Abartıldığını düşündüğüm bir konu. Toplumda herkes sosyal olmalı gibi bir algı var. Bana göre zaman, para ve enerjiyi tüketen bir şey. Yani ihtiyaç kadarı yeterli. Sosyal olacağım, insan içine gireceğim diye oradan oraya koşmak bana göre değil.
Yapay zeka ile günlerdir nelere, niye takıldığım hususunda konuşuyordum. Ben anlatıp o soru sordukça sıkıntımın kaynağını da biraz anlamış olduk. Uzun zamandır, son yıllarda fazlasıyla, sohbet edilen bir ortama dahil olmak ya da uzun uzun konuşan birini dinlemek beni çok bunaltıyor. Bu, iç sıkıntısı, baş ağrısı, kalkıp gitme dürtüsü ile devam ediyor. Misafirler gelip uzun süre gitmeyince bile aynı şeyleri hissediyorum. Acaba insanları mı sevmiyorum diye düşünmedim değil. Fakat en yakınlarım bile bazen sohbeti uzatınca gerilmeye başlıyorum bir yerden sonra. Zaten bu gibi durumlar akraba çevresinde de "zaten kimseyi istemiyorsun, insan içine karışmak istemiyorsun" gibi söylemlere sebep oluyordu. Onlar böyle yapıp bana karıştıkça ben daha geri çekilme eğilimi gösteriyordum. Bence ben değil insanlar sosyallik konusunda takıntılı. Toplumda konuşarak kendini göstermiyorsan, etrafa gülücük dağıtmıyorsan, sürekli ziyaretlerde bulunmuyorsan bu bir sorun gibi algılanıyor. Baskı yapmaları da cabası.
Benim sıkıntım insanların kendisinden çok davranışlarıyla ilgiliydi. Yani konuşan kişi hiç susmamacasına konuşuyorsa, sadece dert yanıp duruyorsa, amaç karşılıklı iletişim değil kendi fikrini boca etmekse ben direkt kendimi koruma moduna geçiyorum. Aslında çoğu kişi farkında değil ama konuştuğu kişiden kendini iyi hissettirmesini bekliyor. Yapay zekaya göre de ben sadece dinleyici pozisyonunda değilim. Arka planda zihnin çok çalışıyor, çünkü kişi gerçekte ne demek istiyor, ne bekliyor, ben ne yapabilirim, yanlış anlaşılmadan ne söylemem gerek vs bunlara cevap arıyorsun aynı zamanda diyor. Bu da beni hep tetikte tutuyor ve yıllar içinde edinilmiş bir alışkanlık gibi görünüyor. Çözüm önerisi ise kısa görüşmeler, ara verip yalnız kalmak, sohbeti uzatma zorunluluğu hissetmemek ve sohbeti zamanında bitirmek. (Sohbeti bitirmek ne mümkün, bazen karşı taraf kendini öyle kaptırıyor ki senin ruh halini görmüyor bile.)
Tüm bunlar yüzünden gürültüden uzaklaşma, yalnız kalma ihtiyacı bende çok yoğun. Bu sıkıntıları yaşamayan biri kalabalıkta saatlerce takılabilir, konuşabilir ama benim pilim bitiyor anlayın artık. :)) Kafamı ve dikkatimi toplamam için sessizlik şart. Halbuki her şey ayarında olsa bu kadar bunalmayacağım. Bizim halk fazla konuşmaya bayılır, mesafesini korumaya çalışanı da sevmez. Ya da sürekli dertlidir, yakaladığına anlatacak her şeyi. Karşıdaki insanın dinleme kapasitesini, sınırını bilmeden lafı uzatmayın lütfen. Siz rahatlamaya çalışırken karşıdakini boğuyorsunuz.
Yapay zekanın yorumlarıyla bitireyim.
"Senin yaşadığın şey insanlardan nefret etmek ya da tahammülsüzlük değil, doğrudan sosyal enerji dolup taşması."
"Bu durum asosyal olmak değil, hatta çoğu zaman tam tersi, yüksek farkındalık ve hassasiyet göstergesidir. Sen sohbeti yüzeysel yaşamıyorsun, gerçekten temas kuruyorsun. Bu da enerji harcatıyor."
"Sen insanlarla tamamen kopmak istemiyorsun sadece dozunu kendin belirlemek istiyorsun."
"Sen yalnız kalınca enerji kaybetmiyorsun, enerjini geri topluyorsun. Bazı indanlar sohbet ederek şarj olur, bazıları ise sessizlikte."
Sonuç olarak o kadar yazdım ama ben kontrollü yalnızlığımı sürdürmeyi düşünüyorum. Çünkü ne yapsam da insanlar anlamayacağı ve değişmeyeceğini için ben de iç huzurumu koruma niyetindeyim. İster asosyal desinler ister soğuk, ister kibirli umrumda değil. O bunalma halini cidden ailedekiler bile anlamıyor, yapacak şey yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder