28 Aralık 2024 Cumartesi

Shiplediğim Anime Karakterleri

  

Aslında yakıştırmak demeliyim de bu kelime çok dilime dolandı. 😅 Listem kabarık o yüzden en sevdiğim bir kaçına yer vereyim. (Can sıkıntısından yine garip şeylere sardım. 🤭 )


Kougami & Akane (Psycho Pass)



 Bu ikisi animede çift bile değil, aralarında romantizm de yok gel gör ki minnoş kalbim hep ikisi bir araya gelsin istedi. 😆 En azından animede birbirlerine ne kadar değer verdiklerini hissedebildik. Özellikle atarlı Kougamimizin her şeye ve herkese kızarken Akane kendisini kaç kere yaralamış, eleştirmiş olsa da ona zerre kızmaması bence gizli bir aşk ilanıydı. 😎💕 İki karakterde de kendimden bir şeyler gördüğüm için onları çok sevdim. Akane, infazcı Kougami'nin üstü bu arada. Kougami gibi biri çıkmıyor ki karşımıza, adam gibi adam. Bak yine izleyesim geldi. 🤭




Violet & Gilbert (Violet Evergarden)



 İkisinin de hayatları zor geçtiği için üzülmemek elde değil. Gilbert henüz çocuk yaştayken Violet ile karşılaşıyor, birlikte savaşlara giriyorlar. Gilbert'in Violet'e karşı olan merhameti, sevgisi zamanla suçluluk duygusuna dönüşüyor. Yıllar geçip Violet büyüdükçe Gilbert'i aklından atamaz oluyor.

 Romantik dram içerikli en iyi anime diyebilirim. İki karakterin de hisleri fazlasıyla izleyiciye geçiyor. Tabi başta Violet'in küçük yaşta olması ve aradaki yaş farkı göze batsa da kuvvetli bağların asla kopmayacağını bize gösteriyor anime. Aklıma geldikçe anime filmini izlerim. 🤧🤧


Minato & Kushina (Naruto)



  Çocuk yaşta tanışıp birbirine aşık olan çiftimiz. Minato fedakarlığın vücut bulmuş hali diyebiliriz. Eşini, çocuğunu, köyünü, halkını çok sevdi. Sonunda seçim yapmak zorunda kaldığında bir şeyleri geride bırakıp eşiyle gitmeyi tercih etti. Çünkü geride kalmak umudu yok etmek demekti. O hiç düşünmeden ölümü kucakladı. Nasıl güzel bir eş, baba ve lider olduğunu kanıtladı. Sevgi dolu güçlü Kushinamız da zor bir hayat yaşadı. Minato olmasa belki hayatı sadece yalnızlıktan, kötü anılardan ibaret olacaktı. Mükemmel çiftime burada veda ediyorum. 🥺💕


 Yuta & Rika (Jujutsu Kaisen)



 Yuta ve Rika da çocukluk aşıkları. Birbirlerine bir söz vermeleri onların laneti oldu. Yuta yıllarca bir lanetle yaşamak zorunda kaldı ve tam pes edeceği sırada bir şeylerin farkına vardı. Tek bir gerçek vardı, ikisinin de birbirine olan sevgisi bitmemişti. Beden değil ruhun önemli olduğunu ve ayrılmaz bağların varlığını bir kez daha görmüş olduk. Anime fantastik macera olunca biraz uçuk kaçık gelebilir ama İkisinin hikayesi beni etkilemişti. 🥰🌺


Mikasa & Eren (Attack on Titan)



 Ahh ahh bu ikisine ne desem bilmiyorum. Onların öyle bir ilişkisi vardı ki savaşmak gibi adeta. Mikasa çocukluktan beri Eren'i severdi ama hislerini hep içine attı. Onun Eren'in kalbindeki yerini ise çok sonra gördük. Onlar hem çok yakın arkadaş, hem ayrılmaz ikiliydi ama hayat ikisini birbirine hep tokuşturdu, çatladılar bir süre sonra. 😥🌺 Kim dayanabilirdi ki, Mikasa için de Eren için de çok zor oldu. Keşke her şey daha farklı olsaydı. İkisinin de hedefleri aşklarından önemliydi. 🤧🤧


Howl & Sophie (Yürüyen Şato)



 İkisini zaten tanımayan yoktur. Howl fantastik güçleri olan özel bir insan. Kendi görünümüne çok özen verse de sıradan görünüşlü, nahif kızımız Sophie ile aralarında güzel bir bağ oluşur. Howl Sophie sayesinde gerçek güzelliğin ne olduğunu anlar. İkisinin de birbiri için çabalaması, emek vermesi güzeldi. Kalp ısıtan bir sevgileri, bağlılıkları vardı. 💕🌸 


 Bayağı uğraştım, yorumlarınızı bekliyorum. Sizler de favori çiftlerinizi yazabilirsiniz. :) 


27 Aralık 2024 Cuma

Navillera (Dizi)

 

Diziye oyuncu Song Kang için başladım. My Demon dizisinde ilgimi çekmişti ama bu dizi ile gönlümde ayrı yer etti. İyi ki izlemişim dediğim bir dizi oldu Navillera.



  70 yaşındaki dede emekli olduktan sonra bale öğrenmeye merak salar. Zamanında babası karşı çıktığı için ve hep çalıştığı için fırsatı olmamıştır. Şimdi de yaşı yüzünden eşi ve çocukları karşı çıkar. 

 Dede bir gün kendini bale salonunda genç Chae Rok'u izlerken bulur ve hayran kalır. Bale hocası henüz kendini kanıtlama aşamasında olan ve yarı zamanlı işlerde çalışan Chae Rok'a dedeyi eğitmesi görevini verir. Aslında niyeti dedenin bale öğrenmesinden çok gencin odağını ve zamanını daha fazla baleye çekmektir.

 Chae Rok istemeyerek kabul eder ve dede ile aralarında kuvvetli bir bağ gelişir. İkisi de birbirini destekleyerek yükselişe geçer.



 Spor konusunda sanırım beni en etkileyen dizi oldu. Dedenin pes etmeden ve ağrılarına rağmen çalışmasının yanında etrafındaki herkesin kalbine dokunuşu çok hoştu. Başta Chae ve birçok kişiyi değiştirdiğini söyleyebilirim. Dedenin nahif yanı ve sevecenliği ile Chae'nin sessiz ve düşünceli yapısı beni diziye anında çekti. İkisi dede torun gibi oldu adeta. Açıkçası Song Kang'ı oynadığı bu karakter ile çok özdeşleştirdim. Gösterişten uzak, kendi halinde mücadele veren ve göründüğünden duygusal biriydi. Böyle karakterleri özlediğimi fark ettim. Keşke öyle bir dostum olsaydı. :) Dizide romantizme girilmemesi de ikili arasındaki bağı daha ön plana çekmiş, çok da iyi olmuş. 

 Diziyi çok sevdim. Bazen yavaş ilerlese de hayata dair çok şey gösteriyor bize. Spoiler olmasın diye sonlarını anlatmıyorum ama kişinin başarısının desteklenmek ve ciddiye alınmakla çok arttığını gördük. Dedeye üzüldüğüm anlar oldu, Chae'nin ona sahip çıkışını görmek de bana burukluk verdi. Çünkü yaşlılar genelde hayallerini gerçekleştirme konusunda, hele de hastaysa hiç desteklenmiyor. Hatta bazı aileler bakımını bile yapmak istemiyor, üzücü gerçekten. O yüzden bu diziyi izlemek bana iyi geldi. Hayatın içinden bir şeyler izlemek isteyenlere tavsiye ederim. (Not: şu bale kıyafetleri niye bu kadar çirkin olur ya, güzel bir şey tasarlayamıyorlar mı?)


9 Aralık 2024 Pazartesi

İslam Deklarasyonu ve Tarihi Savunma (Kitap)

 


Bu kitabı bir süredir merak ediyordum. Sonunda okuma fırsatı bulabildim. Herkesin okuyup özümsemesi gereken bir kitap.

Kitap genel olarak Müslüman halkların geri kalmışlığı, bunun sebepleri, çözüm yolları ve İslami nizam üzerinde duruyor. Eğitim sisteminden siyasete pek çok eleştiri var. Yazar muhafazakarlar ve yenilikçiler arasındaki anlaşmazlığı ve nedenlerini güzelce vurgulamış.

İslamın sadece inançta kalmaması gerektiği, İslamı yaşam tarzı haline getirmek gerektiği ve halkların bir olması gerektiğini vurguluyor. Kısaca halk ve yönetim arasındaki farklı görüş nedeniyle toplumda istenen motivasyon ve azmin sağlanamayacağını söylüyor. Yani Müslüman olmayan, yabancı kesimi yönlendiren, harekete geçiren şeyin bizde işe yaramayacağını anlatıyor.

Bence bir Müslümanın neye dikkat etmesi gerektiği konusunda çok faydalı bir kitap. Geçmişten beri bir şey değişmediğini görmek de üzücü gerçekten. Gücü elinde tutan ülkeler "böl, parçala ve kendine bağımlı hale getir" taktiğinde hâlâ başarılı malesef. Bu bahane ile milliyetçilik adı altında çok savaş çıkarttılar. Hâlâ da toplumlar bunun acısını çekiyor. Kitabın sonunda bu yazdıkları nedeniyle Aliya İzetbegoviç'in haksız yere mahkemede yargılanmasına ve kendi savunmasına da yer verilmiş. 

Çok fazla altını çizdiğim yer vardı ama birkaçını paylaşıyorum.


Nüfuzun bu yeni formuyla ulaşılmaya çalışılan hedef ise yine aynı: buradaki varlıklarını garanti altına almak ve Müslüman ulusları manevi açıdan zayıf, maddi ve siyasi açıdan kendilerine bağımlı vaziyette tutmaya devam etmek.

İslam'a yabancı olan hiçbir ideal ne kültür ne de devlet sahasında asla kayda değer bir tesir oluşturmayı başaramadı. Aslına bakılırsa, Müslüman halkların tarihinde büyük ve bahsetmeye layık ne varsa tamamı İslam nişanlarının gölgesinde gerçekleşmiştir.

İslam'ın sadece bir inanç olduğu düşüncesinden hareketle muhafazakârlar İslam'ın dış dünyayı tanzim etme gayesi olmadığı ve yenilikçiler de İslam'ın dış dünyayı düzenlemesinin mümkün olmadığı kanaatine varırlar.

Akıllara ziyan bir sığ görüşlülükle milletin mukaddesatını çiğnediler ve hakiki hayatı yok ederek yerine imitasyon bir yaşam koydular.

Halklarımızı boyunduruk altında tutmak için artık demir zincirlere ihtiyaç kalmadı zira bir milletin eğitimli kesiminin irade ve şuurunu felç eden bu yabancı "eğitimin" ipek iplikleri de aynı güce sahip.

Eskiden bu yana şahısların aşırı methine hem Doğu'da hem Batı'da sık rastlanır. Bu, bir çeşit putçuluğu temsil ettiği için İslam'a açık bir şekilde yabancıdır.

Yani yaptığımız bir şey yüzünden değil de yapmayacağımızdan emin olunmayan bir şey nedeniyle doksan yıl hapisle (!) yargılandık.



