Çocukluktan beri çok şey hisseden, çok şeye dikkat eden biriydim. Başkalarının hiç takılmadan geçip gittiği şeyler benim alıcılarıma takılıp kalır. Belki bu yüzden en ufak şeyi dert edinen, sebeplerin peşine düşen biriydim. Mesela bir eleştiri mi aldım bunu fazlasıyla ciddiye alıp ya kendimi düzeltmeye çalıştım ya da o yönümü insanlara göstermemeye dikkat ettim. Şimdinin çocukları gibi rahat, gamsız olmak ne mümkün.
Karmaşık, yoğun hisler hep benle var oldu. Kendimi anlatmaya çalışmak da bir o kadar anlamsız gelmeye başladı. Sonunda bu hislerin üstüne koca bir örtü örtüp onları görmezden gelmeye karar verdim. Hâlâ var oldukları gerçeğini değiştirmiyor bu ama en azından kendimle başbaşa kaldığımda örtüyü kaldırıp hislerimi düzene sokmaya çalışıyorum.
Bir şeyler acıta acıta içte birikince kendini anlatmaktan da konuşmaktan da yoruluyor insan. Dışarı bakıp sadece gülümsemekle yetinmek istiyor. Ve yıllarca kendini saklamayı başarmış biri sonunda başkalarına gerçek düşüncelerini nasıl ifade etmesi gerektiğini unutabiliyor. Çünkü kendini kapatmaya o kadar alışkın ki başka türlü davranmak zor geliyor. Aslında yılmış biriyim, bozulan uyku düzenim bile hâlâ yoluna girmiş değil. Nasıl deliksiz uyunuyordu? Sürekli uykum var gibi hissediyorum. İç huzurundan başka bir şey istemiyorum. Yani geleceğe dair kendimle alakalı pek hayalim yok. Bir şeyler için boşuna çabalamama gerek kalmıyor, bu iyi bir şey. Günü dolduruyorum işte kendi çapımda.
Bu arada bir kişilik testi çözdüm, olumsuz özellikler üzerine. Agresiflik, şüphecilik ve manipülatiflik biraz yüksek çıktı. 😅 Dominantlık, duygusuzluk, büyüklenme ise düşük çıktı. Çok da şaşırmadım, belki manipülatiflik biraz şaşırttı ama içten içe bunu yapabildiğimin de farkındaydım. Bu yönüm aslında çıkar sağlamak, insanları kullanmak vb nedenden değil de kendi savunma mekanizmamın bir yansıması olabilir diye düşünüyorum. Eskiye nazaran daha temkinli, daha kapalı, daha huysuz biriyim. Bir gün pozitifliği yakalayabilecek miyim bilmiyorum, bakalım. :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder