediyorum. Okurun bol olsun. :)

Hayal kırıklıklarını mumyalarız, gömeriz toprağa, onların yerine yeni hayal fideleri alır dikeriz.

Bak evlat, insan neyi kaybederse dünyayı oradan görüyor. Doğru bir dikkat şekli değil bu. Dünyaya geniş dikkatten bakmak lazım. 

Bozuk düzenin, benim gibi lokma tatlısı bir adamı, getirdiği noktayı tasavvur edince muhayyilemde, bir takım iri kırılmalar yaşadım.


Uyu Ay Ormanı Tanrısı

Masalsı, geçmiş ve bugünün kıyasını farklı bir bakışla yapan fantastik roman. Eskilerin inançları ile tüketim odaklı yaşayan şimdinin çıkarlarının çatışması üzerine çarpıcı bir hikaye. Kitap yavaş ilerliyor ve iki karakterin arasındaki diyalogdan halkın zaman içinde değişimi, felaketlerin kaynağı, gerçekte kimin koruyucu olduğu gibi konuları öğrenmiş oluyoruz. Tayata karakteri hikayenin kilit noktası olsa da halkın onu yeterince anlayamadığını görüyoruz. Bu yüzden kimisi onu yüce bir varlık olarak görürken kimisi de zalim olarak görüyordu. Bakış açısının insanları nasıl değiştirebildiğini gördük. Anı kurtarmaya çalışmanın geleceği nasıl tehlikeye attığını destansı bir dille okuduk. Hikaye bence günümüzdeki çarpıklığı da fazlasıyla anlatıyor. Kendimize yaşanabilecek alan bırakmıyoruz. Kitabın biraz daha uzun ve hareketli olmasını isterdim. Nagataçi karakteri daha çok dinleyici pozisyonunda olsa da kendine has fikir ve düşünceleri olduğu ve sıradan halktan sıyrıldığı için en sevdiğim karakter oldu. Alıntıya geçeyim, nedense tek altını çizdiğim yer bu olmuş, aslında çok daha güzel cümleler vardı. İş yerinde okuyunca unutmuşum demek çizmeyi. 😅

Bizler tıpkı erkek insanların yaptığı gibi görgü kurallarına bağlı kalarak seni isteyelim. Sen, seni çevreleyen kalabalıklardan kurtulmaya karar verene kadar. 

25 Şubat 2026 Çarşamba

Doctor Prisoner (Dizi)

 


Başarılı bir doktor olan Na I-Je yoksul insanlara da elinden geldiğince yardım etmektedir. Düşünceli yapısı ve dürüst oluşu onu acı gerçekle yüzleştirir. Çalıştığı hastaneden ayrılmak zorunda kalınca belli bir hapisaneye başhekim olarak atanmayı kafasına koyar. İnce ince işlediği plan sonucunda adaleti kendi eliyle sağlamaya çalışacaktır.

Klasik intikam hikayelerinden farklı olarak buradaki karakter canı yanmış insanlar için adaleti sağlamaya çalıştı. Kendisine yapılan haksızlığa karşı duruşu da yerindeydi. Zeki ve havalı görünmesinin yanında aslında ne kadar duygusal olduğunu gördük. Beni en etkileyen sahneler de duygusallaştığı bu anlardı. Rolü yaşıyor gibiydi adeta. Hele de birisinin kendisi yüzünden öldüğünü düşündüğü ve sarsıldığı bir sahneyi ilgiyle izledim. Doktor çok cesur ve ne kadar yıkılsa da tekrar ayağa kalkmayı bildi. Karşı tarafın hamlesi bitmedikçe onunki de bitmedi. Kendisini bile riske atacak kadar kararının arkasında duran biri. (Gerçi başkalarını da riske attığı oldu ama hak etmişlerdi.) Doktor Na tıp bilgileriyle de fena yargı dağıttı. 😎