Mim

 

 Katılanları görünce heveslendim ben de bir şeyler karalayım dedim. :)

 

2025 Yılından Beklentilerin Neler?

Dünya ve toplumla ilgili hepimizin ortak beklentileri vardır elbette. O yüzden bunu geçip kendimle ilgili beklentilere yer vereyim. Benim için farklı bir yıl olacak gibi, tabii Allah izin verirse. Yaşam ve beslenme tarzımın değişeceğini düşünüyorum. Bu da ruh halimi ve fiziki yapımı daha olumlu etkileyecektir. Uzun bir bekleme sürecinden sonra hedefime ulaşmaya çok yaklaştım. Bu sayede düzenli ve planlı bir hayata da geçebilirim. Yeni şeyler öğrenmek, vaktimi daha yararlı şeylerle geçirmek ve görmek istediğim bazı yerleri gezip görmek istiyorum. Hakkımda hayırlısı olsun İnşallah. :)

2024 Yılı Nasıl Geçti?

2024 benim için dağılma döneminden sonra toparlanma sürecine girmek gibiydi. Kendime geldiğimi hissettim, belirsizlikler de ortadan kalkmaya başlayınca daha huzurlu ve gevşemiş hissettim. Eskisi kadar bir şeylere takılıp kalmıyorum, öfkemin azaldığı ve güzel şeylere odaklanabildiğim bir dönem de oldu. Bu halimi hep sürdürebilirim İnşallah. :) 



5 Aralık 2024 Perşembe

Sağlıklı Beslenmeye Başlıyorum

 

Selamlar, bu ara yeni bir karar aldım. Bugünden itibaren glutensiz beslenmeye geçeceğim. Pek çok üründe gluten bulunduğu için biraz zor olacak ama araştırınca alternatif ürünler de olduğunu gördüm.

Son yıllarda gıda terörü ve ilaç firmalarının dayatması yüzünden sağlığımız daha kötüye gider oldu. Sindirim sistemi çok şeyi etkiliyor, bu yüzden öncelikle glutensiz hayata alışmaya karar verdim. Bir düzeni oturtursam gerisi kolay olacaktır. Tabi hazır gıdalar, abur cuburu da bırakıyorum.

Her ne kadar yediklerimizin sağlıksız olduğunu bilsek de bunları bırakmak için şu an somut adım atma nedenim fibromiyalji. Duyanlar olmuştur belki insanın uyku düzenini bozan, yorgunluk hissi veren ve sık sık ağrı yaşamasına sebep olan bir rahatsızlık. Bende uyku düzensizliği ve yıllardır süren baş ense ağrısı ayrıca ev işi yaptıktan sonra başlayan eklem ağrıları vardı. Zaten sinir stresimin sebebi de buydu. Oysa doktora gidince bir çoğu psikolojik diye geçiştirdi, esas sorunu bulmaya çalışmadı. Yani sinir stresimin sebebi zaten tekrar edip duran ağrılardı.

Son gittiğim nöroloji doktoru sorular sordu ve fibromiyalji olduğumu söyledi. Yine ilaç yazdı, şimdi daha iyiyim şükür ama araştırınca kesin çözümün gluteni kesmek, beslenmeyi düzeltmek ve magnezyum, vitamin vb takviyelerin alınması ile olacağını öğrendim. Artık bunlara yoğunlaşacağım, olumlu bir sonuç alırım İnşallah. Zaten herkesin bir an önce sağlıklı yaşama dönmesi gerekiyor. Beslenme konusunda Canan Karatay'ın kitaplarını da almayı düşünüyorum. Doğruları söylüyor diye herkes kadına savaş açtı ama dinleyince çok da mantıklı dedikleri. Bize en iyi kendimiz bakarız, sağlık ve gıda sektörü işi ticarete dökmüş durumda. Bu kadar bozuk gıda ve gereksiz ilaçla sağlıklı kalmak mümkün değil zaten. 


Yıldız Düşüşü 2.Bölüm

  2.Bölüm Ertesi gün davetten birkaç saat önce Aden geldi. Oynayacakları rolde daha gerçekçi olmak için birbirlerini tanımaları gerektiğini ...