26 Aralık 2025 Cuma

Forest of Piano (Anime)

 


Geçenlerde denk gelip de öylesine izlediğim animeyi bu kadar seveceğimi tahmin etmemiştim. Neyse ki iki sezonu varmış, bol bol izleyebildim. :)

Kai İchinose henüz çocukken ormanda bulduğu piyanoyu sahiplenir ve içinden geldiği gibi onu çalar. Ancak ondan başka kim çalmaya kalksa piyanodan ses çıkmaz. Bu durum öğretmeni Ajino'nun dikkatini çeker. Kai'nin müziğe olan yatkınlığını fark eden öğretmen onu eğitmek ister. Bu da daha önce Ajino'dan ders almak için girişimde bulunan Kai'nin sınıf arkadaşı Amamiya için hiç iyi olmaz. Amamiya'nın hayali büyük bir piyanist olmaktır. Kai'nin çalışına olan ilgi ve hayranlığı zamanla kıskançlığa dönüşür. Kai ise onu hep arkadaşı olarak görüp takdir edecektir.

Aradan yıllar geçip de ikili aynı yarışmaya katılınca dünya tatlısı Kai'nin hiç değişmediğini, geçmişte haksızlığa uğrasa da kendi tarzında çalmayı sürdürdüğünü görüyoruz. Çünkü o kimseyle rekabet etmiyor, müziğini dünyaya duyurmaya çalışıyor. Çok saf, temiz kalbi var. O üzüldüğünde gidip sarılasım geliyor. Kendi ışığı çok parlak olduğu için bazı jüri üyeleri onu tehlikeli olarak görüyor. Bir yerde de adaletsizlik olmasın ya diye diye izledim animeyi.

Müzikler çok güzeldi, hissettirilen etkiyi sevdim. Özellikle Kai'nin performansı eşliğinde ormanın içinde gibi hissetmek güzeldi. Mozart, Chopin gibi sanatçıların eserlerini karakterlerin kendi tarzında dinledik. Animenin dingin yapısını, yarışmanın verdiği atmosferi sevdim. Amamiya'ya kızsam da acıdığım anlar da oldu. Hayatın içinden bir karakterdi aslında, insanların genelini yansıttığını düşünüyorum. Diğer karakterler de dikkat çekici ve renkliydi. Övmem gereken bir kişi de Ajino'ydu. Kai'yi elinden tutup, elmas gibi işleyen ve dünyaya sunan oydu. Öğrencisine hep inandı, en çok da kalbini gördü. Onu asla istemediği bir rekabete zorlamadı. 

Kai karakteri benim için bozuk düzen içinde açmış nadide bir çiçek gibiydi. Onu izlemeyi çok sevdim. Doğallığı, nezaketi, içtenliği, özgür ruhu ile bambaşka biriydi. Animeyi henüz bitirmeden paylaşımımı yaptım, sonunu merak ediyorum. 😊 



21 Aralık 2025 Pazar

Yeni kitaplarım




Bu aralar sık kitap alışverişi yapar oldum. İnsanı mutlu ediyor, ne yapayım. Daha geçen ay bir külliyat almıştım, bitirmem iki yılı bulur diye düşünüyorum. Yine de farklı türde kitaplar okumak iyi oluyor. Delirmeler Sarayı Güray Süngü'nün yeni çıkan kitabı. İsmi bile çok ilgi çekici bence. Biomortem de Serkan Karaismailoğlu'nun yeni kitabı. Yazarı hep merak ediyordum, önceki kitapları yerine neden bundan başlamak istedim ben de bilmiyorum. Sanırım konusu çok ilgimi çekti. :) Dazai'den de hiç kitap okumamıştım, en azından Pandora'nın Kutusu'nu okuyum dedim. Umarım tarzını severim. Carl Jung hakkında çok videoya denk geliyorum, merak uyandırıcı geliyordu. Bilinç ve Bilinçdışı konusunu daha iyi kavramak için bu kitabı da aldım. Karakterleri psikolojik açıdan yazarken de bana faydası olabileceğini düşündüm. O yüzden ilk bu kitabı okumaya başladım. :)


Uzun süredir almak istediğim Risalei Nur Külliyatını da sonunda aldım. Kitaplığımın en güzel köşesinde yerini aldı. Set 14 kitaptan oluşuyor. Okuma sırası hakkında çok yorumlar var ama genelde Sözler ile başlanıyormuş, ben de ondan başladım. Kitabı okumak o kadar kolay değil ama çabalamak lazım. Çok fazla bilmediğimiz eski kelime barındırıyor. Yine de okurken verilen mesaj az çok anlaşılıyor. Bu yüzden tek tek kelimelerin anlamını bulmak yerine sezgi yoluyla anlamaya çalışıyorum. Zaten ilk olarak hızlı okunması da tavsiye ediliyor. Yoksa ilerlemek çok zor olur. Sözler ders verici, çeşitli kısa hikayeler ve Allah'ı tanımak, kulluk üzerine derin açıklamalar içeriyor. Okudukça kulluğumuz konusundaki eksiklikleri daha iyi anlıyoruz. Yazar gerçeği daha iyi görmemiz için bize farklı bir pencere açıyor da diyebilirim. Kitabı bitirince alıntılara da yer vereyim, şimdi kısa keseyim. Dediğim gibi bunları bitirmem kısa zamanda mümkün değil. Her gün birkaç sayfa da olsa okuyup feyz almak istiyorum. 