Kurgu için kusursuz diyemem ama karakterleri sevdim ve kötü oyuncular bile çok iyi oynadığı için kendini izletmeyi başardılar. Doktoru oynayan kişi çok severek izlediğim My Dearest dizisinin de ana karakteri aynı zamanda. Tabii bunu sonradan fark ettim, tarihi dizide de çok başarılıydı oyuncu. 😅 Bu tarz, ana karakterin zekası ile ders verdiği yapımları seviyorum. Gerçek hayat için elbette abartılı durumlar ama yine de izlemesi beni mutlu ediyor. Kötülüğün yenildiğini görmek daima güzel. :) 


16 Şubat 2026 Pazartesi

Hisleri Kapatmak


Çocukluktan beri çok şey hisseden, çok şeye dikkat eden biriydim. Başkalarının hiç takılmadan geçip gittiği şeyler benim alıcılarıma takılıp kalır. Belki bu yüzden en ufak şeyi dert edinen, sebeplerin peşine düşen biriydim. Mesela bir eleştiri mi aldım bunu fazlasıyla ciddiye alıp ya kendimi düzeltmeye çalıştım ya da o yönümü insanlara göstermemeye dikkat ettim. Şimdinin çocukları gibi rahat, gamsız olmak ne mümkün.

Karmaşık, yoğun hisler hep benle var oldu. Kendimi anlatmaya çalışmak da bir o kadar anlamsız gelmeye başladı. Sonunda bu hislerin üstüne koca bir örtü örtüp onları görmezden gelmeye karar verdim. Hâlâ var oldukları gerçeğini değiştirmiyor bu ama en azından kendimle başbaşa kaldığımda örtüyü kaldırıp hislerimi düzene sokmaya çalışıyorum. 

Bir şeyler acıta acıta içte birikince kendini anlatmaktan da konuşmaktan da yoruluyor insan. Dışarı bakıp sadece gülümsemekle yetinmek istiyor. Ve yıllarca kendini saklamayı başarmış biri sonunda başkalarına gerçek düşüncelerini nasıl ifade etmesi gerektiğini unutabiliyor. Çünkü kendini kapatmaya o kadar alışkın ki başka türlü davranmak zor geliyor. Aslında yılmış biriyim, bozulan uyku düzenim bile hâlâ yoluna girmiş değil. Nasıl deliksiz uyunuyordu? Sürekli uykum var gibi hissediyorum. İç huzurundan başka bir şey istemiyorum. Yani geleceğe dair kendimle alakalı pek hayalim yok. Bir şeyler için boşuna çabalamama gerek kalmıyor, bu iyi bir şey. Günü dolduruyorum işte kendi çapımda. 

Bu arada bir kişilik testi çözdüm, olumsuz özellikler üzerine. Agresiflik, şüphecilik ve manipülatiflik biraz yüksek çıktı. 😅 Dominantlık, duygusuzluk, büyüklenme ise düşük çıktı. Çok da şaşırmadım, belki manipülatiflik biraz şaşırttı ama içten içe bunu yapabildiğimin de farkındaydım. Bu yönüm aslında çıkar sağlamak, insanları kullanmak vb nedenden değil de kendi savunma mekanizmamın bir yansıması olabilir diye düşünüyorum. Eskiye nazaran daha temkinli, daha kapalı, daha huysuz biriyim. Bir gün pozitifliği yakalayabilecek miyim bilmiyorum, bakalım. :)


 

3 Şubat 2026 Salı

Weak Hero (Dizi)

 



İki sezondan oluşan diziyi kısa sürede bitirdim. Aslında bu kadar sarmasını beklemiyordum, sırf ana karakterin tuhaf oluşu beni bayağı çekti. 

Si-eun çok çalışkan, örnek bir öğrencidir. Ancak sınıftaki zorbalar bir gün onu da gözüne kestirir. Çok sessiz ve kendi halinde görünen Si-eun sınav esnasında yaşadığı talihsizliğin ardından değişir. İçindeki canavar açığa çıkar adeta. Hem kendisi hem de başkaları için zorbalarla mücadele eder. Aslında fiziksel olarak çok güçlü değildir, hatta çoğu kişiden ufak tefektir. Buna rağmen hiç korku emaresi göstermeden herkesin üstüne gitmesi, direnmesiyle dikkatleri çeker. Zaten en başta tuhaf bakışları bile zorbalara geri adım attırır. Si-eun zekası sayesinde her duruma hazırlıklıydı ve dizi boyunca psikolojisini de nasıl iyi yönetebildiğini gördük.

Onun yakın sınıf arkadaşı Su-ho en talihsizlerden biri. Tatlı, enerjik, şakacı, güçlü biri ama maalesef belalar onu buluyor hep. Si-eun ile çok eziyet çekmiştir. En sinirimi bozan karakter ise bu ikisinin yanlarındaki ezikti. Ne yaptığını söylemeyeceğim, spoiler olmasın. Kötüler ne yapsa bekleniyor da böyle birinin yaptığı daha koyuyor insana. 

Bu ilk sezonda Si-eun'un dönüşümünü izlemiş olduk. Çalışkan çocuğu zorla ne hallere düşürdüler. Çocuk mesafeli ve soğuk dursa da hassas bir kalbi var. Tabi çılgınlığa varan hareketleri de oldu ama karşı taraf da hak etmişti. Güzelim çocuk en iyi yerlere gelebilecekken sürekli şiddetin içine çekilen birine dönüştü. Dediğim gibi bakışları çok farklı, nedense dizi boyunca en çok buna takıldım. Oyuncu seçimi nokta atışı olmuş. Beni en etkileyen sahnesi ise ilk sezonun sonlarında sınıftan çıktığı sırada herkesin onu durdurmaya çalıştığı anda verdiği tepkiydi. Tek istediği rahat bırakılmaktı.

İkinci sezonda karakterimizi başka bir çevrede, yeni belalara bulaşmışken görüyoruz. Çocuğa yazık nereye gitse kurtulamıyor. Dahası ilk sezondaki vukuatları yüzünden adı da çıkmış. Bu bölümde de dostluk konusu iyi işlenmişti ama ilk sezon sanki daha samimi geldi bana. Genel olarak severek izledim.

Akran zorbalığı günümüzde büyüyerek devam ediyor. Okul yönetiminin ihmali ve sınıfta sesini çıkarmayan öğrenciler de buna sebep oluyor. Mesela öğrenci fena dövülmüş ama döven kişi şakalaştık diye geçiştirince okulda konu kapandı. Bunlar gerçek hayatta da yaşanıyor elbette. Dizinin verdiği mesaj bence doğrudan ana karakterin hiçbir şeye göz yummamasıydı. Gücünün yetmeyeceğini bilse de korkmadı, bazen fazlasıyla tepkisini gösterdi. Açıkçası aşırı tavırlarına kızamadım da insan zorla çileden çıkarılınca ve adalet yetersiz kalınca kendisi çözüm bulmaya çalışıyor. Birlikten kuvvet doğar, bunu görmüş olduk en azından. Bu oyuncunun başka dizileri varsa da izlemek istiyorum. 



31 Ocak 2026 Cumartesi

Love Through a Prism (Anime)



Londra'da bir sanat akademisine giden Japon Lili'nin yeni ortama ve arkadaşlarına alışma sürecini izliyoruz.  Resim yapmayı çok seven Lili'nin amacı birinci olabilmek. Çünkü annesi onu bu şartla Londra'ya göndermiştir. Lili tesadüfen karşılaştığı Kit'i başta çok garip bulsa da onunla aynı sınıfta olduğunu öğrenince çok şaşırır. Dahası silik biri gibi görünen Kit resimde bir dehadır ve görünenden çok daha farklı biridir. Kit hem bir rakip hem insan olarak zamanla kızın ilgisini çeker.