13 Aralık 2025 Cumartesi

Jujutsu Kaisen: Execution (Anime)

 


 Bugün sinemada uzun süredir beklediğim Jujutsu Kaisen'in yeni filmini izledim. Arkadaşlarımla gittiğim için çok keyif aldım. 😊 Film, ikinci sezonun özeti ve gelecek üçüncü sezonun ön gösterimi olarak harmanlanmış. Zaten bunu bilerek gittim ama netteki yorumlara bakınca ilginç şekilde eleştirilmiş bu durum. İnsanlar da tuhaf doğrusu, bir yanıltma yok bir şey yok ortada.

 1.5 saate ne sığdırabilecekler diye merak ediyordum ki ikinci sezon da zaten kesitler halinde sunulmuş. Bunun kötü yanı her şeyin çok hızlı ilerlemesiydi, animeyi bilmeyen arkadaşlarım kafa karışıklığı yaşadı biraz. İkinci sezonu ezbere bilen biri olarak ilk yarım saatteki hızlı geçişler benim bile adapte olmamı zorlaştırdı. İyi yanı ise neredeyse her önemli olaya, dövüşe yer verilmiş olmasıydı. Görsel olarak yine iyi iş çıkarmışlar, bayılarak izledim. Bir diğer şikayetim animedeki favorim olan Gojo'yu çok az görmemiz, sahnelerini toplasak iki dakika etmez galiba.

 Filmin ikinci yarısında üçüncü sezonun başlangıcını gördük. Bu kısımlar daha yavaş aktığı için ve görselliği yine çok iyi olduğu için beğendim. Mangasını okumuş olsam da unuttuğum kısımlar vardı ve anime stüdyosu çıtayı yükseltmiş. Ana karakterin talihsizlikleri ve ruhsal dönüşümü iyi yansıtılmış. Öyle ki sesi, duruşu bile farklıydı. Bu kısımda İtlaf Oyunlarına giriş olacak sanmıştım ama tam ölüm oyunu başlayacakken sonlandı. Neyse ki yakında animenin 3. sezonu başlayacağı için devamını izleyebileceğim.

 Ana karakter İtadori odaklıydı film. Başına gelmeyen kalmadığı için bu normaldi. Bu kadar çöküşten sonra ancak İtadori gibi duyguları sağlam biri toparlanabilirdi. (Biliyoruz ki onun sınıf arkadaşı benzeri imtihanları yaşarken ruhsal olarak fena çökmüş, kalkamamıştı.) O yüzden İtadori'nin yıkılmayışlarına, bir nevi tekrar tekrar doğuşlarına hayranım. :) Üsttekilerin sinir bozucu kararları da yine çileden çıkaracak boyutta. Gojo mühürlü ya tabi meydan hem lanetlere hem bu çıkarcılara kaldı. Fırsat bulmuşken birkaç kişinin infaz kararını çıkardılar hemen. Neyse ki ileri görüşlü Gojo'muz bazı tedbirler almıştı. Düşündüm de Gojo engellemese lanetlerle savaşmak yerine kendi kendilerini yiyip bitirecek bunlar. Gojo öfkelenirse hepsini ezerdi, bu gerçeği bildikleri için hep korkak davrandılar. Oturdukları yerden, sahaya inip de lanetlerle ölümüne savaşanların kuyusunu kazmak nasıl bir seviye? İnsan ırkına şaşırmamak gerek gerçi. Konuyu daha fazla uzatmayım. Üçüncü sezonu izledikten sonra nasıl olsa yine damlarım buraya. 😅 İlgimi çeken bir diğer nokta animesinde çalan bazı müziklere filmde yer verilmemesiydi. Yokluğunu hissettim açıkçası. Telif meselesiyle ilgili mi neden böyle oldu acaba? Fragmanı da bırakıp gidiyorum, iyi geceler. 




Biomortem (Kitap)

Yazardan okuduğum ilk kitap, akıcı ve merak uyandırıcıydı. Kitap, Falin adlı yaşı ilerlemiş bir adamın Biomortem denen bir merkezde yaşadıkl...