Animede farklı kültürden insanları bir arada görmek güzeldi. Özellikle tablo gibi olan arka planlara bayıldım. Neredeyse her sahneye özenilmiş. İnsanın ekranı durdurup manzarayı izleyesi geliyor. 😊 Animeyi severek izledim. Kit olmasa sıkılabilirdim. Animeyi taşıyan o olmuş bence. Lili klasik saf ama azimli karakterimiz olarak karşımıza çıkmışken Kit başka bir boyuttaydı. Tavırları, duruşu, bakışı ile kendini etrafından soyutluyor gibiydi. Onun karakterlerce de geç tanınması, anlaşılması üzücü geldi biraz. Hislerini dışarı vurmasa da onun neyi neden yaptığı açıkça anlaşılıyordu bence. Gemideki hüzünlü bakışları bile her şeyi anlatıyordu. Ağzının fazla sıkı olması bence kendini kelimelerle ifade edemeyecek olmasındandı. Sanki karşısındaki kendini anlayabilsin diye bekliyordu, yani en azından Lili anlasın diye. :) İkisinin de sevdiği işte en iyisini ortaya koyma çabası ve daha yükseklere ulaşması anlamlıydı. Kit ve manzaralar için izleyin derim. Kızın bazı hareketlerine gıcık olduğumdan onu katmıyorum. 😅 Tatlı bir animeydi, tavsiye ederim. 






17 Ocak 2026 Cumartesi

Biomortem (Kitap)



Yazardan okuduğum ilk kitap, akıcı ve merak uyandırıcıydı.

Kitap, Falin adlı yaşı ilerlemiş bir adamın Biomortem denen bir merkezde yaşadıklarıyla başlıyor. Falin, bu merkezin belli şartlarını kabul ederek gelmiş. Biomortem,  bedenini dondurup gelecekte tekrar uyanmak isteyenlere imkân sağlayan bilimsel bir merkez. Falin'in bunu için  kendince önemli sebepleri olsa da kuşku da duyar. Acaba kandırılıyor mu, ya bir daha uyanamazsa? Bu sorular aklını hep kurcalasa da yanıtlanan soruları kendisini daha iyi hissetmesini sağlar.

Heyecanı kaçmasın diye sonrasını anlatmıyorum. Hayat ve ölüm arasındaki bağı bilimsel açıdan detaylıca anlatıyor kitap. Konuya ilgisi olanlar sevecektir. Ölümün aslında başka bir başlangıç olduğu mesajı güzel verilmiş. İnsanlar hep bilinmeyenden, öncesini bilmediği yaşamın sonrasından da korkar. Sadece hatırlananlar mı gerçektir? Sonunun nereye bağlanacağını merak ederek okudum. Biyoloji konusuna çok yer verildiği için romandan ziyade biraz belgesel tadı verdi bana. Yani karakterlerle pek de bağ kurduğumu söyleyemem. Yine de hikayeyi ilgi çekici buldum, insanı düşünmeye itiyor. 


Hayatımda ilk kez karımdan gizli bir şey yapmıştım ve evren tüm listelerde beni bir numara yaparak karıma ispiyonlamıştı.

En büyük hatamız ne biliyor musunuz? Ölümü tanımlama şeklimiz.

Düşünsene öldükten iki gün sonra bile vücundaki binden fazla gen hiçbir şey olmamış gibi aktiftir.

Yeryüzünün ilk ve en fedakâr canlısı olan mitokondrinin hikâyesi bu.


6 Ocak 2026 Salı

Orange / Honey Lemon Soda (Anime)

 

Bu aralar sakin, tatlı animeler izliyorum. Uyumadan önce bir doz almak iyi geldi. :))





Orange

Bir süredir izlemeyi düşündüğüm animeydi. Nedense ben romantik komedi sanıyordum, drammış. İsmini o kadar duymama rağmen konusuna bile bakmamışım. :) Lise öğrencisi Naho bir gün gelecekteki kendinden bir mektup alır. Mektupta önemli uyarılar vardır ve ileride pişmanlık yaşamaması için uyarılmaktadır. Her şey sınıfa yeni gelen öğrenci Kakeru ile ilgilidir. Naho gelecekte olacakları önlemek için elinden geleni yapar. Daha fazla açıklama yapıp etkisini azaltmak istemiyorum. Kakeru hislerini belli etmeyen biriydi. Onu anlamak zor olsa da arkadaşları onun için çok uğraştı. Animede en sevdiğim kişi ise Suwa oldu. Bence esas övgüyü hak eden kişiydi. Arkadaşlarını her şeyden önce tuttu. Gerçek hayatta kim bu kadar olgun ve anlayışlı olabilir bilmiyorum. Ana karakterlerden fazla onu sevdim o yüzden.




Honey Lemon Soda

İçine kapanık ve utangaç İshimori ortaokulda yaşadığı zorbalığın ardından lisede değişmek için çabalar. Aynı sınıfta olduğu gösterişli, dikkat çekici Kai de onun bir bakıma destekçisi olur. Aslında İshimori bir şekilde Kai'ye bağlanmış Kai de hocasıymış gibi ona yol göstermiştir. Tabi bu garip durum okulda çok söylenti çıkmasına ve kıskançlığa da sebep olmaktadır. İshimori aslında ailesinin fazla korumacı davranması yüzünden bu haldedir ve Kai sayesinde zamanla kendini düzgünce ifade edebilir hale gelir. Tatlı bir animeydi. 

26 Aralık 2025 Cuma

Forest of Piano (Anime)

 


Geçenlerde denk gelip de öylesine izlediğim animeyi bu kadar seveceğimi tahmin etmemiştim. Neyse ki iki sezonu varmış, bol bol izleyebildim. :)

Kai İchinose henüz çocukken ormanda bulduğu piyanoyu sahiplenir ve içinden geldiği gibi onu çalar. Ancak ondan başka kim çalmaya kalksa piyanodan ses çıkmaz. Bu durum öğretmeni Ajino'nun dikkatini çeker. Kai'nin müziğe olan yatkınlığını fark eden öğretmen onu eğitmek ister. Bu da daha önce Ajino'dan ders almak için girişimde bulunan Kai'nin sınıf arkadaşı Amamiya için hiç iyi olmaz. Amamiya'nın hayali büyük bir piyanist olmaktır. Kai'nin çalışına olan ilgi ve hayranlığı zamanla kıskançlığa dönüşür. Kai ise onu hep arkadaşı olarak görüp takdir edecektir.

Aradan yıllar geçip de ikili aynı yarışmaya katılınca dünya tatlısı Kai'nin hiç değişmediğini, geçmişte haksızlığa uğrasa da kendi tarzında çalmayı sürdürdüğünü görüyoruz. Çünkü o kimseyle rekabet etmiyor, müziğini dünyaya duyurmaya çalışıyor. Çok saf, temiz kalbi var. O üzüldüğünde gidip sarılasım geliyor. Kendi ışığı çok parlak olduğu için bazı jüri üyeleri onu tehlikeli olarak görüyor. Bir yerde de adaletsizlik olmasın ya diye diye izledim animeyi.

Müzikler çok güzeldi, hissettirilen etkiyi sevdim. Özellikle Kai'nin performansı eşliğinde ormanın içinde gibi hissetmek güzeldi. Mozart, Chopin gibi sanatçıların eserlerini karakterlerin kendi tarzında dinledik. Animenin dingin yapısını, yarışmanın verdiği atmosferi sevdim. Amamiya'ya kızsam da acıdığım anlar da oldu. Hayatın içinden bir karakterdi aslında, insanların genelini yansıttığını düşünüyorum. Diğer karakterler de dikkat çekici ve renkliydi. Övmem gereken bir kişi de Ajino'ydu. Kai'yi elinden tutup, elmas gibi işleyen ve dünyaya sunan oydu. Öğrencisine hep inandı, en çok da kalbini gördü. Onu asla istemediği bir rekabete zorlamadı. 

Kai karakteri benim için bozuk düzen içinde açmış nadide bir çiçek gibiydi. Onu izlemeyi çok sevdim. Doğallığı, nezaketi, içtenliği, özgür ruhu ile bambaşka biriydi. Animeyi henüz bitirmeden paylaşımımı yaptım, sonunu merak ediyorum. 😊 



Romanov Komplosu (Kitap)

  Kitap son Rus Çarı ve ailesinin infazını konu alıyor. Gerçeklerden yola çıkarak yazılan roman dikkat çekici. Araştırmacı Laura geçmişin sı...